Kelimeler arşivi içinde; başında "sif" olan, toplam 35 adet kelime bulunmaktadır. sif ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu sif ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde sif olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SİFONAPTERİDOZİS
SİFONOFORLAR
SİFTAHLAMAK
SİFTİLEMEK, SİFTAHLAMA, SİFONLULAR, SİFİRSEMEK, SİFONLAMAK
SİFTLEMEK, SİFTİRELİ, SİFTİNMEK, SİFTİNLİK, SİFONLAMA
SİFTİMEK, SİFTİNME, SİFİNNİK, SİFTEMEK
SİFTESİ, SİFTİME, SİFİLİS, SİFTMEK
SİFTAH, SİFİLA, SİFENİ
SİFOS, SİFTİ, SİFTE, SİFTA, SİFON, SİFLİ, SİFİR, SİFİN, SİFİL, SİFDA
SİF
İthalatta bir malın bedeli, sigortası ve navlun giderleriyle birlikte olmak üzere maliyeti.
SİFTİNLİK
Adi, bayağı, berbat.
SİFONAPTERİDOZİS
Pire ısırıklarının neden olduğu hastalık.
SİFTİMEK
Birbirine sürterek mısırları koçanından ayırmak. Kemiğin üstündeki eti sıyırmak. Tanelemek: Üzümü siftidim.
SİFTİRELİ
İlk kez, önce : Siflireli men seni davat élliyejem.
SİFTİLEMEK
Silkelemek.
SİFONLAMAK
Sifonu çekmek.
SİFTAHLAMA
Siftahlamak işi.
SİFTİNME
Siftinmek işi.
SİFTAHLAMAK
Bir şeyi ilk kez satmak, siftah etmek. Turfanda bir şeyi ilk kez yemek.
SİFTLEMEK
Birbirine sürterek mısırları koçanından ayırmak.
SİFONOFORLAR
Sölenterler (Coelenterata) alt bölümünün, knidliler (Cnidaria) filumunun, hidralar (Hydrozoa) sınıfından, bireyleri suda yüzen ya da sabit duran koloniler meydana getiren, koloni bireyleri çok değişik biçimlerde olan, fizalya (Physalia) cinsi iyi bilinen bir takım. (Siphonophora), Sölenterelerden knidliler (Cnidaria) familyaumum hidralar (Hydrazoa) sınıfına giren bir takımı. Bireyleri suda yüzen ya da sabit duran koloniler meydana getirirler. Koloni bireyleri çok değişik biçimlerde olur. Fizalya (Physalia) cinsi iyi bilinir.
SİFONLAMA
Sifonlamak işi.
SİFONLULAR
Yassı solungaçlılardan bir sınıf.
SİFTİNMEK
Oyalanmak, vakit geçirmek. Bir yere sürtünerek kaşınmak.
SİFİRSEMEK
Etli ve yağlı yiyeceğe karşı iştiha duymak.
Bu bölümde tanımı içerisinde SİF geçen kelimeler listesi verilmiştir.
PASİFLEŞME
Pasif olma durumu.
PASİFLİK
Pasif olma durumu.
ÇEKİNİK
Birkaç kuşak sonra ortaya çıkan ve o zamana kadar aradaki döllerde gizli kalan (soya çekim nitelikleri), resesif. Çekingen. Çekingen bir biçimde.
SARIAĞI
Kışın yapraklarını döken, sarı çiçekli ve çalı görünüşünde bir bitki, sifin, zifin (Rhododendron luteun).
DERİŞİK
Derişmiş olan, mütemerkiz, mütekâsif, konsantre, seyreltik karşıtı.
FRENGİ
Genellikle cinsel birleşmelerle bulaşan, tedavi edilmediğinde inme, körlük, delilik vb. sonuçlara kadar varan, döle de geçerek vücutça ve akılca sakat bir soyun yetişmesine yol açan bir hastalık, yenirce, sifilis. Gemi güvertelerinde, suların dışarıya akması için bordalara açılan delik.
MERCAN
Tropik ve ılık denizlerde yaşayan, geniş resifler oluşturan, mercanlar sınıfının örneği olan, kırmızı kalker iskeletli hayvan, mercan balığı (Corallium rubrum). İzmaritgillerden, Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve Karadeniz'de bulunan, açık kırmızı renkte, eti beğenilen bir balık, mercan balığı (Pagrus pagrus). Bu maddeden yapılmış. Bu hayvanın iskeletinden elde edilen ve süs eşyaları yapımında kullanılan madde.
ASİDOFİL
Asit seven, asit boyalara karşı bir çekimi olan, asit ortamlarda yetişebilen. Eozinofil. Asit seven, içindeki granülleri asidik doku boyalarıyla boyanan yapı veya hücreler. Stoplazmasında çok fazla granül bulunduran ve genellikle iki loplu çekirdeğe sahip olan, eozinle kolayca boyanan, bazı patolojik durumlarda sayıları artan ve damar dışına çıkabilen beyaz kan hücresi tipi, eozinofil, oksifil. Asit boyalarla kolaylıkla boyanabilen hücre, doku, mikroorganizma veya histolojik yapı. Asit ortamlarda iyi derecede üretebilebilen mikroorganizma. Ön hipofiz bezi lobundaki veya pankreas adacığındaki alfa hücresi. Asidofilik. Asit seven; asit boyalara karşı bir çekimi olan; asit ortamlarda yetişebilen.
YOĞUN
Hacmine oranla ağırlığı çok olan, kesif. Etkisi güçlü olan, ağır (koku vb.). Koyu, kalın. Şişman, iri, tombul. Artmış, çoğalmış bir durumda olan. Dolu, sıkı, sıkışık, çok, konsantre. Kaba, kalın, iri (elek, iğne).
EDİLGİN
Hareketi ve etkisi olmayan, pasif. Bir şeye karşı tepki göstermeyen, etkinliği olmayan, başkasının etkisinde kalan, münfail, pasif, etkin karşıtı. Olayların gidişini etkilemek ve denetlemek için hiçbir çaba göstermeyen (kimse).
YOĞUNLAŞTIRMAK
Yoğun duruma getirmek, teksif etmek.
EDİLGEN
Yapılan işten etkilenen, pasif, etken karşıtı. Edilgen fiil.
TAKINTILI
Takıntısı olan, obsesif.
SALDIRGAN
Başkasına saldıran, yapısında saldırma özelliği olan (devlet, kimse, hayvan), agresif, mütecaviz.
ÇARKIFELEK
Yakıldığında dönerek kıvılcım saçan donanma fişeği. Çarkıfelekgillerden, güzel, büyük, parlak kırmızı çiçekleri olan, duvar kenarlarına ve kameriyeler çevresine ekilen tırmanıcı bir süs bitkisi, fırıldak çiçeği, saat çiçeği (Passiflora caerulea). Talih, kader. Bir tür talih oyunu.
KÖRAĞAÇ
Kontratablada orta katı oluşturan ve genellikle yumuşak ağaçlardan hazırlanan bölüm. Kontratablanın orta kısmında tabla kalınlığının en az yarısını oluşturan, yumuşak ağaçlardan değişik yöntemlerle elde edilen masif ağaç tabakası.
ETKİSİZLEŞTİRME
Etkisizleştirmek işi, pasifikasyon.
PASİFLEŞMEK
Pasif duruma gelmek.
SOM
İçi dolu olan ve dışı kaplama olmayan, masif. Somon balığı. Katışıksız. Rıhtımın su üstünde olan bölümü. Kırgızistan para birimi.
PASİFLEŞTİRME
Pasifleştirmek işi.