İçinde TAHI geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "tahı" olan, toplam 11 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tahı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu tahı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tahı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

KARATAHIN, TAHILALAN

8 harfli kelimeler

TAHILDAK, TAHILKÖY, TAHILMAH, TAHILOTI, TAHIŞLUH, TAMTAHIR

5 harfli kelimeler

TAHIL, TAHIM

4 harfli kelimeler

TAHI

Bazı kelimelerin anlamları

TAHI

Kez. Takı, düğün ve nişan hediyesi.

TAHILDAK

Büyümemiş incir meyvesi : Bu sene incirlerde tahıldak bile yok.

TAHIŞLUH

Karşılıklı alışveriş, değiş tokuş.

TAMTAHIR

Otsuz, ekinsiz. Tamtakır, bomboş.

TAHIM

Tarla, bahçe ya da bağ sınırı. Takım. Kadınların takındıkları değerli süs eşyası, mücevher. Saban ve benzerleri çift sürmeye yarayan aygıtın tümü. Takım (nesneler için).

TAHILALAN

Şanlıurfa ilinde, Harran ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

TAHILOTI

Eski türkçe takıl: Ekmeklik buğday öğütülürken katılan, hamura dayanıklılık veren orum tahılı. Kemah Tan K.

TAHILMAH

Şakalaşmak, takılmak.

KARATAHIN

Bir çeşit çıban, şarbon hastalığı.

TAHILKÖY

Van kenti, Albayrak bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

TAHIL

Buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, pirinç vb. hasat edilen ürünler ile tohumlarının genel adı, hububat.

  -   -   -  

Anlamında TAHI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TAHI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

EKİNCİ

Tahıl yetiştirip satan kimse.

AMBAR

Genellikle tahıl saklanan yer. Kum, çakıl vb. yapı malzemesini ölçmekte kullanılan ve her yanı çoğunlukla 75 santimetre olan küp ölçek. Genellikle tahılın çok üretildiği yer, bölge. Geminin yük koymaya ayrılmış yeri. Yiyecek ve bazı eşyanın saklandığı yer. Eşya taşıma işleri yapan kurum veya ortaklık.

BÖCELENMEK

Tahıl böceklenmek.

ÇALKALAMAK

Sulu bir şeyi sarsarak veya çırparak karıştırmak. İçinde bir şey bulunan bir nesneyi sarsarak sallamak. Bir şeyi içinden su çarparak geçirmek yolu ile temizlemek. Vücudun göbek, kalça vb. yerini sürekli oynatmak. Sağlığının bozulmasına yol açmak. Tahılı sarsarak kalburdan geçirmek, elemek. Kuluçka yumurtalarını çevirmek.

FİREZ

Ekin. Biçilmiş tarlada kalan tahıl kökleri, anız.

ÇALKAR

Tahıl tanesini yabancı nesnelerden seçmeye veya tohumlukta kullanılacak tahılı ayırmaya yarayan döner kalburlu araç, çalkağı, çalkak.

FİRİK

Olgunlaşmak üzere olan tahıl. Çerez olarak yenen tahıl kavurgası.

ÇEVRİNTİ

Bir şeyin kendi ekseni çevresinde sürekli dönmesi. Çeşitli tahıl karışığı.

ALAZA

Dökülen tohumlarla ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl, soğan vb.

GLÜTEN

Katı cisimlerin parçalarını birbirine yapıştıran bir tür madde. Tahıl unlarından nişasta çıkarıldıktan sonra geri kalan albüminli madde.

DEĞİRMENLİK

Değirmende öğütülmek için ayrılmış (tahıl). Bir değirmen taşını işletecek güçte (akarsu).

BOZA

Arpa, darı, mısır, buğday vb. tahılların hamurunun ekşitilmesiyle yapılmış olan koyuca, tatlı veya mayhoş içecek.

ÇEÇ

Tahıl yığını. Tahıl elenen kalbur.

GÜZLÜK

Güzün yapılan. Güzün ekilen tahıl.

EKİN

Tahılın tarlaya atıldığı andan harman oluncaya kadar aldığı durum. Kültür, hars.

BADAS

Harman kaldırıldıktan sonra yerde kalan toprak, çöp ve samanla karışık tahıl taneleri, harman döküntüsü.

ÇALKAMAK

Çalkalamak. Tahıl elemek.

GERİ

Arka, bir şeyin sonra gelen bölümü, art, alt taraf, ileri karşıtı. "Geri dön, geri git!" anlamında bir söz. Araba üzerine gerilerek kenarları arabanın korkuluğuna tutturulan ve içine saman veya tahıl doldurulan büyük kıl çuval. Aptal, anlayışsız. Eksik gösteren (saat). Hayvanda boşaltım organının dışı. Bir şeyin sona kalan bölümü. Son, sonuç. Benzerlerine ayak uydurup ilerleyememiş, gelişememiş. Geriye doğru. Geçmiş, mazi.

EKMEK

Tahıl unundan yapılmış hamurun fırında, sacda veya tandırda pişirilmesiyle yapılmış olan yiyecek, nan, nanıaziz. Serpmek. Bir bitkiyi üretmek için toprağa tohum atmak veya gömmek. İnsanı geçindirecek iş, kazanç. Yemek, aş. Bir şeyin başlamasına yol açacak sebepleri hazırlamak. Yarışta geçmek. Birini uydurma bir sebeple bırakıp gitmek, savuşmak, atlatmak. Parayı boşuna harcamak, ziyan etmek. Toprağı ekip biçmek için kullanmak.

ÇORBA

Sebze, tahıl, et vb. ile hazırlanan sıcak, sulu içecek. İçinden çıkılmaz durum.