Kelimeler arşivi içinde; sonunda "oruk" olan, toplam 25 adet kelime bulunmaktadır. Sonu oruk ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında oruk olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde oruk olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
YAYVANDORUK
GÖRENDORUK
ESENDORUK, KARADORUK
ALAKORUK, DİMDORUK, TANDORUK
AKDORUK, PİTORUK, ÖZDORUK
HORUK, ZORUK, VORUK, TORUK, SORUK, PORUK, LORUK, BORUK, GORUK, FORUK, CORUK, MORUK, KORUK, DORUK
ORUK
ORUK
Aile, oymak. Göçmen olarak gelip bir yere yerleşen. Otlaktaki hayvanın ayağına bağlanan uzun ip, köstek. Dövülmüş et, bulgur, soğanla yapılan ızgara köfte. Dövülmüş köftelik bulguru biberle iyice yoğurduktan sonra içine kıyma koyup, üstüne yağ dökerek fırında pişirilen bir çeşit yemek. Yol, çare, imkân.
PİTORUK
Rüzgar girdabı.
SORUK
Bebeklere, tülbent içine tatlı konularak yapılan emzik. Oyalı yemeni. Soru.
VORUK
Yaşlı kadın.
ZORUK
Yoksul.
ÖZDORUK
Özü yüce olan kimse.
HORUK
Meyve zamanı dokunulmaması için, ağaçların dibine ya da dallarına konulan dikenli ağaç. Kağnıyı çekemeyen öküzlere yardım için bağlanan yeni bir çift öküz.
AKDORUK
"Beyaz" anlamındaki ak ile "tepe, en yüksek yer, uç, zirve; en üstün başarı düzeyi; kibirli" anlamlarındaki doruk sözlerinden oluşan bir söz.". Diyarbakır şehri, Ağaçlı bucağına bağlı bir yer.
ALAKORUK
Yarı olmuş üzüm: Üzümlerin yenecek yeri yok, hepsi alakoruk.
TORUK
Yeni yetişen çam ağacı, fidan. Tepe, en yüksek yer, uç. Dikkafalı. Yünden ya da keçi kılından dokunmuş ufak azık torbası. Doruk. Küçük ekin torbası. (Dereyazıcı Alaca Çorum).
ESENDORUK
Erzincan kenti, Başköy bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
GÖRENDORUK
Siirt kenti, Eruh ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
TANDORUK
Şafak vaktinde doğmuş gururlu kimse.
DİMDORUK
Tepe, uç, en yüksek yer: Kavağın dimdoruğuna çıktın mı?.
YAYVANDORUK
Şanlıurfa kenti, Harran ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
KARADORUK
Samsun kenti, Beşpınar bucağına bağlı bir bölge. Sivas şehri, Konakpınar bucağına bağlı bir yer.
Bu bölümde tanımı içerisinde ORUK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DARUH
Doruk: Daruh bekçisiz olmaz.
DMGILİK
Tepe, uç, doruk.
ADEMCİLİK
Yirminci yüzyılın başında Rusya'da ortaya çıkan bu edebiyat çığırı, simgeciliğe (symbolisme'e) karşı bir tepki olup eşyayı sanki Âdem'in göziyle görüyormuş gibi mistikçilikten uzak bir kavrayışla kavrıyarak gerçek anlamında kullanılmış kelimelerle anlatmak yoludur. Bu çığıra DORUKÇULUK (Acméisme) de denir. XX. yüzyılın başında simgeciliğe karşı bir tepki olarak Rusya'da ortaya çıkan bir edebiyat akımı.
DİNBURÇ
Doruk, uç.
DİVRİK
Dağın tepesi, doruk. Müdevver.
DORUKLAMA
Doruklamak işi. Tepeleme.
DINKALAZU
Tepe, uç, doruk.
ZİRVE
Doruk. Bir işte ulaşılan en üst aşama.
DORUKMAK
Bir şey birikmek, toplanmak: Senin işlerin de benim başıma doruktu. Takılmak, takılıp kalmak: Değnek çama doruktu.
DİNGE
Fidan. Kalın dikme. Başörtüsü kalıbı. Gelinlerin taktığı ipekli örtü üzerine gümüş, altın dizili başlık. Kadınların başlarına giydikleri hasırdan örülmüş külah. Tahtadan bir kasnak üzerine bez sarılarak başa oturtulan ve üzerine fes konulduktan sonra tülbentle bağlanan, bazen üzerine süs eşyası da takılan, yalnız kadınların kullandığı bir çeşit başlık. Tepe, uç, doruk. Tavana dayanan direk, sütun. Eski türkçe ten: başlık; keçe külah veya kasnak üzerine 'vala' sarıp üzerini kulplatılmış paralarla süsleyerek meydana getirilen başlık; türkmen kadınları arasında yaygındır; bk. ayrıca kofi / Kofiyh.
DORUKUCU
Üzerinde kar aşındırmasının etkilerini taşıyan genç ve yüksek dağlarda, yan yana dorukların testere dişi ya da horozibiği görünüşündeki uçlarından her biri.
DOROK
Tepe, uç, zirve, doruk. Çam, ardıç, katran, köknar fidanı.
CORUK
Manda yavrusu. Kuluçkaya gelmiş tavuk. Gelişmemiş, büyümemiş. Fidan. İnatçı. Oburluğu ile tanınan bir çeşit kuş: Coruk kuşu gibi lâk deyince et, lök deyince su istiyorsun. Bahane, özür. Fıtıklı kişi. Züğürt, para tutmayan. Cahil ve görgüsüz. Yıkılmış, yıkılmaya yüz tutmuş yapı. Hindi. Zayıf, hastalıklı.
MORUKLAŞMA
Moruklaşmak durumu.
ANNAK
Tepenin en sivri yeri. At, eşek, tavuk, keklik gibi hayvanların yatıp yuvarlandıkları tozlu yer. Anlayış, duygu. Anlayış, bellek, zekâ. Karşı, ön taraf, gözönü, her taraftan görülebilen yer, meydan, açıklık. Görülebilen yer. Karşı, ön taraf. Doruk, gözetleme yeri, siper. Duygu. Hatıra. Alan, meydan.
ÇO
Eşeği, hızlı yürütme ünlemi. Tepe, doruk: Çoğun başına çıkınca köy görünür. Köz.
DORAK
Kekik. Yoğurt ve kaymaktan yapılan bir çeşit yağlı peynir. Yağı alınmış sütten yapılan peynir. Yumuşak taştan yapılan ve yoğurt süzmekte kullanılan bir çeşit süzgeç. İçine yoğurt konan oyuk taş. Dereotu. Tepe, en yüksek yer, uç. Süzülmüş yoğurt, çökelek. Tepe, en yüksek yer, doruk. Bursa şehrinde, Söğütalan bucağına bağlı bir bölge. İçel şehrinde, Tarsus belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
ŞAHİKA
Doruk, zirve. En üst derece.
DORUKLAYIN
Yukardan beri anlamında kullanılır: Gelen kızı doruklayın görünce dizimin bağı çözüldü.
DUPBUR
Tepenin en yüksek noktası, doruk.