TAHA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "taha" olan, toplam 45 adet kelime bulunmaktadır. taha ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu taha ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde taha olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

TAHAMMÜLSÜZLÜK

13 harfli kelimeler

TAHAMMÜLFERSA, TAHARETLENMEK

12 harfli kelimeler

TAHAFFUZHANE, TAHARETLENME

11 harfli kelimeler

TAHAMMÜLSÜZ

10 harfli kelimeler

TAHAÇLAMAK

9 harfli kelimeler

TAHANNEBİ

8 harfli kelimeler

TAHASSUN, TAHAMMÜR, TAHARRÜŞ, TAHASSUB, TAHACCÜM, TAHASSÜR, TAHASSÜS, TAHAŞŞÜT, TAHATTUR, TAHATUHA, TAHAVVÜL, TAHAYYÜL, TAHAMMUZ, TAHALLUS, TAHACCÜR, TAHAFFUZ, TAHALLET, TAHAKKUK, TAHAKKÜM, TAHAMMÜL

7 harfli kelimeler

TAHARMA, TAHADAK, TAHAKLI, TAHARRİ, TAHALAK, TAHARET, TAHANAH

6 harfli kelimeler

TAHALI, TAHARA, TAHANA, TAHAZE

5 harfli kelimeler

TAHAL, TAHAR, TAHAK, TAHAÇ, TAHAN

4 harfli kelimeler

TAHA

Bazı kelimelerin anlamları

TAHA

Küçük pencere ya da tavan penceresi. Duvara açılmış kapaksız, küçük dolap. İşte. Koyunlara takılan küçük çan. Eski araba. Dıvara açılmış küçük kapaksız dolap. Kur'an-ı Kerim'in yirminci surenin adı.

TAHASSUN

Korunmak için bir yere çekilme, sığınma.

TAHASSÜR

Özlem. Kavuşmak istenen şey veya kimse için üzülme, yanıp yakılma.

TAHAFFUZHANE

Sefer sırasında, yolcu ve çalışanların arasında bulaşıcı hastalık görülen gemilerin karantina sürelerini geçirmeleri, gerekli sağlık önlemlerinin alınması ve hastaların iyileştirilmeleri için büyük limanlara yakın kıyılara kurulmuş sağlık kuruluşu.

TAHAMMÜR

Mayalanma.

TAHAMMÜLSÜZLÜK

Tahammülsüz olma durumu.

TAHASSUB

Arapça kökenli taassub: tassup.

TAHAMMÜLFERSA

Dayanılmaz.

TAHASSÜS

Duygulanma, duygulanım.

TAHAMMÜLSÜZ

Tahammülü olmayan.

TAHARETLENME

Taharetlenmek işi.

TAHARETLENMEK

Sidik ve dışkı yapıldıktan sonra temizlenmek.

TAHAÇLAMAK

Giysileri yıkarken tahta tokaçla dövmek.

TAHARRÜŞ

Tırmalanma, kurcalanma, azdırılma.

TAHANNEBİ

Uzun, sarı, küçük çekirdekli, tatlı bir çeşit üzüm.

TAHACCÜM

Büyüme.

  -   -   -  

Anlamında TAHA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TAHA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DÖNÜŞMEK

Bir biçimden, bir durumdan başka bir biçime veya duruma geçmek, tahavvül etmek.

DÖNÜŞÜM

Olduğundan başka bir biçime girme, başka bir durum alma, şekil değiştirme, tahavvül, inkılap, transformasyon. Görevinin değişikliğe uğraması yüzünden bir organda ortaya çıkan değişme. Bilinçaltına itilmiş bir duygu veya isteğin, karşıtı görünümünde veya başka bir biçimde bilince yükselmesi, transformasyon.

GERÇEKLEŞME

Gerçekleşmek işi, tahakkuk.

DEĞİŞMEK

Başka bir biçim veya duruma girmek, tahavvül etmek. Değiştirmek. Karşılıklı alıp vermek, mübadele etmek. Yerine başka şey veya kimse gelmek.

GERÇEKLEŞMEK

Gerçek olmak, gerçek duruma gelmek, meydana gelmek, tahakkuk etmek.

DAYANMAK

Bir yere yaslanmak, kendini dayamak. Varmak, ulaşmak. Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek. Uzun süre kullanılmaya uygun olmak. Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek. Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek, istinat etmek. Yetişmek, yeter olmak. Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak. Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek. Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak. Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak.

MAYALANMA

Sıvı veya hamur durumda bulunan organik maddelerin kendiliğinden kabarıp köpürerek gaz çıkarması olayı. Organik maddelerin bazı mikroorganizmalarca salgılanan enzimler etkisiyle uğradığı değişiklik, tahammür, fermantasyon.

ARAMA

Aramak işi, taharri. Sanığın yakalanması veya suç belgelerinin elde edilmesi için bir kimsenin evinde, iş yerinde, üzerinde veya eşyasında yapılmış olan araştırma işlemi.

DUYGULANMA

Duygulanmak durumu, tahassüs. İç salgı bezlerini de kapsayan türlü etkiler altında duygusal tepkiler gösterme.

KATLANMAK

Katlama işi yapılmak. Hoş olmayan bir duruma, güç şartlara dayanmak, tahammül etmek.

İMGELEME

İmgelemek işi, tahayyül.

DÖNÜŞME

Dönüşmek işi, tahavvül. Benzeşme.

ARAŞTIRMA

Araştırmak işi, araştırı, istikşaf, taharri, tetkik. Bilim ve sanatla ilgili olarak yapılmış olan yöntemli çalışma, araştırı.

ÖZLEM

Bir kimseyi veya bir şeyi görme, kavuşma isteği, hasret, tahassür.

ÇEKİLMEK

Çekme işi yapılmak. Tartılmak. Bir işten, bir görevden kendi isteğiyle ayrılmak, istifa etmek. Katlanmak, üstlenmek, tahammül etmek. Geri gitmek, ricat etmek. Katılmamak, vazgeçmek. Azalmak. Uzaklaşmak, araya mesafe koymak. Kendini geriye veya bir yana çekmek. Yok olmak. Parça hâlindeki et kıyma biçimine getirilmek. Bir yerden uzaklaşmak, bir yere uğramamak.

DAYANILMAZ

Karşı konulamaz veya karşı çıkılamaz (kimse veya şey), tahammülfersa. Tahammül edilemez, katlanılamaz.

GÖTÜRMEK

Taşımak, ulaştırmak ya da koymak. Öldürmek. Herhangi bir yiyeceği tek başına ve hızlı bir biçimde yemek. Dayanmak, katlanmak, tahammül etmek. Kaybolmasına, yok olmasına yol açmak. Tümüyle sahip olmak. Yerinden ayırıp uzağa atmak veya yok etmek. Haksız kazanç sağlamak, mal veya para sahibi olmak. Bir sonuca vardırmak. Birinin yanında yürüyüp ona bir yere kadar arkadaşlık etmek. Bir kimseyi bir yere kadar yanında yürütmek.

GELMEK

Ulaşmak, varmak. Kazanılmak, sağlanılmak. Akmak. Herhangi bir sırada bulunmak. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Dayanmak, tahammül etmek. İsabet etmek. Ortaya çıkmak, doğmak. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Kadar olmak. İzlemek, takip etmek. Katılmak, eklenmek. Oturmaya, ziyarete gitmek. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Mal olmak. Belli bir süre dolmak. Biriyle birlikte gitmek. Uymak. Getirmek. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Başlamak, ortaya çıkmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Türemek. Belli bir zamana ulaşmak. Görünmek, sanılmak. Düşmek, rast gelmek. Çıkmak, yönelmek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Uygun düşmek. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Olmak, -e uğramak. Sonuç çıkmak.

İRKİLMEK

Ürkerek geri çekilir gibi olmak. Vücudun bir yeri dışarıdan gelen bir uyarıcının etkisiyle kanlanıp şişmek, taharrüş etmek. Şaşırıp duraklamak. Akan bir şey, bir engel karşısında duraklayıp birikmek.

BASKI

Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Bası sayısı. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.