PORT ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "port" olan, toplam 49 adet kelime bulunmaktadır. port ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu port ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde port olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

PORTLANDKOYUNU

12 harfli kelimeler

PORTAKALIMSI

11 harfli kelimeler

PORTRECİLİK, PORTAKALLIK

10 harfli kelimeler

PORTLATMAK, PORTLAŞMAK, PORTEKİZLİ, PORTEKİZCE, PORTAKAVAL, PORTAKALSI, PORTAKALLI

9 harfli kelimeler

PORTLAMAK, PORTLAMAĞ, PORTARMAK, PORTLEMEK, PORTBAGAJ, PORTDAMAH, PORTDAMAK, PORTMANTO, PORTAHALA, PORTÖRLÜK

8 harfli kelimeler

PORTAĞAL, PORTUKAL, PORTLACI, PORTETİK, PORTMONE, PORTAKAL, PORTRECİ, PORTBEBE, PORTATİF, PORTANAK, PORTANAĞ

7 harfli kelimeler

PORTETİ, PORTMAK, PORTTÜP, PORTLAK, PORTLAH, PORTFÖY, PORTEKÜ, PORTDAH

6 harfli kelimeler

PORTMA, PORTOL, PORTÖR, PORTRE, PORTAL

5 harfli kelimeler

PORTO, PORTE, PORTA

4 harfli kelimeler

PORT

Bazı kelimelerin anlamları

PORT

Taranan yünün işe yaramayan bölümü. Kırkılan koyunun ayaklarının üstünde süs olarak bırakılan tüyler. Bozuk : Ben oynamıyorum, elim port. Küt, sivriliği gitmiş.

PORTAKAVAL

Kapı toplardamarı ve kaudal vena kavayla ilişkili veya onlara ait olan.

PORTLATMAK

Deveyi doğurtmak.

PORTAKALSI

Portakalı andıran, portakala benzeyen, portakal gibi, portakalımsı.

PORTLAŞMAK

Aşınarak sivriliği gitmek, körleşmek.

PORTLEMEK

Göz çeşitli nedenlerle açılmak, dışarıya doğru fırlamak.

PORTEKİZLİ

Portekiz halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.

PORTARMAK

Yüzü gülmemek, surat asmak.

PORTLAMAK

Çürümeye yüz tutmak. Çok sıkıştırılan şey yerinden fırlamak (vida vb.). Çok baskı yapılan kimse fırlayıp koşmak, kaçmak. Deve yavrulamak. Yüzülmek, sıyrılmak. Yandan yapılan basınçla nesne yerinden çıkmak, fırlamak.

PORTLAMAĞ

Baskı ile organ patlamak, dışarı fırlamak: Gözünün güllesi portlayıp.

PORTEKİZCE

Hint-Avrupa dillerinden, Portekiz'de, Brezilya'da ve Portekiz uygarlığını benimsemiş ülkelerde kullanılan dil. Bu dille yazılmış olan.

PORTAKALLIK

Portakal bahçesi.

PORTAKALLI

Yazma kenarına işlenen bir oya türü. (Yalvaç Isparta).

PORTLANDKOYUNU

İngiltere'de seyrek bulunan ırklardan olan ve Dorset'in gelişiminde kullanılan, küçük yapılı, yüz ve bacaklarda yapağı bulunmayan, yapağı rengi sarımsı kahverengi, kuzular açık kırmızı renkte doğan ve yaşamlarının ilk birkaç ayında beyaz veya gri renkte yapağıya sahip olan, boynuzsuz koyun ırkı.

PORTAKALIMSI

Portakalsı.

PORTRECİLİK

Portrecinin işi.

  -   -   -  

Anlamında PORT bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde PORT geçen kelimeler listesi verilmiştir.

FIRSATÇILIK

Fırsatçı olma durumu. Güç durumlarda, davranışlarını ahlak kuralları veya düzenli bir düşünceden çok, çıkarlarına uyacak biçimde ayarlamayı amaçlayan tutum, oportünizm.

ÇALPARA

Parmaklara takılıp çalınan zil veya buna benzer ses çıkarıcı araç. Açıklarda, kumluk alanlarda yaşayan ve ağları keserek balıkçılara zarar veren bir tür çağanoz (Portunus puber). Gemi bordasında, pis suları dışarı akıtıp deniz suyunu, içeri almayan, tulumba içindeki özel kapak.

İŞPORTACI

İşporta ile mal satan satıcı.

PAS

Su içinde ve nemli havada metallerin, özellikle demirin yüzeyinde oksitlenme sonucunda oluşan madde. Bu lekelerden ileri gelen bitki hastalığı. Bazı iskambil oyunlarında sırası kendisine gelen oyuncunun oyuna o elde katılmayacağını belirten bir söz. Bar (IV). Bazı asalak mantarların çeşitli bitkilerde oluşturduğu portakal sarısı veya kahverengi lekeler. Bazı top oyunlarında oyunculardan birinin topu takım arkadaşına geçirmesi. Demir veya demir alaşımlarının aşınması sonunda ortaya çıkan ve esas itibarıyla demir oksit ve hidroksitten meydana gelen aşınma türü.

KAPORTACILIK

Kaportacının yaptığı iş.

MARTİNİ

Portakal kabuğu, cin ve vermutla yapılmış olan içki.

DİZEK

Porte.

KÜRASO

Acı portakal kabuğundan yapılmış olan bir içki.

ANAHTAR

Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.

MÜLAKAT

Buluşma, görüşme. Röportaj. Bir işe alınacak kişiler arasından seçim yapabilmek amacıyla kendileriyle karşılıklı konuşma, görüşme.

GREYFURT

Turunçgillerden, sıcak bölgelerde yetişen bir meyve ağacı, altıntop, kızmemesi (Citrus decumana). Bu ağacın portakaldan daha iri, kanarya sarısı renginde, tadı acımsı meyvesi, altıntop, kızmemesi.

KAPI

Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı. Osmanlı Devleti'nde resmî görev yeri. Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat. Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân. Ev gezmesi için gidilen yer. Devlet dairesi. Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer. Sadece bir konuda yoğunlaşmış bilgilerin yer aldığı Genel Ağ sayfası, portal. Gidere yol açan gereksinim.

ARALIK

Ara. Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Yarı açık, tam kapanmamış. Uygun, elverişli durum, fırsat. Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel. İki nota arasındaki perde uzaklığı. Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas. Tuvalet. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri. Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık.

İŞPORTACILIK

İşportacının yaptığı iş.

MANDALİNA

Turunçgillerden, ılıman iklimlerde yetişen ve portakala çok benzeyen bir ağaç (Citrus nobilis). Bu ağacın turuncu renkli, tatlı, kokulu, lezzetli meyvesi.

İSPİRALYA

Gemi kamaralarını aydınlatmak için güvertelerde açılan küçük yuvarlak camlı kaporta.

ÇAKIŞTIRMAK

Çakışma işini yaptırmak. Porte üzerindeki notalara söz ögesinin bölümlerini yerleştirmek. İçki içip keyfetmek.

HOLMİYUM

Atom numarası 67, atom ağırlığı 164,94 olan, oksidi açık sarı renkte, tuzları portakal sarısı renginde, az bulunan bir element (sembolü Ho).

FIRSATÇI

Fırsatları iyi değerlendiren, fırsat kollayan kimse. Duruma göre davranan, içinde bulunduğu şartları değerlendirmeyi bilen kimse, oportünist.

KAPORTACI

Otomobil kaportalarını onaran veya değiştiren usta.