İçinde ORUM geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "orum" olan, toplam 76 tane kelime bulunuyor. İçerisinde orum bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu orum ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında orum olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

YORUMLAYABİLMEK, YORUMLANABİLMEK, YORUMLATABİLMEK

14 harfli kelimeler

YORUMLATABİLME, YORUMLAYABİLME, YORUMLATTIRMAK, SORUMSUZLAŞMAK, YORUMLANABİLME

13 harfli kelimeler

DORUMBAĞIRDAN, YORUMLATTIRMA, SORUMSUZLAŞMA

11 harfli kelimeler

GELİYORUMAK, YUKARIHORUM, GEDİYORUMAK, GORUMLANMAK, YORUMLAYICI, SORUMSUZLUK, YORUMLANMAK, YORUMLATMAK, KORUMACILIK, MİCROSPORUM, MİKROSPORUM

10 harfli kelimeler

YORUMBİLİM, ZORUMSUMAK, YORUMLANAN, HORUMLAMAK, YORUMLATMA, ORUMLANMAK, YORUMLAMAK, SORUMLULUK, SORUMSUZCA, YORUMLAYIŞ, YORUMLAYAN, YORUMCULUK, YORUMLANMA, MORUMTIRAK, CORUMLAMAK

9 harfli kelimeler

YORUMLAMA, YORUMSAMA, KORUMALIK, KORUMYELİ

8 harfli kelimeler

DORUMALİ, SORUMLUK, TORUMTAY, YORUMSUZ, SORUMSUZ, ATIYORUM, HORUMPAK, DORUMCUK, DORUMLAR, KORUMACI, DÜŞYORUM

7 harfli kelimeler

FORUMCU, KORUMAK, MORUMSU, PORUMCU, YORUMCU, HORUMCİ, SORUMAK, SORUMLU, KORUMCU

6 harfli kelimeler

GORUMA, SORUMA, KORUMA

5 harfli kelimeler

PORUM, KORUM, HORUM, CORUM, GORUM, BORUM, YORUM, TORUM, SORUM, FORUM, DORUM

4 harfli kelimeler

ORUM

Bazı kelimelerin anlamları

ORUM

Gurur, kurum. Hayvanların otlamasına elverişli geniş ormanlar, çalılıklar. Hayvanların gecelediği üstü açık yer, ağıl. Yatak. Ekinler arasında yetişen bir çeşit zararlı bitki. Gurur. Geniş orman, çalılık.

YORUMLANABİLMEK

Yorumlanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

YUKARIHORUM

Erzurum ili, Horasan belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

YORUMLAYABİLME

Yorumlayabilmek işi.

YORUMLATABİLMEK

Yorumlatma imkânı veya olasılığı bulunmak.

GELİYORUMAK

Gelip durmak.

SORUMSUZLAŞMAK

Sorumsuzca davranmak.

YORUMLATTIRMAK

Yorumlatma işini yaptırmak.

YORUMLANABİLME

Yorumlanabilmek işi.

GORUMLANMAK

Baca ve soba boruları is bağlamak.

YORUMLAYABİLMEK

Yorumlama imkânı veya olasılığı bulunmak.

YORUMLATABİLME

Yorumlatabilmek işi.

SORUMSUZLAŞMA

Sorumsuzlaşmak durumu.

YORUMLATTIRMA

Yorumlattırmak işi.

GEDİYORUMAK

Gide durmak: Ahmet köyden gediyoru.

DORUMBAĞIRDAN

Deve yününden yapılan kilim.

  -   -   -  

Anlamında ORUM bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ORUM geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BEKLEMEK

Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak. Karşılaşma ihtimali bulunmak. Süre tanımak, acele etmemek. Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek. Oyalanmak. Aramak, istemek. Ummak.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

AVAL

Ticari senetlerde, ödemeden sorumlu olanların ödememesi durumunda üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence. Saflığı sersemlik derecesine varan (kimse).

BAŞRAHİP

Manastırlarda en kıdemli ve yönetimden sorumlu rahip, başkeşiş.

BAŞLIK

Genellikle başı korumak için giyilen şapka, serpuş. Tekerlek parmaklarının çakılı olduğu kısım. Bir sütunun, bir direğin tepeliği. Kâğıt veya zarf üstüne basılmış ad ve adres, antet. Tablaların veya iş parçalarının düzgün kalmasını sağlamak amacı ile baş taraflarına takılan parça. Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibare, serlevha. Başlık parası. Üst giysilerinin yakalarına takılı başlık, kapüşon. Hayvan koşumunun başa geçirilen bölümü.

BAKMAK

Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.

AFFETMEK

Bağışlamak. Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek. Birinin sorumluluğundaki bir görevden veya işten çıkmasına izin vermek.

BAŞÖĞRETMEN

İlkokullarda yönetimden sorumlu olan öğretmen, müdür, başmuallim.

BALTACI

Balta yapan ya da satan kimse. Yangın söndürme kuruluşlarında balta kullanan er, baltalı. Önceleri sefer sırasında çalılık ve ormanlık yerleri temizlemek, yol açmak, çadırları kurup kaldırmak, yükleri bindirip indirmekle, sonraları kızlar ağasına bağlı olarak sarayı korumak ve sarayın dış hizmetlerini yapmakla görevli kimse, baltalı. Odun kırıcı.

ALACA

Birkaç rengin karışımından oluşan renk, ala. Birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma. Meyvelere, genellikle üzüme düşen ben. Keklik, bıldırcın vb. kuşları avlamak için kullanılan iki renkli bez. Ağaçta ilk olgunlaşan meyve. İki ya da daha çok renkli. Çorum iline bağlı ilçelerden biri.

AÇIKLAMAK

Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.

AVUKAT

Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse. Gerekmediği hâlde başkasını savunan, onun adına konuşan kimse.

BAYAT

Taze olmayan. Güncelliğini, önemini, özelliğini yitirmiş, çok söylenmiş. Çorum iline bağlı ilçelerden biri. Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri. Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri.

ASESBAŞI

Yeniçeri Ocağındaki askerî görevinin yanı sıra, başkentin düzenini korumakla da yükümlü olan yirmi sekizinci ortanın çorbacıbaşısı.

ARKALAMAK

Arkasına almak, yüklenmek. Bir kimseye güven vererek yardım etmek, destek olmak, korumak, müzaheret etmek.

BELAGAT

İyi konuşma, sözle inandırma yeteneği. Söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı, retorik. Bir şeyde gizli olan derin anlam. Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak hiçbir yanlış ve eksik anlayışa yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen, yapmacıktan uzak, düzgün anlatma sanatı.

BAŞHEMŞİRE

Sağlık kuruluşlarında hemşirelik hizmetlerinin en üst düzeyde sunulması için hizmetlerin düzenlenmesinden, yürütülmesinden, denetlenmesinden sorumlu yönetici hemşire.

BEKÇİ

Bir şeyi veya bir yeri bekleyip korumakla görevli kimse.

BAŞDEKORCU

Dekorcuların başı, dekor hazırlamada en üst sorumlu.

BAŞPAPAZLIK

Başpapaz olma durumu. Başpapazın sorumluluğunda olan bölge. Başpapazın yaptığı iş.