İçinde TANGA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "tanga" olan, toplam 9 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tanga bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu tanga ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tanga olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

UTANGAÇLIK, TANGALOĞLU

8 harfli kelimeler

TANGAYAZ, TANGAYLİ

7 harfli kelimeler

UTANGAÇ, UTANGAN, TANGALA

6 harfli kelimeler

TANGAL

5 harfli kelimeler

TANGA

Bazı kelimelerin anlamları

TANGA

Topuklu kadın ayakkabısı.

UTANGAN

Utangaç.

TANGAYAZ

1.Bulutsuz ve soğuk hava. 2.Yağmurdan sonra açan hava.

TANGAYLİ

Serçeden büyük, serçeye benzer bir çeşit kuş.

UTANGAÇLIK

Sıkılganlık, mahcubiyet.

TANGAL

Oval (cisimler için). 2.Büyük başlı (insan için): Tangal Osman'ı gördün mü?. Keçi çanı.

TANGALA

Sincap.

UTANGAÇ

Bir topluluk içinde gereken güven ve cesareti kendinde bulamayan, rahat konuşamayan ve rahat davranamayan, sıkılgan, mahcup.

TANGALOĞLU

Sinop ilinde, Kabalı nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

  -   -   -  

Anlamında TANGA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TANGA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ARLI

Namuslu, utangaç, sıkılgan.

MAHCUBİYET

Utangaçlık.

IMSIK

Gamsız, kaygısız. Sır saklayan. Arsız, uyuşuk, miskin, beceriksiz. Eskimiş, kokmuş, bayat yemek. Sessiz, utangaç, sıkılgan, az konuşan kişi.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

ISMIK

Sessiz, utangaç, sıkılgan, az konuşan kişi. Ahmak, budala. Toy. Sessiz, utangaç, az konuşan kimse.

SIKILGAN

Utangaç.

IMZIK

Arsız, uyuşuk, miskin, beceriksiz. Cimri, eli sıkı. Sinsi, içinden pazarlıklı. Eskimiş, kokmuş, bayat yemek. Sessiz, utangaç, sıkılgan, az konuşan kişi.

BOZUM

Bozulma işi, utangaçlık, mahcupluk.

ÇEKİNCEK

Utangaç, çekingen olan kimse: Öyle çekincek ki yüzüne baksan buğur buğur terler. Çekincenliğinden ile, güne garışmaz. Tetik: Senin tüfeğin çekinceği kırılmış.

EYMENÇ

Utangaç.

BOMUZ

Utangaç, sefil.

EYMENİK

Utangaç.

MAHCUP

Utangaç. Utangaç bir biçimde.

MAHCUPLUK

Mahcup olma durumu, utangaçlık.

TOR

Sık gözlü ağ. Çekingen, utangaç. Bir dairenin kendi düzleminde bulunan fakat merkezinden geçmeyen bir doğru çevresinde dönmesiyle oluşan cisim. Olgunlaşmamış, ham. Toy, acemi kimse. İşe alışkın olmayan, yabani.

ELİKOYNUNDA

Utangaç, sıkılgan (insan). Düşünceli (insan).

ÇEKİNTİLİK

Utangaçlık.

DUTUK

Utangaç kişi. Kızlık zarı ameliyatsız açılamayan kız. Perde, peçe, yaşmak, duvak. Kapalı, örtülü. Rehin karşılığı verilen para.

EYMELİ

Utangaç.

ENDİK

Utangaç, sıkılgan.