SİS ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "sis" olan, toplam 63 adet kelime bulunmaktadır. sis ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu sis ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde sis olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

SİSTEMLEŞTİRMEK

14 harfli kelimeler

SİSTEMLEŞTİRME

13 harfli kelimeler

SİSTİSERKOZİS, SİSTOKAULOZİS, SİSMONDİCİLİK

12 harfli kelimeler

SİSTİSERKOİT, SİSLENDİRMEK, SİSTİRELEMEK, SİSLEŞTİRİCİ, SİSTEMLEŞMEK, SİSTİDİKOLOZ, SİSTEMSİZLİK

11 harfli kelimeler

SİSTİRELEME, SİSTOPLASTİ, SİSTEMCİLİK, SİSTEMLEŞME, SİSTOREKSİS, SİSLEŞTİRME, SİSLENDİRME, SİSEFALİYEN

10 harfli kelimeler

SİSTEMATİK, SİSTOGRAFİ, SİSTOPEKSİ, SİSMOLOJİK, SİSTOSKOPİ

9 harfli kelimeler

SİSTİRECİ, SİSTOSKOP, SİSTİDYUM, SİSLENMEK, SİSMOGRAF, SİSTEMSİZ, SİSMOLOJİ, SİSOMİYEN, SİSTORAFİ, SİSTOKARP, SİSTOTOMİ

8 harfli kelimeler

SİSLENME, SİSTOTOM, SİSTİTİS, SİSTERNA, SİSTOLİK, SİSTİKUS, SİSLİOBA, SİSTEMLİ, SİSMOLOG, SİSTEMİK, SİSTEMCİ, SİSTOLİT

7 harfli kelimeler

SİSTRON, SİSTİRE, SİSTEMA

6 harfli kelimeler

SİSTİT, SİSTİS, SİSTOL, SİSTEM, SİSMİK

5 harfli kelimeler

SİSRE, SİSON, SİSLİ, SİSKA, SİSİK, SİSAL

3 harfli kelimeler

SİS

Bazı kelimelerin anlamları

SİS

Atmosferin alt tabakalarındaki küçük su taneleri veya buhardan oluşan bulutların çok alçalarak yeryüzüne kadar inmesiyle oluşan duman.

SİSTEMCİLİK

Toplum biliminde etkileşim alanlarını çeşitli sistemlere ayıran bilim yöntemi.

SİSTOPLASTİ

İdrar torbasındaki bozukluğun ameliyatla düzeltilmesi.

SİSLEŞTİRİCİ

Sis oluşturma cihazı.

SİSTİDİKOLOZ

Cystidicola cinsi nematotların, balıkların hava kesesi ve seyrek olarak da özefagusunda yerleşerek tahribata neden olduğu bir hastalık.

SİSTİRELEME

Sistirelemek işi.

SİSTEMSİZLİK

Sistemsiz olma durumu.

SİSTİRELEMEK

Düzgün bir yüzey elde etmek için ağaç vb. şeyleri sistireden geçirmek.

SİSTEMLEŞTİRMEK

Sistemli duruma getirmek. Sistem durumuna getirmek.

SİSMONDİCİLİK

Üretimin gittikçe artması ve buna karşı tüketirnin aynı hızla artmamasına bağlı olarak Say yasasının işlemeyeceğini ve iktisadi bunalımların kaçınılmaz olduğunu ve bunun çözümü olarak da işçilerin üretim araçlarının mülkiyetine sahip olmaları gerektiğini ileri süren, ütopik sosyalistlerden J. C. L. Simonde de Sismondi öncülüğündeki akım.

SİSTİSERKOİT

Birçok Cycllophyllidea'da onkosferden gelişen metasestod, serkosistis. Bu larval form genellikle bir kuyruk ve iyi gelişmiş bir skolekse sahiptir. Anoplocephalidae, Davaneidae, Dipylidae ve Hymenolepididae ailesindeki sestodların kuyruklu ikinci larvası. Cysticercus larvaya benzeyen, içerisinde sıvı bulunmayan, arka kısımda bir çıkıntıya sahip sestod larvası.

SİSLENDİRMEK

Sislenmesine sebep olmak, sisli duruma getirmek.

SİSTİSERKOZİS

Sistiserkus adlı sestod larvalarının neden olduğu enfeksiyon. Bu larva çeşitli hayvanlarda çizgili kaslarda bulunmaktadır ve enfekte hayvanlarda herhangi bir klinik belirtiye neden olmaz. Bu larvalarla kontamine domuz etlerinin çiğ veya az pişmiş olarak yenilmesi sonucunda insanlar enfeksiyona yakalanmaktadır. Ayrıca Taenia saginata adlı sestodun ara konak sığırların çizgili kaslarında bulunan Cysticercus bovis adlı larvasını çiğ veya az pişmiş sığır etiyle alan insanların ince bağırsaklarında 12-25 m. uzunluğunda erişkin parazit oluşmaktadır.

SİSTEMLEŞMEK

Sistemli duruma gelmek. Sistem durumuna gelmek.

SİSTOKAULOZİS

Koyun ve keçilerde Cystocaulus soyuna bağlı türlerin meydana getirdiği solunum sistemi hastalığı.

SİSTEMLEŞTİRME

Sistemleştirmek işi.

  -   -   -  

Anlamında SİS bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SİS geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALTIPARMAK

Bir tür iri palamut balığı. Bu kumaştan yapılmış olan gelin giysisi. Ayrı renkte altı yolu olan kumaş.

AZOİK

En eski jeolojik sistem. İçinde fosil bulunmayan (toprak).

ALGORİTMA

Orta Çağda ondalık sayı sistemine göre, son zamanlarda ise iyi tanımlanmış kuralların ve işlemlerin adım adım uygulanmasıyla bir sorunun giderilmesi veya sonuca en hızlı biçimde ulaşılması işlemi, Harezmi yolu.

AYNISEFA

Birleşikgillerden, çiçekleri sarı renkli bir kır bitkisi (Calendula arvensis).

AĞIZLIK

Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.

ANÜS

Sindirim sisteminin sonunda bulunan ve dışkının atılmasına yarayan çıkış deliği, makat, şerç, büzük, göt, sofra.

BAREM

Devlet memurlarının maaşlarının derece ve tutarlarını düzenleyen sistem ve çizelge.

ANKASTRE

Bir oyuğa, yuvaya yerleştirilmiş (tesisat).

BASMAK

Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.

ASKI

Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

BAŞASİSTAN

En kıdemli asistan.

BASAMAK

Bir yere çıkarken veya bir yerden inerken basılan ve art arda gelen, birbirine belirli aralıkları olan düz yüzeylerden her biri. Bir amaca ulaşmak için yararlanılan kişi, durum veya yer. Derece, aşama, kerte, evre. Ondalık sayı sisteminde bir sayının sağdan sola doğru rakamlarının derecelerine göre her birinin bulunduğu yer, hane. Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti.

ALTYAPI

Bir yerleşim yeri veya bir yapı için gerekli olan yol, kanalizasyon, su, elektrik vb. tesisatın tümü. Toplumun ekonomik yapısını oluşturan ve insan bilincinden bağımsız olarak biçimlenen üretim ilişkilerinin hepsi, enfrastrüktür, üstyapı karşıtı. Bireyin edindiği bilgi ve deneyim.

ALMAŞ

İki veya daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışması, keşikleme, münavebe. Birinin doğru olması ötekinin yanlışlığını gerektiren iki önermenin oluşturduğu sistem.

ANSİKLOPEDİCİ

Değişik alanlardaki bilgileri sistemli bir yöntemle bir araya getiren veya toplayan kimse, ansiklopedist.

BAĞLANMAK

Bağlama işine konu olmak. Yalnızca belli bir işle uğraşmak. Bir şey bir kimseye ayrılmak, tahsis edilmek. Beklenen şey elde edilmez olmak. Sevmek, içten bağlı olmak. Sözle veya yazılı olarak bir şeye bağlanmak, angaje olmak.

AYIRMAK

Bölmek. Farklı davranmak, fark gözetmek. Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak. Seçmek. Bir yeri bir engelle bölmek. Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek. İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

ADAMAK

Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.