Kelimeler arşivinde; içinde "orun" olan, toplam 61 tane kelime bulunuyor. İçerisinde orun bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu orun ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında orun olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YENİTORUNOBASI, KORUNULABİLMEK
KORUNAKSIZLIK, KORUNULABİLME
KORUNABİLMEK, TORUNSOLAKLI, KORUNAKLILIK
KARBORUNDUM, ARAKORUNCAK, KORUNABİLME, SORUNSUZLUK, KORUNAKLAMA
KORUNULMAK, SORUNUFAĞI, SORUNULMAK, TORUNOBASI, KORUNGALIK, KORUNAKSIZ, YORUNCAMAK, ZORUZORUNA, ZORUNLULUK
KORUNULMA, BABATORUN, ZORZORUNA, KORUNAKLI, KORUNUMLU
ORUNLAMA, KORUNCAK, TORUNISI, TAVĞORUN, KORUNMAK, SORUNCUL, ORUNCABU, ZORUNLUK, GORUNMAK, SORUNSUZ, ZORUNMAH, SORUNSAL
ORUNTAK, GORUNGA, KORUNGA, KORUNMA, TORUNLU, KORUNAK, HORUNTU, KORUNUM, ZORUNLU, SORUNCA, ZORUNAN, KORUNUK, KORUNTU, SORUNLU
KORUNU, KORUNÇ
ZORUN, KORUN, SORUN, TORUN, HORUN, DORUN
ORUN
ORUN
Özel yer. Makam, mansıp, mesnet, mevki.
KORUNULABİLMEK
Korunulma imkânı veya olasılığı bulunmak.
TORUNSOLAKLI
Adana şehri, Çatalan nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
KORUNULABİLME
Korunulabilmek işi.
SORUNUFAĞI
Bulgur.
KORUNAKLAMA
Filmlerin kısa ya da uzun sürede korunması, saklanması amacıyla, gerekli koşullara uygun yerlerde, özellikle korunaklarda bulundurulması, sınıflandırılması.
KORUNAKLILIK
Korunaklı olma durumu.
ARAKORUNCAK
Gümrükte, eşyaların vergileri ödeninceye değin geçici bir süre konulduğu, saklanıldığı yer.
SORUNULMAK
Sorulmak.
KORUNULMAK
Korunma işi yapılmak.
YENİTORUNOBASI
Aksaray ilinde, Sarıyahşi ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
KORUNABİLMEK
Korunma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KARBORUNDUM
Aşındırıcı madde olarak kullanılan silisyum karbürün ticaretteki adı.
KORUNABİLME
Korunabilmek işi.
SORUNSUZLUK
Sorunsuz olma durumu, meselesizlik, problemsizlik.
KORUNAKSIZLIK
Korunaksız olma durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde ORUN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AHLAK
Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları, aktöre, sağtöre. Huylar.
ABANDONE
Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.
AKILCILIK
Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.
AYDINLATMAK
Karanlığı giderip görünür duruma getirmek, ışıklandırmak. Bir sorun üzerine bilgi vermek.
ALGORİTMA
Orta Çağda ondalık sayı sistemine göre, son zamanlarda ise iyi tanımlanmış kuralların ve işlemlerin adım adım uygulanmasıyla bir sorunun giderilmesi veya sonuca en hızlı biçimde ulaşılması işlemi, Harezmi yolu.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
AÇIMLAMAK
Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktasına kadar gözden geçirerek anlatmak, şerh etmek, teşrih etmek.
ANTREPO
Gümrüklere gelen ticari eşyanın konulduğu, korunduğu yer.
AL
Kanın rengi, kızıl, kırmızı. Dorunun açığı, kızıla çalan at donu. Aldatma, düzen, tuzak, hile. Yüze sürülen pembe düzgün, allık. Bu renkte olan (at). Alüminyum elementinin simgesi. Bu renkte olan.
AÇACAK
Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç. Anahtar. Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç.
AYDINLANMAK
Aydınlık olmak. Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinmek, tenevvür etmek.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
AHFAT
Erkek torunlar.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
ANGARYA
Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.
ALIŞTIRMA
Alıştırmak işi. Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak için yapılmış olan uygulama, hazırlık çalışması, idman, egzersiz, antrenman. Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılmış olan tekrar, temrin, talim, egzersiz. Bir araç motorundan tam verim elde edilebilmesi için ilk dönemlerinde yüksek devirde düşük hızda çalıştırılması, rodaj.
AYDINLANMA
Aydınlanmak işi ya da durumu. Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinme, tenevvür. Bir yüzeyin, karşısına konulan eşit ışık kaynaklarının sayısı ile orantılı olarak aydınlık görünmesi.
AYNA
Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Atların diz kapağı. İyi bir durumda, yolunda. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Küreğin yassı uç bölümü. Karagöz oyununda perde. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.
ASMAK
Bir şeyi aşağıya sarkacak bir biçimde bir yere iliştirip sarkıtmak. Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek. Görevi olan bir işi özürsüz yapmamak. Bir kimseyi boğazından ip vb. geçirip sallandırarak öldürmek, idam etmek. Üzerine takınmak, kuşanmak.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.