Kelimeler arşivi içinde; sonunda "oray" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. Sonu oray ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında oray olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde oray olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
MONORAY
OTORAY, AYORAY
KORAY, MORAY
ORAY
ORAY
Ateş gibi kızıl renkli ay. Şehirli, şehirde yaşayan.
OTORAY
Ray üzerinde işleyen motorlu taşıma aracı.
KORAY
Ateşli, canlı, hareketli kimse.
AYORAY
Antik Yunan tiyatrosunda Tanrıları havada göstermek için kullanılan askı aygıtı.
MONORAY
Tek bir raydan oluşan demir yolu.
MORAY
Yüzü mor renkli olan.
Bu bölümde tanımı içerisinde ORAY geçen kelimeler listesi verilmiştir.
EMBELEŞİK
Bir çocuk ya da hayvanın hiç durmadan oradan oraya koşturup her şeyi yayıp dökmesi.
HÖNGÜRE
Nereye, ne yana ?. Oraya: Çuvalı höngüre bırak.
EKSOTİZM
Bir tiyatro yapıtında, kendi ulusuna göre, yabancı ülkelerden alınmış ve orayı yansıtan şey (olay, tip, renk, vb.).
DÖŞEMEK
Bir tabanı, tahta, karo, mermer vb. yapı gereçleriyle kaplamak. Boru, kablo vb. yerleştirmek, çekmek. Bir ev veya dairenin oturulabilir duruma gelmesi için gerekli eşyayı oraya yerleştirmek. Kumaş, halı vb.ni bir yeri iyice örtecek biçimde sermek.
GEBİLI
Olabilirlik, olanaklılık: Eğer gebili olsa seni oraya ulacıyım.
ÇALLANMAK
Adı çıkmak, ünü yayılmak: Çallanmış kızı alırmıyım hiç. Dolaşıp aranmak. Oraya buraya saldırmak. Yapacağı işi ona buna söylemek. Örtünüp sarınmak. Saç ağarmak. Hayvanlar otlamak. Meyve tatlanmak.
HORAYA
Oraya.
CIVGIRTMAK
Oraya buraya koşturmak.
CIVZITMAK
Konuşurken saçmalamak, söz düzenini yitirmek. Gideceği yeri şaşırmak, oraya buraya gidip gelmek. İşi uzatmak, yarıda bırakmak, usanarak işten kaçmaya çalışmak.
KANGREN
Vücudun herhangi bir yerindeki dokunun oraya kan gelmemesi sonucu ölmesi.
ÇAVZURTMAK
İvmek, oraya buraya koşuşturmak.
ÇAVZUKMAK
İvmek, oraya buraya koşuşturmak.
ÇAVZIKMAK
Güçlüğü yenmek için oraya buraya koşturmak, bocaladığını gösteren davranışta bulunmak.
FİNİKTİRMEK
Oraya buraya kaçırmak: Oğlum şu hayvanları ne finiktiriyorsun.
ANDA
Kardeş. Fındık, bir fındık türü. Orada. Onda, o Hususta, o mevzuda. Oraya. O zaman.
FALDIRDAMAK
Sersemlemek, aklı karışmak. Köhneleşmek, eskimek. Konuşmadığı halde ortada dolaşıp, orayı burayı karıştırarak yaptığı gürültüyle başkalarını rahatsız etmek: Ayşe faldırdayıp durma otur artık. Öfkelenmek, kızmak.
HALİMADE
Sahipsiz yer: Orayı halimade mi sandın da hayvan saldın.
GIRS
Cimri. Uzun süre hasta yatan kimsenin gösterdiği huysuzluk. Uzun süre kapalı yerde durarak dışarı çıkan hayvanın oraya buraya tos vurması.
CIZIKLAMAK
Acele etmek. Zor karşısında oraya buraya koşturmak.
ÇETEN
Saman taşımak için kağnılara konulan büyük sepet. Çamaşır sepeti. Ahırın bir tarafında yavrular için ayrılan yer. Kenevir tohumu. Saman ölçü birimi. Çitten yapılmış ambar. Kamıştan duvar: Ben oraya kuyu kazdım, çeten diktim. Mısırları koçanlarıyle kurutmak için çubuklardan yapılan kulübemsi yer. Üstü allı yeşilli kilimle örtülü gelin kağnısı. Çitten örülmüş, silindir biçiminde, ayaklı mısır ambarı. Saman taşımaya yarayan, dört yanı kilim ya da hasırla çevrilmiş kağnı, at arabası. Saman taşımak için kağnının dört kazığı arasına kem ile örülen örtü. Saman taşımak için hazırlanmış kağınının dört uzun kazığı arasına 'kem' le örülen örtü. Ot saman koymak için kullanılan büyük sepet. Saman taşımaya yarayan büyük sepet. Üstü dal ve kamışlarla örtülen, içine yirmi ile otuz kadar kuzu alabilen, 1 m. kadar derinliğinde kuzu barındırma çukuru. (Yenikent Aksaray Niğde). Ağılın kenarına yapılan etrafı çevrili kuzu koruma yeri. (Yeşilyurt, Sarıdeğirmen Haymana Ankara). Saman çekilirken kağnının yanlarına konulan çul. (Alcılı Delice Ankara). Fazla saman taşıyabilmeleri için kağnılara konulan ince fındık dallarından örülmüş kanatlar. (Büyükdivanköyü Çorum).