Kelimeler arşivinde; içinde "tanga" olan, toplam 9 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tanga bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu tanga ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tanga olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
UTANGAÇLIK, TANGALOĞLU
TANGAYAZ, TANGAYLİ
UTANGAÇ, UTANGAN, TANGALA
TANGAL
TANGA
TANGA
Topuklu kadın ayakkabısı.
UTANGAN
Utangaç.
TANGAYAZ
1.Bulutsuz ve soğuk hava. 2.Yağmurdan sonra açan hava.
TANGAYLİ
Serçeden büyük, serçeye benzer bir çeşit kuş.
UTANGAÇLIK
Sıkılganlık, mahcubiyet.
TANGAL
Oval (cisimler için). 2.Büyük başlı (insan için): Tangal Osman'ı gördün mü?. Keçi çanı.
TANGALA
Sincap.
UTANGAÇ
Bir topluluk içinde gereken güven ve cesareti kendinde bulamayan, rahat konuşamayan ve rahat davranamayan, sıkılgan, mahcup.
TANGALOĞLU
Sinop ilinde, Kabalı nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Bu bölümde tanımı içerisinde TANGA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARLI
Namuslu, utangaç, sıkılgan.
MAHCUBİYET
Utangaçlık.
IMSIK
Gamsız, kaygısız. Sır saklayan. Arsız, uyuşuk, miskin, beceriksiz. Eskimiş, kokmuş, bayat yemek. Sessiz, utangaç, sıkılgan, az konuşan kişi.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ISMIK
Sessiz, utangaç, sıkılgan, az konuşan kişi. Ahmak, budala. Toy. Sessiz, utangaç, az konuşan kimse.
SIKILGAN
Utangaç.
IMZIK
Arsız, uyuşuk, miskin, beceriksiz. Cimri, eli sıkı. Sinsi, içinden pazarlıklı. Eskimiş, kokmuş, bayat yemek. Sessiz, utangaç, sıkılgan, az konuşan kişi.
BOZUM
Bozulma işi, utangaçlık, mahcupluk.
ÇEKİNCEK
Utangaç, çekingen olan kimse: Öyle çekincek ki yüzüne baksan buğur buğur terler. Çekincenliğinden ile, güne garışmaz. Tetik: Senin tüfeğin çekinceği kırılmış.
EYMENÇ
Utangaç.
BOMUZ
Utangaç, sefil.
EYMENİK
Utangaç.
MAHCUP
Utangaç. Utangaç bir biçimde.
MAHCUPLUK
Mahcup olma durumu, utangaçlık.
TOR
Sık gözlü ağ. Çekingen, utangaç. Bir dairenin kendi düzleminde bulunan fakat merkezinden geçmeyen bir doğru çevresinde dönmesiyle oluşan cisim. Olgunlaşmamış, ham. Toy, acemi kimse. İşe alışkın olmayan, yabani.
ELİKOYNUNDA
Utangaç, sıkılgan (insan). Düşünceli (insan).
ÇEKİNTİLİK
Utangaçlık.
DUTUK
Utangaç kişi. Kızlık zarı ameliyatsız açılamayan kız. Perde, peçe, yaşmak, duvak. Kapalı, örtülü. Rehin karşılığı verilen para.
EYMELİ
Utangaç.
ENDİK
Utangaç, sıkılgan.