Sonu PO ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "po" olan, toplam 26 adet kelime bulunmaktadır. Sonu po ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında po olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde po olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

7 harfli kelimeler

ANTREPO, GESTAPO, ŞILIPPO

5 harfli kelimeler

KOLPO, TEMPO, KUMPO, ALAPO, KRAPO, GAPPO, HIRPO

4 harfli kelimeler

ZOPO, YAPO, TUPO, PAPO, KOPO, HİPO, CAPO, TİPO, REPO, POPO, PİPO, DEPO, ÇİPO

3 harfli kelimeler

APO, OPO

2 harfli kelimeler

PO

Bazı kelimelerin anlamları

PO

Polonyum elementinin simgesi.

TEMPO

Bir müzik parçasındaki bölümlerin hızı. Gidiş, ilerleyiş, gelişme hızı, tarz. Ölçünün ayrılmış olduğu zamanlardan her biri, vuruş. Vücut alıştırmalarının belirli süre içinde tekrarlanma hızı.

KUMPO

Anadolu'da oyuncuları düzenleyene verilen ad.

PAPO

Ayakkabı (çocuk dilinde). Ayak (çocuk dilinde).

YAPO

Yapağı.

GESTAPO

Almanya'da Hitler döneminde kurulan gizli, siyasi polis örgütü.

KRAPO

Ayak kanseri.

ANTREPO

Gümrüklere gelen ticari eşyanın konulduğu, korunduğu yer.

GAPPO

Kahpe.

TUPO

Sivri olmayan, küt.

HIRPO

Üstü başı perişan.

ZOPO

Aklı az gelişmiş, iriyarı.

ŞILIPPO

Sulu kar; karın yağar yağmaz sulandığı hava durumu.

KOLPO

Bilardo oyununda vuruş. Dalavere.

ALAPO

Akasya ağacına benzer bir çeşit ağaç.

KOPO

Kızak ve arabalara eşya yükledikten sonra ip sıkmak için kullanılan çengel ya da çivi.

  -   -   -  

Anlamında PO bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde PO geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKSEPTANS

Yabancı ülkelerde okuyacak öğrenciler için gönderilen kabul belgesi. Poliçelerin üzerine "kabulümdür" biçiminde yazılarak altı imzalanan açıklama, kabul.

AĞIRKANLI

Ağırcanlı. Hippokrates'in ortaya attığı ağırcanlılık, soğukluk, kolayca duygulanmayış gibi nitelikleri kendinde toplayan kişilik tipi.

ALMA

Almak işi, ahiz, derç, ittihaz, kabız. Bir iş adamının veya profesyonel sporcunun para karşılığı başka bir işe veya kulübe geçmesi, transfer.

ALTAYCA

Altay Türkçesi. Bu Türkçeyle yazılmış olan. Türk, Moğol, Mançu-Tunguz, Kore ve Japon dillerinin kendisinden türediği varsayılan ana dil.

AMBARLAMA

Ambarlama işi, depolama.

ALINDILI

Postaya ek ücret ödenerek alındı karşılığında verilen ve alıcısına ulaştırılması üstlenilmiş olan (mektup, paket vb.), taahhütlü.

AKÜMÜLATÖR

Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depolayan, istenildiğinde bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz, akımtoplar, akü.

ANAHTAR

Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AEROBİK

Sağlıklı bir vücuda sahip olmak için tempolu müzik eşliğinde yapılmış olan bir jimnastik türü.

AMİGO

Çoğunlukla spor yarışmalarında seyircileri coşturan kimse.

ALTAYİSTİK

Altay grubuna giren Türk, Moğol, Mançu-Tunguz, Japon ve Korelilerin dil, edebiyat, kültür ve tarihleriyle uğraşan bilim dalı.

AKKAVAK

Söğütgillerden, yapraklarının altı beyaz olan bir tür kavak, akçakavak, Hollanda kavağı (Populus alba).

AKKELEBEK

Hemen bütün meyve ağaçları için tomurcuk düşmanı sayılan, iri ak kanatları kalın, kara damarlı bir kelebek (Aporia crataegi).

ALAGEYİK

Geyikgillerden, Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaşayan, yazın postunda ak benekler oluşan, erkeklerinin boynuzları uca doğru kürek biçiminde genişleyen bir cins geyik, sığın (Dama dama).

AGORA

Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.

ABANDONE

Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.

AMBARLAMAK

Depolamak.

AHTAPOT

Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir tür mürekkep balığı (Octopus). Genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir ur türü, polip.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.