Kelimeler arşivi içinde; başında "posa" olan, toplam 17 adet kelime bulunmaktadır. posa ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu posa ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde posa olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
POSADASHASTALIĞI
POSATLAMAK, POSALANMAK
POSALAMAK, POSALANMA
POSALMAK, POSARMAK
POSALAK, POSASIZ, POSARIK, POSARUK
POSALI, POSATA, POSADA
POSAT, POSAK
POSA
POSA
Suyu alınmış her tür yiyecek maddesinin artığı. Ezilmiş pancarın soğuk suda birkaç kez sıkılmasından sonra geriye kalan ve suda erimeyen artık. Tortu, çökelti.
POSADA
Beceriksiz, pasaklı, dağınık kişi.
POSAT
Giysi. Çamaşır. Silah.
POSATLAMAK
Teyellemek : Elbiseyi posatladım.
POSARIK
Sıcak, sisli ve bunaltıcı hava. Çölde uzaktan su gibi görünen ışık, ılgım.
POSALAMAK
Eti kokmaması için azıcık pişirmek.
POSASIZ
Posası olmayan.
POSALANMAK
Tortu durumuna gelmek, tortulanmak.
POSARUK
Sıcak, sisli ve bunaltıcı hava.
POSADASHASTALIĞI
Koksidiomikozis.
POSALAK
Kuruyunca toz gibi ufalanan bir çeşit mantar.
POSALMAK
Posalaşmak, (meyva) çürümek.
POSATA
Bağlara, üzümlerin bozulmaması için saçılan ilaç.
POSARMAK
Küflenmek. Rengi bozulmak.
POSALANMA
Posalanmak işi.
POSALI
Posası olan.
Bu bölümde tanımı içerisinde POSA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
CIZLAĞ
Koyun kuyruğu eritildikten sonra kalan posası.
CIZIRDAK
Topaç. Yerli yersiz ağlayan. Koyun kuyruğu eritildikten sonra kalan posası.
KÜREYİCİ
Cevher veya posayı, sabit bir makara üzerinden dönüş yapan sonsuz halat aracılığıyla arkaya doğru küreyen mekanik düzen.
CIRBANAK
Üzüm posası.
BOŞALTIM
Boşaltma işi. Sistemlerin çalışabilmesi için sürekli olarak gereken boşaltma işlemleri. Sindirimden sonra bağırsaklarda kalan posanın, idrar torbasındaki idrarın ve ter, tükürük, sümük vb. salgıların vücuttan dışarı atılması, ifrağ.
CIBRA
Küspe. Madeni kalem ucu. Üzüm posası.
İNSANMERKEZCİLİK
İnsanı evrenin merkezi sayan, bütün öbür yaratıkların insan için yaratılmış olduklarını söyleyen dinî nitelikli öğreti, insaniçincilik, antroposantrizm.
İNSANMERKEZCİ
İnsanmerkezcilik öğretisini benimseyen, insaniçinci, antroposantrist.
CIRBA
Gelişmemiş, cılız çocuk. Üzüm posası. Üzüm küspesi. (Kızılca Bor, Taşpınar Aksaray, Beyağıl Ulukışla Niğde).
AŞ
Yemek. Bulgur pilâvı. Pirinç pilâvı. Bulgurdan yapılan sulu pilâv. Çorba. Nişasta, şeker ve su ile yapılan bir çeşit tatlı. Tarhana. Buğday unundan yapılan erişte: Bugün bizde misafir vardı ona aş kestim. Fırınlanmış mısır kırıklarından yapılan bir çeşit yemek. Zeytin tanesinin mengenede sıkıldıktan sonra kalan posası. Aşı: Dün okullarda aş yapmışlar. Çift sürerken öküzlere sesleniş şekli. Aç: Garnın aş mı ôlum?. Aş, yemek. Eski türkçe aş: Yemek. "Tarhana aşi. Ağaç (bk. âç). Ağaç. Aşı. Aç, tok değil. Yemek, çorba, yiyecek şey.
CIRBALA
Gelişmemiş, cılız çocuk. Üzüm posası.
BÜRÜN
Vurgu, ezgi, durak, ulama, ton, uzunluk gibi konuşma diline özgü ögelere verilen ad. Zeytin posası. Zeytin çekirdeklerinden yapılan bir çeşit yakacak.
CİBRE
Sıkılıp suyu alınan üzüm vb. meyvelerin posası.
ARIBOKU
Arı peteğinden mum elde edilirken geriye kalan posa. Bal.
AVCAR
Ezilmiş, parçalanmış. Tane: Eşek hoşaftan ne anlar, suyunu içer avcarı kalır. Pastırma ve sucuğa konulan baharat. Lezzet, tat. Hıyar, karpuz gibi şeylerin tohumu. Tabak somağının posası. Kışlık yiyecek, kış yiyeceği. Saçma, barut gibi av malzemesi. Mantık, mantıki düzen: Lâfının hiç avcarı yok. Kıvam, karar. Av araç ve gereçleri. Kimyon. Baharat. Sebze bahçesi (Akpınar). Tencereye konan yemek malzemesi.
MELAS
Şeker üretiminde, billurlaşan şeker alındıktan sonra kalan şekerli posa.
CIBIR
Sırsıklam, sulu. Geçim darlığı çeken, yoksul, züğürt. İşsiz, güçsüz. Tüyü dökülmüş. Kel. Tembel. Beceriksiz. Kısa boylu insan. Yaşı büyük, boyu küçük. Cılız, zayıf. Suyun sığ yeri. Küçük tahta fıçı. Ağaçsız ova. Ağaçsız dağ. Tortu. Çıplak. Çürük, ezik meyve. Üzüm posası. Çalı çırpı. Ağaçsız yer. Tüysüz. Parasız, yoksul. Işkın. Parası olmayan, züğürt. Züğürt, kimsesiz. Küçük fıçı. (Kandilli, Güzelyapı, Cihangazi Bilecik). Müflis, fakir.
KAKIRDAK
Kuyruk yağının eritildikten sonra kalan gevrek posası, kıkırdak.
CIZLAK
Yağda veya saçta pişirilen sulu hamurdan yapılmış yağlı veya yağsız ekmek. Verimsiz toprak. Temizlenmiş ve toprağı sıkıştırılmış düz alan. Kestanenin ortasından delip ip geçirilerek yapılan çocuk oyuncağı. Yerli yersiz ağlayan. Koyun kuyruğu eritildikten sonra kalan posası. Güvercin yavrusu.
CEBRE
Üzüm posası.