Sonu PAR ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "par" olan, toplam 50 adet kelime bulunmaktadır. Sonu par ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında par olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde par olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

OVOVİVİPAR

9 harfli kelimeler

ESKİYAPAR, KARAPAPAR, PUTATAPAR, SARIÇAPAR, YENİYAPAR

8 harfli kelimeler

ÇILÇAPAR, ÇİLÇAPAR, LARVİPAR, MULTİPAR, NULLİPAR, PLURİPAR, PRİMİPAR

7 harfli kelimeler

PUPİPAR, VİVİPAR

6 harfli kelimeler

LEOPAR, CAPPAR, HAMPAR, KASPAR, LAMPAR, LİLPAR, OTOPAR, OVİPAR, PANPAR, PARPAR, TALPAR, UNİPAR, YOMPAR

5 harfli kelimeler

ÇAPAR, DEPAR, ŞOPAR, CAPAR, ÇİPAR, ÇOPAR, HAPAR, HEPAR, İMPAR, KAPAR, SAPAR, SIPAR, SİPAR, ŞAPAR, TOPAR, YIPAR, YİPAR

4 harfli kelimeler

APAR, IPAR, İPAR, SPAR

3 harfli kelimeler

PAR

Bazı kelimelerin anlamları

PAR

Bozulmaya başlayan sulu yiyeceklerin üzerinde oluşan köpük, küf. Tortu. Dişlerde, dilde hastalık, açlık nedeniyle olan sarı tortu, pas. Nemli yerlerde olan küf, pas. Alev. Çeşme. Birisini aldatmak amacıyla verilen şey. Bahçe, gül bahçesi. Aldatma. Deneme, deney. Gül bahçesi, bahçe. Güzel, gösterişli.

YENİYAPAR

Bolu şehrinde, Gerede ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.

OVOVİVİPAR

Kabuğu olan fakat anasının içinde iken açılan yumurtalar meydana getiren canlı. Bir plasenta oluşumuyla anneyle yavru arasında bağlantı olmaksızın, yumurtası vücut içinde gelişen ve yavruyu yumurtadan çıktıktan sonra vücut dışına bırakan. İçerisinde larva bulunan yumurtalar üreten. Hemen doğum anında yumurta kabuğundan larvanın çıkması, ovoviviparus. Tüm meydana gelmiş kabuğu olan fakat ananın vucudu içindeyken açılan yumurtalar veren hayvan.

PRİMİPAR

İlk yavrusunu doğuran veya doğuracak olan.

VİVİPAR

Tek delikliler hariç bütün memeliler ve bazı omurgasız hayvanlar gibi canlı doğuranlar. Ana bitkiye bağlı olduğu hâlde açılan tohumlar veren bazı bitkiler. Yumurtaların anne karnında döllendiği, embriyonun plasenta bağlantısının olduğu ve gerçek doğumun görüldüğü üreme biçimi. Anne vücudu içerisinde yumurtalar yerine yaşayan gençlerin üretilmesi. Trichinella spiralis gibi kimi nematodların dişileri ve Sarcophaga spp. gibi kimi dişi sineklerin larva doğurması. Larva doğurma.

PUPİPAR

Bazı asalak eklem bacaklılarda olduğu gibi (koyun kenesi gibi) dişinin pupa olmaya hazır olgun larvalar doğurması. Bazı asılak böceklerde (örnek: koyun kenesi) olduğu gibi, dişinin, pupa olmaya hazır olgun larvalar doğurması.

KARAPAPAR

Tren.

LARVİPAR

Larva doğurma.

ÇILÇAPAR

Karışık renk: Atın çılçaparmış.

MULTİPAR

Çok doğum yapmış. Aynı batında birden çok yavru doğuran.

SARIÇAPAR

1.Sarı ya da kızıl saçlı, yüzünün cildi bozuk olan adam. 2.Sarışın, aksi adam.

PUTATAPAR

Putlara tapan kimse.

ÇİLÇAPAR

Siyah beyaz karışık, boz renk. Yüzdeki çiçek izleri.

NULLİPAR

Hiç doğum yapmamış dişi.

PLURİPAR

Bir batında çok sayıda yavru doğuran.

ESKİYAPAR

Çorum ili, Alaca ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.

  -   -   -  

Anlamında PAR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde PAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ACYO

Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.

ABANOZ

Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.

ABONE

Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).

AÇIORTAY

Bir açıyı, ölçüleri birbirine eşit olan iki açısal bölgeye ayıran doğru parçası.

AĞIZLAMAK

Bir boğazın veya bir limanın ağzını ortalamak. Bir işi kolaylamak. Bir parçayı yuvasına geçirmek için önce yuvanın ağzını ayarlamak.

AÇIKÇI

Borsada fiyat dalgalanmalarından yararlanarak açıktan para kazanan kimse.

AKCİĞER

Göğüs kafesinin büyük bir bölümünü içten kaplayan, kanı temizleyen, sağlı sollu iki parçadan oluşan solunum organı. Bronşçukların son bölümü.

ABONMAN

Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.

AHZÜKABZ

Kendine mal etme. Para tahsili yapmaya yetkili olma.

AÇKILAMAK

Açkı ile parlatmak.

AİDAT

Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti. Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para. Kesenek.

AHİZE

Telefonda seslerin duyulduğu ve iletildiği parça.

AFFETTUOSO

Bir parça yumuşak ve duygulu bir biçimde çalınarak.

ADAPTÖR

Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

AKAR

Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.

AĞIRŞAK

Yün veya iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça. Teker biçiminde yassı nesne, kurs (I).

AÇKI

Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.

ADA

Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.

AHLAT

Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yaban armudu, dağ armudu (Pirus piraster). Beden yapısının temelini oluşturan ögeler. Kaba adam, yol iz bilmez kimse. Bitlis iline bağlı ilçelerden biri. Bu ağacın, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. Bir karışım içindeki parçalar, ögeler.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük