Kelimeler arşivi içinde; başında "san" olan, toplam 321 adet kelime bulunmaktadır. san ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu san ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde san olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SANCAKLIÇEŞMEBAŞI, SANCAKLIUZUNÇINAR
SANAYİLEŞEBİLMEK, SANCAKLIKAYADİBİ, SANSÜRLEYEBİLMEK
SANAYİLEŞEBİLME, SANAYİLEŞTİRMEK, SANCAKLIİĞDECİK, SANGUİNİKOLİYAZ, SANSÜRLEYEBİLME
SANAYİLEŞTİRME, SANAYİSİZLEŞME, SANCAKLIBOZKÖY, SANGUİNİVORLUK, SANTİMANTALİTE, SANTİMANTALİZM, SANTİMETREKARE
SANATSEVERLİK, SANAYİİNEFİSE, SANDALYECİLİK, SANTİLİTRELİK, SANTİMETREKÜP, SANTİMETRELİK, SANTRİFUJLEME
SANAYİLEŞMEK, SANCAKLITEPE, SANDALGİLLER, SANDIKLANMAK, SANDIKLIAYAK, SANDVİÇÇİLİK, SANGUİNİCOLA, SANİTİZASYON, SANSARGİLLER, SANSÜRLENMEK, SANTRALCİLİK
SANATKARANE, SANATKARLIK, SANATLAŞMAK, SANAYİCİLİK, SANAYİLEŞME, SANCILANMAĞ, SANCILANMAK, SANDALAĞACI, SANDALCILIK, SANDALYELİK, SANDALYESİZ, SANDIKÇILIK, SANDIKLAMAK, SANDIKLANMA, SANSASYONEL, SANSÜRCÜLÜK, SANSÜRLEMEK, SANSÜRLENME, SANTİMANTAL, SANTRİFÜJÖR, SANTURCULUK
SANABİLMEK, SANADURMAK, SANATÇILIK, SANATKARCA, SANATLAŞMA, SANATORYUM, SANATSEVER, SANCAKAĞIL, SANCAKBEYİ, SANCAKKALE, SANCAKTEPE, SANCILANMA, SANDALKUŞU, SANDALYECİ, SANDALYELİ, SANDIKLAMA, SANDIRAMAK, SANGILAMAK, SANGIRTMAK, SANGUİNEUS, SANIVERMEK, SANİTASYON, SANRILAMAK, SANSKRİTÇE, SANSÜALİZM, SANSÜRLEME, SANTİLİTRE, SANTİMETRE
SANABİLME, SANADAKÇI, SANADURMA, SANCAKKÖY, SANCAKLAR, SANCAKOTU, SANCAKTAR, SANCARHAN, SANCILMAK, SANCIŞMAK, SANÇALMAK, SANÇITNIK, SANDALCIK, SANDALLAR, SANDETMEK, SANDIĞÖNÜ, SANDIKİÇİ, SANDIKKAR, SANDIKÖZÜ, SANDIKTAŞ, SANDIRMAK, SANDURMAK, SANDVİÇÇİ, SANGILAMA, SANGITMAK, SANIDAKÇI, SANIRTMAK, SANIVERME, SANİTİZER, SANİYELİK, Devamını Oku »»
SANAKALI, SANALMAK, SANASHAL, SANATEVİ, SANATKAR, SANATMAK, SANATSAL, SANAYİCİ, SANCAKLI, SANCARLI, SANCIMAK, SANCINIK, SANCIOTU, SANCISIZ, SANDALCI, SANDALET, SANDALYE, SANDIKÇI, SANDIKLI, SANDIRMA, SANDUĞAÇ, SANDURMA, SANDUVAÇ, SANEMNUR, SANEVBER, SANGADAK, SANGIBEK, SANGIDAK, SANGILIK, SANĞIRAV, Devamını Oku »»
SANADAK, SANAMAK, SANANAK, SANASIN, SANATÇI, SANATLI, SANAVIR, SANAYIR, SANBERK, SANCILI, SANCIMA, SANCMAK, SANÇMAK, SANDALE, SANDUKA, SANDVİÇ, SANGAMA, SANHİYE, SANIDAK, SANILGI, SANILMA, SANIMAK, SANISIZ, SANİDİN, SANKSAR, SANLICA, SANRAĞA, SANRAĞI, SANRALI, SANŞMAK, Devamını Oku »»
SANADA, SANAĞU, SANAKA, SANALP, SANANA, SANAVU, SANAYI, SANAYİ, SANBAY, SANCAH, SANCAK, SANCAR, SANCIM, SANCIŞ, SANÇMA, SANDAL, SANDAN, SANDHİ, SANDIH, SANDIK, SANDUÇ, SANDUH, SANDUK, SANDUR, SANGRA, SANIKA, SANIRA, SANİHA, SANİYE, SANKİM, Devamını Oku »»
SANAÇ, SANAD, SANAK, SANAL, SANAR, SANAT, SANAU, SANAV, SANAY, SANCA, SANCI, SANCİ, SANÇA, SANEM, SANER, SANGA, SANGI, SANGU, SANIÇ, SANIG, SANIK, SANIR, SANIŞ, SANIT, SANIZ, SANİA, SANİH, SANİK, SANKI, SANKİ, Devamını Oku »»
SANA, SANÇ, SANĞ, SANI, SANİ, SANK, SANT, SANU
SAN
SAN
Bir kimsenin işi, mesleği veya toplum içindeki durumu ile ilgili olarak kullanılan ad, unvan, titr. Herhangi bir şeyi, neyse o yapan nitelik, kip karşıtı. Ün.
SANTİMANTALİTE
Hassaslık, duygululuk, içtenlik.
SANCAKLIBOZKÖY
Manisa şehri, Karaoğlanlı bucağına bağlı bir bölge.
SANAYİLEŞTİRMEK
Sanayileşmesini sağlamak.
SANCAKLIUZUNÇINAR
Manisa şehri, Karaoğlanlı bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
SANGUİNİKOLİYAZ
Balıkların solungaç kılcal damarlarına yerleşen Sanguinicola cinsine ait parazitlerin neden olduğu bir hastalık.
SANCAKLIÇEŞMEBAŞI
Manisa ili, Karaoğlanlı nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
SANAYİLEŞTİRME
Sanayileştirmek işi.
SANSÜRLEYEBİLME
Sansürleyebilmek işi.
SANCAKLIKAYADİBİ
Manisa şehri, Karaoğlanlı nahiyesine bağlı bir bölge.
SANSÜRLEYEBİLMEK
Sansürleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
SANCAKLIİĞDECİK
Manisa ili, Karaoğlanlı bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
SANAYİSİZLEŞME
Bir ekonomide sanayinin payı düşerken hizmetler kesiminin payının artmasına bağlı olarak ortaya çıkan iktisadi durum. (hollowing-out) Bir ülkenin sanayi kesiminin uluslararası rekabet yüzünden küçülmesi.
SANGUİNİVORLUK
Vandellia gibi cüce kedi balıklarında görülen kanla beslenme.
SANAYİLEŞEBİLMEK
Sanayileşme imkânı veya olasılığı bulunmak.
SANAYİLEŞEBİLME
Sanayileşebilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde SAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AFİŞÇİ
Afiş yapan veya asan kimse.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
AKADEMİCİ
Kurallara bağlı resim ve heykel çalışması yapan kişi veya sanatçı.
AĞABABA
Dede, ata. Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). Sanı "ağa" olan babaya çocuğunun sesleniş sözü.
AKAR
Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.
AKADEMİ
Yüksekokul. Çıplak modelden yapılmış insan resmi. Bilginler, yazarlar, sanatçılar kurulu.
AHLATIERBAA
İnsanın kişiliğini oluşturduğuna inanılan bedendeki balgam, kan, safra ve sevda ögeleri.
ADAMLIK
İnsanlık. Yabanlık.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
AFET
Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.
AKIM
Akma işi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz. Debi. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan.
ADAM
İnsan. Birinin yararlandığı, kullandığı kimse. Birinin yanında bulunan ve işini yapan kimse. Bir alanı benimseyen kimse. Eş, koca. Görevli kimse. İyi huylu, güvenilir kimse. Erkek kişi. Daima birinin yanında olan, onu destekleyen, isteklerini yerine getiren kimse.
AHLAKLILIK
Bir insanın veya bir insan grubunun iyi ve kötü açısından davranış biçimi ve ahlaki düşünüşü. Ahlak kuralları ile uyum içinde olma.
AHİRET
Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer, öbür dünya, öteki dünya.
ADAMCIL
İnsandan ürkmeyen, insana alışmış olan, insana sokulan, sıcakkanlı, munis.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
ADAMCA
İnsana yaraşır bir biçimde, adamcasına. İnsan sayısı bakımından.
AJİTASYON
Körükleme. Duygu sömürüsü yapma. Kişinin ruhsal gerginliğini dışa vurması sonucu oluşan etrafına karşı saldırganlık durumu. İnsanın zihninde ve duygu dünyasında sarsıntı yaratma. Çırpıntı.
ADEMOĞLU
İnsan.