Kelimeler arşivi içinde; sonunda "onar" olan, toplam 7 adet kelime bulunmaktadır. Sonu onar ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında onar olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde onar olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
GÖÇERKONAR, HYPERGONAR
KUŞKONAR
SAKONAR
SONAR, KONAR
ONAR
ONAR
On sayının üleştirme sayı sıfatı. Her birine on, her defasında onu bir arada.
HYPERGONAR
Fransız bilgini Prof. Henri Chrétien'in 1925-1930 arasında geliştirdiği bir sıkıştırmacın adı. Bu merceğin kullanılışına dayanan ve yine aynı bilgince geliştirilen bir geniş görüntülük işleminin adı. (Bu işlem daha sonra CinemaScope'a yol açmıştır).
SAKONAR
Kiler.
KONAR
Konya ilinde, Sarayönü ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
SONAR
Batmış olan nesnenin, yüzeye yakın balıkların yerini ve durumunu yansılanan ses dalgalarıyla belirleyen sistem. Bu sistemden yararlanılarak yapılmış, denizaltılarda kullanılan cihaz.
GÖÇERKONAR
Konargöçer.
KUŞKONAR
Şırnak şehrinde, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
Bu bölümde tanımı içerisinde ONAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇAKMAKÇI
Çakmak yapan veya satan kimse. Tüfek ve tabanca çakmaklarını yapan ve onaran kimse.
ÇÖVEN
Kökü ve dalları, suyu sabun katılmış gibi köpürten, kir temizleyici bir bitki, sabun otu, helvacı kökü (Saponaria officinalis). Çevgen.
AVADANLIK
Bir işi yapmak, bir aracı onarmak için kullanılan alet takımı.
BUZ
Donarak katı duruma gelmiş su. Çok soğuk bir etki uyandıran (şey veya kimse).
DEMİRCİ
Demir satan, demir eşya yapan veya onaran kimse. Manisa iline bağlı ilçelerden biri.
GARAJ
Otomobil vb. taşıtların konulduğu üstü örtülü yer, arabalık. Toplu taşıma ve nakliye araçlarına hareket ve varış noktası olarak belediyelerce ayrılan yer. Otomobillerin bakım ve onarımının yapıldığı yer.
GÖZLÜKÇÜ
Gözlük satan ya da onaran kimse. Gözlük satılan ve onarılan iş yeri. Numaralı gözlük camını reçeteye bağlı olarak kullanıma hazırlayan kimse.
GARAJCI
Otomobil, otobüs vb. taşıtları belli bir süre barındıran, gereğinde bakım ve onarımlarını yaptıran işletmeci.
ASANSÖRCÜ
Asansörün bakım ve onarımını yapan kimse. Otel, hastane vb. büyük kuruluşlarda asansörün düzenli çalışmasını sağlayan kimse.
CEBECİ
Yeniçeri ordusunda silah yapan, onaran ve bakımı ile görevli bulunan, savaşta ordunun silah ve cephanesini ulaştıran yaya kapıkulu ocaklarından bir sınıf asker.
DOK
Gemilerin yükünün boşaltıldığı veya onarıldığı, üstü örtülü havuz. Ticaret mallarını saklamak için rıhtımda yapılmış olan büyük depo.
BUYMAK
Çok üşümek. Soğuktan donarak ölmek.
DÜZELTMEK
Düzgün duruma getirmek. Bozukluğunu gidermek, onarmak. Yanlıştan kurtarmak, tashih etmek.
ESKİCİ
Her türlü eski eşya alım satımıyla uğraşan kimse. Eskimiş ayakkabıları onaran kimse.
EGZOZCU
Egzozu yapan, satan veya onaran kimse.
BAKIMEVİ
Bakıma gereksinimi olan kimselerin bakıldıkları, barındıkları kuruluş. Belirli noktalarda özellikle kar mücadelesinde kullanılan araç ve gereçlerin barındırıldığı bina. Kurum ve kuruluşlarda motorlu araçların onarıldığı ve korunduğu yer veya birim. Kademe.
DİKİCİ
Tarımla uğraşan kimse, çiftçi. Dikişçi. Sökük ayakkabıları onaran kimse. Yeni yapılmış olan ayakkabıların dikiş işini yapan kimse.
HAVUZ
Su biriktirme, yüzme, çevreyi güzelleştirme vb. amaçlarla altı ve yanları mermer, beton benzeri şeylerden yapılarak içine su doldurulan, genel olarak üstü açık yer. Bir amaç güdülerek farklı kaynaklardan gelen paranın ilgililere daha sonra paylaştırılmak üzere toplandığı belirli bir yer. Büyük gemilerin onarılmak için çekildikleri yer. Kum, asit vb. konulan çukur yer.
ANAHTARCI
Anahtar yapan, satan veya onaran kimse, açkıcı. Kapı, kasa vb. yerlere anahtar uydurarak hırsızlık yapan kimse. Kilitli kapıları açan kimse, çilingir.
DÖŞEMECİ
Döşeme yapan kimse. Perde, koltuk, kanepe vb. satan veya onaran kimse.