STER ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "ster" olan, toplam 46 adet kelime bulunmaktadır. ster ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu ster ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ster olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

STERKOBİLİNOJEN, STERİLLEŞTİRMEK, STEREOİZOMERLER

14 harfli kelimeler

STERİLLEŞTİRME

13 harfli kelimeler

STEREOTROPİZM, STERKORARİYAN, STERİLİZASYON

12 harfli kelimeler

STEREOVİSİON, STERNUTASYON, STEREOSKOPİK, STEREOSİLYUM, STERİLİZATÖR, STEREOİZOMER, STEREOGRAFİK

11 harfli kelimeler

STERNOSTOMA, STERKOBİLİN, STERKOROLİT, STERNBERGİA, STEROİZOMER, STEREOGRAFİ, STEREOFONİK, STERCORARİA

10 harfli kelimeler

STEROGRAFİ, STEROİTLER, STEREOSKOP, STERNOTOMİ, STEREOKİNO, STEREOFONİ, STEROKİMYA

9 harfli kelimeler

STEROLLER, STERNEBRA, STERADYAN, STERİNLER, STERİLİZE, STERİLİTE, STEREOTİP, STEREOSİL

7 harfli kelimeler

STERLİN, STERNİT, STERNUM, STEROİT

6 harfli kelimeler

STERİL, STEROL, STEROM

5 harfli kelimeler

STERE

4 harfli kelimeler

STER

Bazı kelimelerin anlamları

STER

Yığın durumundaki yakacak odun için kullanılan, bir metreküpe eşit hacim ölçüsü birimi.

STERİLLEŞTİRMEK

Mikropsuzlaştırmak.

STERİLLEŞTİRME

Mikropsuzlaştırma.

STEREOİZOMERLER

Aynı atom yapısında fakat yapısal konfigürasyonu farklı olan bileşikler.

STEREOGRAFİK

Stereografi ile ilgili.

STERNUTASYON

Aksırma, aksırık.

STERKORARİYAN

Tripanosomaların Stercoraria grubuna ait veya tripanosomaların Stercoraria grubunun neden olduğu.

STEREOSİLYUM

Çok uzun, ünit zar biçiminde ve bazal cisimcik taşımadıklarından silyumdan çok mikrovillusa benzeyen hareketsiz sitoplazma çıkıntıları. Organizmada duktus epididimis kanalını çevreleyen yüksek prizmatik epitel hücrelerinin uçlarında yer alırlar.

STEREOİZOMER

Molekül formülleri aynı, fakat atomların uzaydaki dizilişleri farklı olan bu nedenle de farklı fiziksel özellikler gösteren izomerler. En önemlileri optik ve geometrik izomeridir.

STEREOTROPİZM

Sarılıcı bitkilerin destek etrafında bükülmeleri gibi, katı bir obje ile temasa bağlı olarak bitkilerdeki büyüme hareketi.

STEREOSKOPİK

Stereoskopla ilgili olan.

STERKOBİLİNOJEN

Bilirubinin bağırsaklarda bakteriler tarafından indirgenmesiyle oluşan ve dışkıyla atılan renksiz ürün.

STERNOSTOMA

Evcil ve yabani kanatlıların trake ve bronşlarında parazitlenerek solunum güçlüğüne neden olan akar cinsi.

STERİLİZATÖR

Çeşitli maddelerle, alet ve malzemeleri steril duruma getirmek için kullanılan ve kuru havayla çalışan cihaz, sterilizasyon fırını, kuru hava sterilizatörü, Pasteur fırını.

STEREOVİSİON

1964'te Çekoslovakya'da mühendis Vladimir Novotny'nin geliştirdiği ve özel olarak hazırlanmış bir filmden görüntülüğe aynı görünçlüğün iki resminin yansıtılmasına, ucaylayıcı gözlükle bakılınca üçboyutlu tek bir resmin izlenmesine dayanan gözlüklü üçboyutlu televizyon.

STERİLİZASYON

Arınıklık.

  -   -   -  

Anlamında STER bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde STER geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ABARTI

Bir şeyi, bir olayı olduğundan büyük veya çok gösterme, mübalağa.

ABLA

Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).

AĞAÇLAŞMA

Ağaçlaşmak durumu. Bitki şekilleri gösteren ve akiklerde olduğu gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan doğal desen.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

ADSIZ

Adı olmayan, isimsiz. Tanınmayan, bilinmeyen, isimsiz. Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı, isimsiz.

ABARTMAK

Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.

ABARTILI

Olduğundan fazla gösterilen, abartmalı, mübalağalı. Abartarak, abartılı olarak, mübalağalı bir biçimde.

ABONMAN

Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.

AFİLİ

Gösterişli, çalımlı.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AĞIRBAŞLI

Davranışları ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddi, hoppa karşıtı. Gösterişli. Değeri çok olan, ağır.

AFİ

Gösteriş, çalım, caka.

AĞABEY

Büyük erkek kardeş, ağa, aka, ede, efe. Saygı ve sevgi göstermek üzere yaşça büyük olan erkeklere söylenen bir seslenme sözü.

AĞIRLAMAK

Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlamak, ikram etmek, izaz etmek.

ABULLABUT

Kaba saba ve anlayışsız (kimse). Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).

ACEMİLEŞMEK

Beceriksizlik göstermek.

ADRES

Bir kimsenin oturduğu yer, bulunak. Hedef gösterilen yer. Bir kimsenin sık olarak gittiği yer. Kurum ya da kuruluşun bulunduğu yer.

AÇIKLAMAK

Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.

ABARTISIZ

Olduğu gibi gösterilen, abartmasız, mübalağasız. Abartmadan, abartısız olarak, mübalağasız bir biçimde.

ADIM

Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.