PLAK ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "plak" olan, toplam 14 adet kelime bulunmaktadır. plak ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu plak ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde plak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

PLAKOGLOBİN

10 harfli kelimeler

PLAKACILIK

9 harfli kelimeler

PLAKÇALAR, PLAKÇILIK

8 harfli kelimeler

PLAKASIZ, PLAKETLİ, PLAKOYİD

7 harfli kelimeler

PLAKACI, PLAKALI, PLAKLAR

6 harfli kelimeler

PLAKÇI, PLAKET

5 harfli kelimeler

PLAKA

4 harfli kelimeler

PLAK

Bazı kelimelerin anlamları

PLAK

Sesleri kaydetmek ve kaydedilen sesleri yeniden pikap veya gramofonda dinlemek amacıyla hazırlanan plastik daire biçiminde yaprak. Metal nesne, plaka.

PLAKACILIK

Plaka yapma veya satma işi.

PLAKA

Kamyon, otomobil vb. kara taşıtlarına takılan numara levhası. Plak. Metal yaprak.

PLAKETLİ

Katmanları, sert düz, ince ya da levha biçiminde olan kayaç. (Çoğunlukla düz katmanlı kumtaşı ya da kireçtaşı.).

PLAKOYİD

İlkel yapılı balıklarda görülen sert pullar.

PLAKÇILIK

Plakçının işi veya mesleği.

PLAKASIZ

Plakası olmayan.

PLAKLAR

Virüsle enfekte edilen tek tabaka hücre kültüründe, virüsün hücreyi parçalaması, öldürmesi veya hücrelerin kaynaşması sonucunda ortaya çıkan bir veya daha çok renksiz odaklar.

PLAKÇALAR

Bir plağa saptanmış sesleri okuyan aygıt.

PLAKOGLOBİN

Dezmozomlarda plâk yapısında bulunan 83000 molekül ağırlığında bir ara filament yardımcı proteini.

PLAKÇI

Plak hazırlayan, yapan veya satan kimse.

PLAKALI

Üzerinde plaka bulunan.

PLAKACI

Plaka yapıp satan kimse.

PLAKET

Onurluk. Metal, ağaç, cam vb.nden türlü biçimlerde yapılan, duvara veya herhangi bir yere çakılan küçük, alçak kabartma levha.

  -   -   -  

Anlamında PLAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde PLAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AÇIKLIK

Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

ÇAMGİLLER

Kozalaklılardan, iğne gibi ince ve uzun yapraklarını yaz kış dökmeyen, tohumları çıplak olarak kozalak pulları üzerinde bulunan, çam, köknar, ladin vb. bitki türlerini içine alan reçineli ağaçlar familyası.

ÇIPLAKLAŞMAK

Çıplak duruma gelmek.

CAVLAKLIK

Cavlak olma durumu, çıplaklık.

CAVLAMAK

Kavlamak, tüyünü dökmek, çıplak kalmak. Ölmek.

CAVLAK

Çıplak, tüysüz.

ÇIRÇIPLAK

Çırılçıplak.

ÇAL

Taşlık yer, çıplak tepe. Denizli iline bağlı ilçelerden biri.

CIBIL

Çıplak. Yoksul, parasız, geçim darlığı çeken.

AKADEMİ

Yüksekokul. Çıplak modelden yapılmış insan resmi. Bilginler, yazarlar, sanatçılar kurulu.

BALTRAP

Atıcılıkta hedef vazifesi gören plakaları havaya fırlatan yaylı alet.

ÇIPLAKLIK

Çıplak olma durumu.

ÇIRÇIPLAKLIK

Çırçıplak olma durumu.

AKBABA

Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş, kerkes (Vultur monachus). İhtiyar. Çıkarı için başkalarını sömüren.

ÇIPLAKLAŞMA

Çıplaklaşmak işi.

ÇIPLAKLAŞTIRMAK

Çıplak duruma getirmek.

BÜYÜTME

Büyütmek işi. Birisi tarafından yetiştirilmiş kimse. Uzakta duran cisimlere dürbün vb. bir araçla bakıldığında cismi gören açının çıplak gözle bakıldığı zamanki açıya oranı.

CIBILDAK

Çıplak.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

BÜKÜCÜ

Ağaç veya kontrplakları kalıpla, elle bükerek şekil veren kimse.