Kelimeler arşivinde; içinde "sis" olan, toplam 220 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sis bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu sis ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sis olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DAKRİYOSİSTOGRAFİ
TAHSİSATIMESTURE, PERİKOLESİSTİTİS, PROSTATOSİSTİTİS, SPERMATOSİSTİTİS
SİSTEMLEŞTİRMEK, DAKRİYOSİSTİTİS, FARENGOSTENOSİS, PNÖMOSİSTOGRAFİ, SPERMİOSİSTİTİS
SİSTEMLEŞTİRME, BLEPHAROPTOSİS, KOLESİSTEKTOMİ, KOLESİSTOGRAFİ, KOLESİSTOKİNİN, PİYELOSİSTİTİS, SCOPULARİOPSİS, ÜRETROSİSTİTİS
BAŞASİSTANLIK, ASETİLSİSTEİN, KOLESİSTOPATİ, KOLESİSTOTOMİ, MAGNETOTAKSİS, NEFROSİSTİTİS, SİSMONDİCİLİK, SİSTİSERKOZİS, SİSTOKAULOZİS, ÜRETROFRAKSİS, ÜRETROSTAKSİS
EKSTRASİSTOL, SİSLENDİRMEK, SİSTEMLEŞMEK, SİSTEMSİZLİK, SİSTİRELEMEK, TESİSATÇILIK, AMNİYOREKSİS, ENDOSİSTİTİS, FAKOSİSTİTİS, FASCİOLOPSİS, GASTROREKSİS, GASTROTAKSİS, HEMATOSEPSİS, KARBOSİSTEİN, KOLESİSTİTİS, KOLESİSTOZİS, NEOKLASİSİZM, OVARYOREKSİS, PERİSİSTİTİS, SELENOSİSTİN, SİSLEŞTİRİCİ, SİSTİDİKOLOZ, SİSTİSERKOİT, TRANSİSYONAL, ÜRETROSİSTİT
SİSLENDİRME, SİSTEMCİLİK, SİSTEMLEŞME, SİSTİRELEME, AMOKSİSİLİN, DOKSİSİKLİN, EPİSİSTİTİS, GİYSİSİZLİK, GLİKOTAKSİS, KARYOREKSİS, MİCROSİSTİS, MOLLUSSİSİT, PNÖMATOSİST, PNÖMOSİSTİS, POLİSİSTRON, POMATİOPSİS, SERKOSİSTİS, SİSEFALİYEN, SİSLEŞTİRME, SİSTOPLASTİ, SİSTOREKSİS, TABOPARESİS, TRİKOREKSİS, ÜROSİSTİTİS
BAŞASİSTAN, HİSSİSELİM, MÜTECESSİS, SİSMOLOJİK, SİSTEMATİK, TRANSİSTÖR, AEROTAKSİS, ASİSTANLIK, ASİSTOLİZM, BLASTOSİST, DESİNAPSİS, ENDOMİKSİS, EPİSTAKSİS, FOTOSİSTEM, FOTOTAKSİS, HETEROSİST, HİSTERESİS, KEMOTAKSİS, LÖKOTAKSİS, MOKSİSİLİT, MÜTEHASSİS, NARSİSTLİK, NEMATOSİST, RESİSTANCE, SİSTOGRAFİ, SİSTOPEKSİ, SİSTOSKOPİ, SİTOTAKSİS, SPANİOPSİS, TRANSİSTOR, Devamını Oku »»
JEOSİSMİK, NARSİSİZM, SİSLENMEK, SİSMOGRAF, SİSMOLOJİ, SİSTEMSİZ, SİSTİRECİ, STATOSİST, TESİSATÇI, ASİNAPSİS, EKOSİSTEM, EYSİSİRAN, İNSİSİVUS, KATABASİS, KESİSİYLE, KLASİSİZM, KNİDOSİST, KULİSİSİT, LİPOLİSİS, NİSTAKSİS, OTOMİKSİS, PARABASİS, PERSİSTAN, PHYSOPSİS, PROLEPSİS, PULİSİSİT, SİSOMİYEN, SİSTİDYUM, SİSTOKARP, SİSTORAFİ, Devamını Oku »»
AKSİSEDA, DESİSTER, HASİSLİK, MARKSİST, SİSLENME, SİSMOLOG, SİSTEMİK, SİSTEMLİ, TAHSİSAT, TAHSİSLİ, VASİSTAS, AEROSİST, ASİSTOLİ, FİLAKSİS, GİYSİSİZ, İNSİSİVİ, İNSİSURA, KATARSİS, PAKİNSİS, PODOSİST, SİMFİSİS, SİNAPSİS, SİSLİOBA, SİSTEMCİ, SİSTERNA, SİSTİKUS, SİSTİTİS, SİSTOLİK, SİSTOLİT, SİSTOTOM
ASİSTAN, MÜESSİS, NARSİST, OTOSİST, SİSTİRE, TESİSAT, AMİKSİS, KETOSİS, MİMESİS, SİSTEMA, SİSTRON
DESİSE, SİSMİK, SİSTEM, SİSTİT, SİSTOL, TAHSİS, FASSİS, KLASİS, KRASİS, MİKSİS, RASİST, SEPSİS, SİSTİS, TAKSİS, TEHSİS
APSİS, ASİST, HASİS, KASİS, MİSİS, SİSLİ, SOSİS, TESİS, AKSİS, MESİS, SİSAL, SİSİK, SİSKA, SİSON, SİSRE
SİS
SİS
Atmosferin alt tabakalarındaki küçük su taneleri veya buhardan oluşan bulutların çok alçalarak yeryüzüne kadar inmesiyle oluşan duman.
PNÖMOSİSTOGRAFİ
Negatif kontrast sistografi.
SPERMATOSİSTİTİS
Seminal vezikülitis.
KOLESİSTOGRAFİ
Kontrast maddenin verilmesinden sonra safra kesesinin görüntüsünün alınması.
PROSTATOSİSTİTİS
Prostat ve idrar torbası yangısı.
TAHSİSATIMESTURE
Örtülü ödenek.
BLEPHAROPTOSİS
Üst göz kapağının düşmesi.
SİSTEMLEŞTİRMEK
Sistemli duruma getirmek. Sistem durumuna getirmek.
KOLESİSTEKTOMİ
Safra kesesinin ameliyatla çıkarılması.
PERİKOLESİSTİTİS
Safra kesesini saran dokuların yangısı.
KOLESİSTOKİNİN
Pankreozimin.
SİSTEMLEŞTİRME
Sistemleştirmek işi.
SPERMİOSİSTİTİS
Seminal vezikülitis.
FARENGOSTENOSİS
Yutak daralması.
DAKRİYOSİSTOGRAFİ
Kontrast madde verilerek gözyaşı kesesi ve kanalının radyolojik olarak incelenmesi.
DAKRİYOSİSTİTİS
Gözyaşı kanallarının ve kesesinin yangısı.
Bu bölümde tanımı içerisinde SİS geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BASAMAK
Bir yere çıkarken veya bir yerden inerken basılan ve art arda gelen, birbirine belirli aralıkları olan düz yüzeylerden her biri. Bir amaca ulaşmak için yararlanılan kişi, durum veya yer. Derece, aşama, kerte, evre. Ondalık sayı sisteminde bir sayının sağdan sola doğru rakamlarının derecelerine göre her birinin bulunduğu yer, hane. Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti.
ALTYAPI
Bir yerleşim yeri veya bir yapı için gerekli olan yol, kanalizasyon, su, elektrik vb. tesisatın tümü. Toplumun ekonomik yapısını oluşturan ve insan bilincinden bağımsız olarak biçimlenen üretim ilişkilerinin hepsi, enfrastrüktür, üstyapı karşıtı. Bireyin edindiği bilgi ve deneyim.
ALGORİTMA
Orta Çağda ondalık sayı sistemine göre, son zamanlarda ise iyi tanımlanmış kuralların ve işlemlerin adım adım uygulanmasıyla bir sorunun giderilmesi veya sonuca en hızlı biçimde ulaşılması işlemi, Harezmi yolu.
ANKASTRE
Bir oyuğa, yuvaya yerleştirilmiş (tesisat).
BAŞASİSTAN
En kıdemli asistan.
AYIRMAK
Bölmek. Farklı davranmak, fark gözetmek. Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak. Seçmek. Bir yeri bir engelle bölmek. Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek. İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek.
ANSİKLOPEDİCİ
Değişik alanlardaki bilgileri sistemli bir yöntemle bir araya getiren veya toplayan kimse, ansiklopedist.
ADAMAK
Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.
ANÜS
Sindirim sisteminin sonunda bulunan ve dışkının atılmasına yarayan çıkış deliği, makat, şerç, büzük, göt, sofra.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
BASMAK
Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.
BAĞLANMAK
Bağlama işine konu olmak. Yalnızca belli bir işle uğraşmak. Bir şey bir kimseye ayrılmak, tahsis edilmek. Beklenen şey elde edilmez olmak. Sevmek, içten bağlı olmak. Sözle veya yazılı olarak bir şeye bağlanmak, angaje olmak.
ALMAŞ
İki veya daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışması, keşikleme, münavebe. Birinin doğru olması ötekinin yanlışlığını gerektiren iki önermenin oluşturduğu sistem.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ALTIPARMAK
Bir tür iri palamut balığı. Bu kumaştan yapılmış olan gelin giysisi. Ayrı renkte altı yolu olan kumaş.
AZOİK
En eski jeolojik sistem. İçinde fosil bulunmayan (toprak).
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
BAREM
Devlet memurlarının maaşlarının derece ve tutarlarını düzenleyen sistem ve çizelge.
AYNISEFA
Birleşikgillerden, çiçekleri sarı renkli bir kır bitkisi (Calendula arvensis).