Kelimeler arşivi içinde; başında "oy" olan, toplam 266 adet kelime bulunmaktadır. oy ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu oy ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde oy olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
OYUNLAŞTIRILMAK
OYUNLAŞTIRILMA
OYALANABİLMEK, OYALAYABİLMEK, OYMATESTERESİ, OYNADIRLAIMIŞ, OYUNLAŞTIRMAK
OYALANABİLME, OYALANDIRMAK, OYALAYABİLME, OYLAYABİLMEK, OYMAAĞAÇSEKİ, OYNANABİLMEK, OYNAŞLIÇORBA, OYNATABİLMEK, OYNATIMCILIK, OYNATIVERMEK, OYNAYABİLMEK, OYNAYIVERMEK, OYULGALANMAK, OYUNBOZANLIK, OYUNCAKÇILIK, OYUNLAŞTIRMA
OYALANDIRMA, OYGUBIÇKISI, OYLAYABİLME, OYMALIKİLİM, OYMATAHTASI, OYNANABİLME, OYNATABİLME, OYNATIVERME, OYNATTIRMAK, OYNAYABİLME, OYNAYIVERME, OYULGALAMAK, OYULGALANMA, OYURGALAMAK
OYANDIRMAK, OYLUMLAMAK, OYLUMÖLÇER, OYMALITEPE, OYNADANLIH, OYNAKLAMAK, OYNARGÖNYE, OYNATILMAK, OYNATTIRMA, OYNAYANLAR, OYSURATMAK, OYŞARRAMAK, OYTARANNIH, OYULGALAMA, OYULGANMAK, OYULKANMAK, OYUMGÜRGEN, OYUNBAZLIK, OYUNCUBAŞI, OYUNCUKTAN
OYABİLMEK, OYAİPLİĞİ, OYALANMAK, OYBİRLİĞİ, OYÇOKLUĞU, OYGALAMAK, OYĞALAMAK, OYLUMDERE, OYLUMLAMA, OYLUMLUCA, OYMAAAĞAÇ, OYMABASKI, OYMACILIK, OYMAKBAŞI, OYMAKILIÇ, OYMAPINAR, OYNATILMA, OYNATIMCI, OYNAYACAK, OYSURAMAK, OYŞALAMAK, OYUHLAMAK, OYUKLAMAK, OYUKLAŞMA, OYULGAMAK, OYULGANMA, OYULĞAMAK, OYULKAMAK, OYULYAMAK, OYUMLAMAK, Devamını Oku »»
OYABİLME, OYACILIK, OYAÇİÇEK, OYALAMAK, OYALANMA, OYALANTI, OYDAŞLIK, OYDAŞMAK, OYDURMAK, OYLANMAK, OYLAŞMAK, OYLATMAK, OYLUMSUZ, OYMAAĞAÇ, OYMADERE, OYMAKAYA, OYMAYAKA, OYNAKLIK, OYNANMAK, OYNAŞLIK, OYNAŞMAH, OYNAŞMAK, OYNATMAK, OYRULMAK, OYSANMAH, OYTARMAK, OYUKLAMA, OYUKTAŞI, OYUKTEPE, OYULGAMA, Devamını Oku »»
OYALAMA, OYALMAK, OYANMAH, OYANMAK, OYATLIK, OYBOZAN, OYCULUK, OYDAŞMA, OYDURMA, OYLAMAK, OYLANIŞ, OYLANMA, OYLAŞMA, OYLATMA, OYLEYİN, OYLUMLU, OYMADAL, OYMAKLI, OYMALIK, OYMATAŞ, OYNADAN, OYNAĞAN, OYNAKÇA, OYNAKMA, OYNAMAH, OYNAMAK, OYNANCA, OYNANIŞ, OYNANMA, OYNAŞMA, Devamını Oku »»
OYACAK, OYACIK, OYANIH, OYANTA, OYCALI, OYGANA, OYLAMA, OYLESE, OYMACA, OYMACI, OYMALI, OYNAMA, OYRACA, OYSAKİ, OYSAMA, OYSANA, OYSEGİ, OYUKLU, OYULGA, OYULKA, OYULMA, OYULUŞ, OYUNCU, OYUNLU, OYUNTU, OYUSAM
OYACA, OYACI, OYALI, OYALİ, OYALP, OYANİ, OYASA, OYDAŞ, OYGUÇ, OYGUŞ, OYHAN, OYKUT, OYLAK, OYLUH, OYLUK, OYLUM, OYMAH, OYMAK, OYMAN, OYNAH, OYNAK, OYNAŞ, OYNUK, OYRAK, OYRUK, OYSAL, OYSAM, OYSAN, OYSAR, OYŞAR, Devamını Oku »»
OYAH, OYAK, OYAL, OYAN, OYAT, OYAZ, OYCU, OYÇU, OYGU, OYĞU, OYIL, OYIN, OYİN, OYKE, OYLE, OYMA, OYRU, OYSA, OYSU, OYTU, OYUÇ, OYUK, OYUM, OYUN, OYUR, OYUŞ, OYUT
OYA, OYİ, OYN, OYU
OY
OY
Bir toplantıya katılanların, bir sorunla ilgili birkaç seçenekten birini tercih etmesi, rey. Bu tercihi belirten işaret, söz veya yazı. Seçimlerde kişinin herhangi bir aday veya partiye ait yaptığı tercih. Çeşitli duyguları anlatmak için kullanılan bir seslenme sözü.
OYNATABİLMEK
Oynatma imkânı veya olasılığı bulunmak.
OYALANDIRMAK
Oyalanmasına yol açmak, oyalanmasını sağlamak.
OYUNLAŞTIRILMAK
Oyun biçimine getirilmek.
OYALANABİLME
Oyalanabilmek işi.
OYNAŞLIÇORBA
Yarma ve mercimekle yapılan yemek.
OYALAYABİLMEK
Oyalama imkânı veya olasılığı bulunmak.
OYMATESTERESİ
Tahtalarda oyuk açmak için kullanılan ucu sivri testere. (Mudurnu Bolu).
OYNADIRLAIMIŞ
Oynatırlarmış.
OYALAYABİLME
Oyalayabilmek işi.
OYMAAĞAÇSEKİ
Kastamonu ilinde, Taşköprü belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
OYUNLAŞTIRILMA
Oyunlaştırılmak işi.
OYUNLAŞTIRMAK
Tiyatro türünden olmayan herhangi bir eseri teknik yönden oynanabilir duruma getirmek.
OYALANABİLMEK
Oyalanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
OYLAYABİLMEK
Oylama imkânı veya olasılığı bulunmak.
OYNANABİLMEK
Oynanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde OY geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABSTRE
Soyut.
ADLANDIRMAK
Çağırmak veya anmak için bir canlıya, bir yere, bir şeye ad vermek, ad koymak, ad takmak, ad vermek, isimlendirmek, isim koymak, isim takmak, isim vermek, tesmiye etmek.
ACIKLI
Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun. Acı görmüş, yaslı, kederli.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
ABSTRAKSİYONİZM
Soyutçuluk.
AFGAN
Afganistan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.
AÇGÖZLÜ
Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, açgöz, gözü aç, doymaz, gözü doymaz, tamahkâr, haris, hırslı, tokgözlü karşıtı.
AÇMAZ
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.
ACEMBORUSU
Canlı kırmızı renkli çiçek açan, uzun boylu bir tür süs bitkisi (Bignonia radicams).
AÇAN
Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.
AÇ
Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.
ACEMİCE
Toyca, beceriksizce, acemicesine.
ABANOZ
Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.
ACEMİLİK
Acemi olma durumu, toyluk. Acemice davranış, toyluk.
AÇGÖZLÜLÜK
Açgözlü olma durumu, doymazlık, gözü doymazlık, harislik, tamahkârlık, tamah.
ACEMİ
Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen. Saraya yeni alınmış cariye. İşinde, mesleğinde yeni olan, toy. Bir yere, bir şeye yabancı olan.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.