Kelimeler arşivi içinde; başında "pü" olan, toplam 272 adet kelime bulunmaktadır. pü ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu pü ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde pü olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
PÜSKÜLKUYRUKLULAR
PÜRÜZLENDİRMEK, PÜSKÜRTEBİLMEK
PÜRÜZLENDİRME, PÜSKÜRTEBİLME, PÜTREFAKSİYON
PÜLVERİZATÖR, PÜRÇEKLENMEK, PÜRÇÜKLENMEK, PÜRENBİLBİLİ, PÜRİFİKASYON, PÜRSEKLENMEK, PÜRTÜKLENMEK, PÜRTÜŞLENMEK, PÜSKÜRTÜLMEK
PÜFÜRDETMEK, PÜRÇEKLENME, PÜRÇÜKLEMEK, PÜRKÜLENMEK, PÜRKÜNÜKLÜK, PÜRPELEŞMEK, PÜRTÜKLENME, PÜRÜZLENMEK, PÜRÜZSÜZLÜK, PÜSKELLEMEK, PÜSKÜRTÜLME, PÜSTEKLEMEK, PÜTREFAKTİF, PÜTÜRLENMEK, PÜTÜRSÜZLÜK
PÜÇÜKLEMEK, PÜFÜRDEMEK, PÜFÜRDETME, PÜRÇÜKÖREN, PÜRELENMEK, PÜRİTENLİK, PÜRSELEMEK, PÜRTLETMEK, PÜRÜLENMEK, PÜRÜZLEMEK, PÜRÜZLENME, PÜSENLEMEK, PÜSKÜRTMEK, PÜSKÜRTÜCÜ, PÜSTÜLOZİS, PÜSÜKLEMEK, PÜSÜRÜKLÜK, PÜTÜRLENME
PÜFKÜRMEK, PÜNKÜLMEK, PÜRÇEKSİZ, PÜRÇÜKSÜZ, PÜRÇÜYHLİ, PÜRÇÜYHLÜ, PÜRDİKKAT, PÜRELEMEK, PÜRHİDDET, PÜRLENMEK, PÜRSERMEK, PÜRSIHHAT, PÜRSÜNLER, PÜRŞÜYHLÜ, PÜRTELMEK, PÜRTERMEK, PÜRTLEMEK, PÜRTTÜRME, PÜRÜZALIR, PÜRÜZLEME, PÜSGÜRGEÇ, PÜSKÜLCÜK, PÜSKÜLSÜZ, PÜSKÜRDEK, PÜSKÜRGEÇ, PÜSKÜRMEK, PÜSKÜRTEÇ, PÜSKÜRTME, PÜSKÜRTÜM, PÜSKÜRTÜŞ, Devamını Oku »»
PÜÇÇÜKLÜ, PÜFKÜRME, PÜFLEMEK, PÜFÜRTME, PÜLÇÜMEK, PÜLÜSKAR, PÜLÜSKÜN, PÜNÇÜRÜK, PÜNGÜLÜK, PÜNKÜLÜK, PÜNPÜRÜN, PÜRBÜÇÜK, PÜRÇEKLİ, PÜRÇÜHLİ, PÜRÇÜKLÜ, PÜRÇÜLÜK, PÜRENLİK, PÜRGATİF, PÜRMELAL, PÜRNEKÇİ, PÜRPÜÇÜK, PÜRPÜRÜM, PÜRSENEK, PÜRTELAŞ, PÜRTÜKLÜ, PÜRTÜKTÜ, PÜRÜLENT, PÜRÜPÜRÜ, PÜRÜZLÜK, PÜRÜZSÜZ, Devamını Oku »»
PÜÇÜKLÜ, PÜÇÜLÜK, PÜFLEME, PÜFÜRÜK, PÜHRENK, PÜLEZİK, PÜLÜMÜR, PÜLÜZÜK, PÜPÜRÜM, PÜRÇEYH, PÜRİTEN, PÜRNEŞE, PÜRPÜRÜ, PÜRTLEK, PÜRÜLAN, PÜRÜZLÜ, PÜSENÇE, PÜSENEK, PÜSENGİ, PÜSENLİ, PÜSENTİ, PÜSLEME, PÜSÜRGE, PÜSÜRLÜ, PÜSÜRÜK, PÜŞÜRÜK, PÜTÜREK, PÜTÜRGE, PÜTÜRLÜ, PÜTÜRÜK
PÜĞÇEK, PÜHMEK, PÜKÜLÜ, PÜLÇEK, PÜLÇÜK, PÜLTÜR, PÜNARE, PÜNÇEK, PÜNDÜK, PÜNHAN, PÜNLÜK, PÜNNUK, PÜNNÜK, PÜNTÜK, PÜRCÜK, PÜRÇEG, PÜRÇEH, PÜRÇEK, PÜRÇÜK, PÜRÇÜM, PÜRENE, PÜRENK, PÜRFER, PÜRİST, PÜRİZM, PÜRLEK, PÜRMEK, PÜRMÜZ, PÜRNEÇ, PÜRNEK, Devamını Oku »»
PÜCÜK, PÜÇEK, PÜÇÜK, PÜLİÇ, PÜLÜŞ, PÜNER, PÜNES, PÜNEZ, PÜRDÜ, PÜREM, PÜREN, PÜRGÜ, PÜRİK, PÜRİN, PÜRKÜ, PÜRLÜ, PÜRME, PÜRSE, PÜRÜK, PÜRÜZ, PÜSDE, PÜSEN, PÜSKE, PÜSKÜ, PÜSTE, PÜSÜK, PÜSÜN, PÜSÜR, PÜSÜS, PÜTÜL, Devamını Oku »»
PÜFÜ, PÜKÜ, PÜLÜ, PÜNE, PÜRÇ, PÜRE, PÜRÜ, PÜRZ, PÜSE, PÜSÜ, PÜŞK, PÜYH
PÜF, PÜK, PÜN, PÜR, PÜS, PÜŞ, PÜT, PÜZ
PÜ
PÜ
İrin.
PÜLVERİZATÖR
Püskürteç.
PÜSKÜRTEBİLME
Püskürtebilmek işi.
PÜSKÜRTEBİLMEK
Püskürtme imkânı veya olasılığı bulunmak. Püskürtmeye gücü yetmek.
PÜRÜZLENDİRME
Pürüzlendirmek işi.
PÜRSEKLENMEK
Kumaşın kenarı tarazlanmak.
PÜRİFİKASYON
Saflaştırma.
PÜRÇEKLENMEK
Pürçekli duruma gelmek, püsküllenmek.
PÜRTÜŞLENMEK
Pürüzlenmek.
PÜTREFAKSİYON
Çürüme. Kokuşma.
PÜRÜZLENDİRMEK
Pürüzlenme işini yaptırmak.
PÜRENBİLBİLİ
Boz renkli, küçük bir kuş.
PÜRTÜKLENMEK
Herhangi bir şeyin üzerinde pürtükler oluşmak.
PÜSKÜRTÜLMEK
Püskürtme işi yapılmak.
PÜSKÜLKUYRUKLULAR
Vücutları iki üç tüysü uzantıyle sonuçlanan, kanatsız, ince, yumuşak böcekler takımı. (Kiler, mutfak, kitaplık gibi nemli ve karanlık yerlerde yaşarlar. Gümüşçün, çok yaygın, çok bilinen türüdür.).
PÜRÇÜKLENMEK
Dokuma eşyalar eskiyerek, örselenerek kenarları tel tel olmak. Bazı bitkiler tel tel köklenmeye başlamak.
Bu bölümde tanımı içerisinde PÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇATLAMA
Çatlamak işi. Uygun olmayan kuruma sonucu ağacın boyu yönündeki lif ayrılması. Tohumların dağılması için meyve kabuğunun yarılması, açılma. Dalgaların sığ kıyıya geldikleri zaman dökülüp köpürmesi, çatlak.
ÇALGIÇ
Mızrap. Bahçe süpürgesi, çalkı.
ASLAN
Kedigillerden, Afrika'da ve Asya'da yaşayan, erkekleri yeleli, yırtıcı, uzunluğu 160, kuyruğu 70 santimetre ve ucu püsküllü, çok koyu sarı renkli güçlü bir tür memeli, arslan. Zodyak üzerinde Yengeç ile Başak arasında yer alan takımyıldızın adı. Gürbüz, cesur ve yiğit adam.
BEĞENİLME
Beğenilmek işi veya durumu, popülarite.
ÇÖVEN
Kökü ve dalları, suyu sabun katılmış gibi köpürten, kir temizleyici bir bitki, sabun otu, helvacı kökü (Saponaria officinalis). Çevgen.
ÇÖPSÜZ
Çöpü olmayan.
BORUK
Dağlarda yetişen, kokulu, süpürge ve yakacak olarak kullanılan bir tür ot.
ÇAMÇAK
Ağaçtan oyularak yapılmış kulplu su kabı, çapçak. Köpüklenerek akma.
ÇALMAK
Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak. Bir müziği dinlemeyi sağlayan aleti çalıştırmak. Benzemek, andırmak. Bozmak, zarar vermek. Üzerine sürmek. Kumaşın bir parçasını kesmek. Vurarak ya da sürterek ses çıkartmak. Ses çıkarmak, ses vermek. Zamanı boşa harcatmak, ziyan edilmesine yol açmak. Süpürmek, temizlemek. Atmak, çarpmak, vurmak. Madeni oymak, kalemle işlemek.
CİLLOP
Parlak, pürüzsüz, tertemiz. Yeni.
ÇAPAK
Göz pınarında ve kirpiklerde birikerek pıhtılaşan veya kuruyan akıntı. Metal veya toprak eşya kenarlarında bulunan pürüz. Madenler dövülürken sıçrayan ince, ufak parça. Sazan familyasından, vücudu yandan basık, 50 santimetre uzunluğunda, 4-5 kilogram ağırlığında, sarı pullu, eti tatsız, kılçıklı bir tatlı su balığı (Abramis brama).
ÇATALLI
Çatalı olan. İki veya daha çok ihtimali olan. Pürüzlü (ses). Çatal durumunda olan.
AYAK
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.
ÇAĞLAMAK
Su, köpürerek ve ses çıkararak coşkun bir biçimde akmak. Coşmak.
BAŞLIK
Genellikle başı korumak için giyilen şapka, serpuş. Tekerlek parmaklarının çakılı olduğu kısım. Bir sütunun, bir direğin tepeliği. Kâğıt veya zarf üstüne basılmış ad ve adres, antet. Tablaların veya iş parçalarının düzgün kalmasını sağlamak amacı ile baş taraflarına takılan parça. Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibare, serlevha. Başlık parası. Üst giysilerinin yakalarına takılı başlık, kapüşon. Hayvan koşumunun başa geçirilen bölümü.
ÇATLAMAK
Parçaları ayrılıp dağılmayacak bir biçimde yarılmak. Ses pürüzlü, bozuk çıkmak. Aşırı yemekten, içmekten, yorgunluktan, ağlamaktan ölecek duruma gelmek veya ölmek. Sıkıntı, sevinç, yalnızlık, heyecan, sabırsızlık, kıskançlık vb. ruhsal durumları aşırı derecede duymak. Bir yüzeyde kırışıklar, çizgiler oluşmak.
BUSE
Öpücük.
ÇOBANPÜSKÜLÜ
Çobanpüskülügillerden, bir süs bitkisi (llex aquifolium).
ANTİKATOT
Basıncı azaltılmış bir elektrik boşalma tüpünde, katot ışınlarını durdurmak için tüp içerisinde katot karşısına yerleştirilen genel olarak metal yaprak.
ÇÖPÇÜ
Evlerden çöpleri toplayan veya sokakları süpüren temizlik işçisi, gübürcü.