ORAY ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "oray" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. oray ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu oray ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde oray olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ORAY

Ateş gibi kızıl renkli ay. Şehirli, şehirde yaşayan.

ORAYI

Oraya (bk. urya). Oraya.

ORAYA

O yere, o yöne.

  -   -   -  

Anlamında ORAY bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ORAY geçen kelimeler listesi verilmiştir.

HÖNGÜRE

Nereye, ne yana ?. Oraya: Çuvalı höngüre bırak.

GEBİLI

Olabilirlik, olanaklılık: Eğer gebili olsa seni oraya ulacıyım.

ÇAVZURTMAK

İvmek, oraya buraya koşuşturmak.

ÇETEN

Saman taşımak için kağnılara konulan büyük sepet. Çamaşır sepeti. Ahırın bir tarafında yavrular için ayrılan yer. Kenevir tohumu. Saman ölçü birimi. Çitten yapılmış ambar. Kamıştan duvar: Ben oraya kuyu kazdım, çeten diktim. Mısırları koçanlarıyle kurutmak için çubuklardan yapılan kulübemsi yer. Üstü allı yeşilli kilimle örtülü gelin kağnısı. Çitten örülmüş, silindir biçiminde, ayaklı mısır ambarı. Saman taşımaya yarayan, dört yanı kilim ya da hasırla çevrilmiş kağnı, at arabası. Saman taşımak için kağnının dört kazığı arasına kem ile örülen örtü. Saman taşımak için hazırlanmış kağınının dört uzun kazığı arasına 'kem' le örülen örtü. Ot saman koymak için kullanılan büyük sepet. Saman taşımaya yarayan büyük sepet. Üstü dal ve kamışlarla örtülen, içine yirmi ile otuz kadar kuzu alabilen, 1 m. kadar derinliğinde kuzu barındırma çukuru. (Yenikent Aksaray Niğde). Ağılın kenarına yapılan etrafı çevrili kuzu koruma yeri. (Yeşilyurt, Sarıdeğirmen Haymana Ankara). Saman çekilirken kağnının yanlarına konulan çul. (Alcılı Delice Ankara). Fazla saman taşıyabilmeleri için kağnılara konulan ince fındık dallarından örülmüş kanatlar. (Büyükdivanköyü Çorum).

FALDIRDAMAK

Sersemlemek, aklı karışmak. Köhneleşmek, eskimek. Konuşmadığı halde ortada dolaşıp, orayı burayı karıştırarak yaptığı gürültüyle başkalarını rahatsız etmek: Ayşe faldırdayıp durma otur artık. Öfkelenmek, kızmak.

GIRS

Cimri. Uzun süre hasta yatan kimsenin gösterdiği huysuzluk. Uzun süre kapalı yerde durarak dışarı çıkan hayvanın oraya buraya tos vurması.

CIVGIRTMAK

Oraya buraya koşturmak.

ANDA

Kardeş. Fındık, bir fındık türü. Orada. Onda, o Hususta, o mevzuda. Oraya. O zaman.

KANGREN

Vücudun herhangi bir yerindeki dokunun oraya kan gelmemesi sonucu ölmesi.

CIVZITMAK

Konuşurken saçmalamak, söz düzenini yitirmek. Gideceği yeri şaşırmak, oraya buraya gidip gelmek. İşi uzatmak, yarıda bırakmak, usanarak işten kaçmaya çalışmak.

ÇAVZIKMAK

Güçlüğü yenmek için oraya buraya koşturmak, bocaladığını gösteren davranışta bulunmak.

FİNİKTİRMEK

Oraya buraya kaçırmak: Oğlum şu hayvanları ne finiktiriyorsun.

CIZIKLAMAK

Acele etmek. Zor karşısında oraya buraya koşturmak.

DÖŞEMEK

Bir tabanı, tahta, karo, mermer vb. yapı gereçleriyle kaplamak. Boru, kablo vb. yerleştirmek, çekmek. Bir ev veya dairenin oturulabilir duruma gelmesi için gerekli eşyayı oraya yerleştirmek. Kumaş, halı vb.ni bir yeri iyice örtecek biçimde sermek.

HORAYA

Oraya.

EKSOTİZM

Bir tiyatro yapıtında, kendi ulusuna göre, yabancı ülkelerden alınmış ve orayı yansıtan şey (olay, tip, renk, vb.).

ÇALLANMAK

Adı çıkmak, ünü yayılmak: Çallanmış kızı alırmıyım hiç. Dolaşıp aranmak. Oraya buraya saldırmak. Yapacağı işi ona buna söylemek. Örtünüp sarınmak. Saç ağarmak. Hayvanlar otlamak. Meyve tatlanmak.

EMBELEŞİK

Bir çocuk ya da hayvanın hiç durmadan oradan oraya koşturup her şeyi yayıp dökmesi.

HALİMADE

Sahipsiz yer: Orayı halimade mi sandın da hayvan saldın.

ÇAVZUKMAK

İvmek, oraya buraya koşuşturmak.