Kelimeler arşivi içinde; başında "ok" olan, toplam 320 adet kelime bulunmaktadır. ok ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ok ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ok olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
OKSİDOREDÜKTAZLAR
OKSİPİTALİZASYON
OKRATOKSİKOZİS, OKSİDOREDÜKTAZ, OKSİFENBUTAZON, OKSİHEMOGLOBİN, OKSİMİYOGLOBİN, OKSİPERİTONEUM, OKSİTSİZLEYİCİ, OKUTTURABİLMEK, OKYANUSYALILIK
OKSİJENLENMEK, OKSİTSİZLEŞME, OKULOMOTORYUS, OKUTTURABİLME
OKÇUMEHMETLİ, OKSİFENONİUM, OKSİJENAZLAR, OKSİJENLEMEK, OKSİJENLENME, OKSİNİTRİLAZ, OKSİTSİZLEME, OKSOTREMORİN, OKŞAYABİLMEK, OKŞAYIVERMEK, OKURYAZARLIK
OKÇULARYERİ, OKSİJENLEME, OKSİMETOLON, OKSİPİTALİS, OKSİTLENMEK, OKSİTROPİZM, OKSOBÜTİRAT, OKSUNDURMAK, OKŞAYABİLME, OKŞAYIVERME, OKULSONRASI, OKUNABİLMEK, OKUNAKLILIK, OKUTABİLMEK, OKUYABİLMEK, OKUYUVERMEK, OKYANUSYALI
OKSİDASYON, OKSİDAZLAR, OKSİFİLLER, OKSİTLEMEK, OKSİTLENME, OKSİTOKSİK, OKSYURİFÜJ, OKSYURİSİT, OKSYUROZİS, OKŞAYİLMEK, OKTAHEDRİT, OKULLAŞMAK, OKULÖNCESİ, OKUNABİLME, OKUTABİLME, OKUTMANLIK, OKUTTURMAK, OKUYABİLME, OKUYUCULUK, OKUYUVERME, OKZAPROSİN
OKALİPTOL, OKALİPTÜS, OKKALAMAK, OKLAVALIK, OKMEYDANI, OKRONOZİS, OKSALOZİS, OKSAZEPAM, OKSİFİLİK, OKSİJENAZ, OKSİJENLİ, OKSİMETRE, OKSİMORON, OKSİTAKSİ, OKSİTLEME, OKSİTOSİK, OKSİTOSİN, OKŞALAMAK, OKŞAMALIK, OKTAVERİN, OKTÜREMİŞ, OKULLAŞMA, OKUMUŞLAR, OKUMUŞLUK, OKUNAKSIZ, OKUNCALIK, OKUNCULUK, OKUNULMAK, OKURCALAR, OKURYAZAR, Devamını Oku »»
OKARTMAK, OKÇAÖREN, OKÇUOĞLU, OKKALAMA, OKKAYIŞI, OKLANMAK, OKLAVALI, OKLUBALI, OKLÜZYON, OKRANMAK, OKRAŞMAK, OKSALEMİ, OKSALMIŞ, OKSİDANT, OKSİNLER, OKSOSPOR, OKSOTROF, OKSYURİD, OKSYURİT, OKŞANMAK, OKŞATMAK, OKUNAKLI, OKUNTUCU, OKUNULMA, OKUTULMA, OKUVOMAK, OKUYUNTU, OKÜLTİZM
OKANALP, OKANDAN, OKAZYON, OKBUDUN, OKÇUGÖL, OKÇUHAN, OKÇULAR, OKÇULUK, OKDEMİR, OKERGİN, OKGÜÇLÜ, OKINMAK, OKKALIK, OKLACIK, OKLAGEÇ, OKLAĞAÇ, OKLAHAÇ, OKLAMAK, OKLANGI, OKLANMA, OKLAVAÇ, OKLEMEK, OKLEYLİ, OKRAMAK, OKRİBAS, OKROFOR, OKSALAT, OKSALDI, OKSALİK, OKSEVEN, Devamını Oku »»
OKAKIN, OKANAY, OKANER, OKATAN, OKATAR, OKATAY, OKAYER, OKBOĞA, OKÇULU, OKİMAK, OKKALI, OKLAAÇ, OKLAĞA, OKLAĞI, OKLAĞU, OKLAHİ, OKLALI, OKLAMA, OKLAVA, OKLAVI, OKLAVİ, OKLAVU, OKLELİ, OKLUCA, OKRAĞA, OKRALI, OKRAMA, OKSEVİ, OKSİDE, OKŞAMA, Devamını Oku »»
OKADA, OKAPİ, OKARI, OKBAŞ, OKBAY, OKCAN, OKCÜL, OKÇAK, OKÇUK, OKÇUN, OKDAĞ, OKGÜÇ, OKHAN, OKKAN, OKLAA, OKLAÇ, OKLAĞ, OKLAH, OKLAI, OKLAN, OKLAV, OKLUK, OKMAK, OKMAN, OKRUK, OKSAL, OKSAR, OKSAY, OKSEV, OKSİN, Devamını Oku »»
OKAL, OKAN, OKAR, OKAT, OKAY, OKÇU, OKER, OKEY, OKGA, OKGE, OKIL, OKKA, OKLA, OKLO, OKRA, OKRE, OKSİ, OKSU, OKTA, OKUL, OKUN, OKUR, OKUŞ, OKUZ
OKİ, OKU
OK
OK
Yayla atılan, ucunda sivri bir demir bulunan ince ve kısa tahta çubuk. Bir dairede bir kirişin ortasında bu kirişi gören yayın ortasına indirilen doğru parçası. Yön göstermek amacıyla belli yerlere konulabilen, oka benzer işaret. At arabası, kağnı vb. araçlarda koşum hayvanlarının bağlandığı ağaç.
OKYANUSYALILIK
Okyanusyalı olma durumu.
OKSİMİYOGLOBİN
Kaslara kırmızı rengi veren madde.
OKSİFENBUTAZON
Fenilbutazondaki N-1-fenil halkasına parahidroksi grubunun getirilmesiyle hazırlanan ve yangı önleyici, ateş düşürücü, ağrı kesici olarak kullanılan bir ilaç.
OKUTTURABİLMEK
Okutturma imkânı veya olasılığı bulunmak.
OKULOMOTORYUS
Gözü oynatıcı.
OKSİHEMOGLOBİN
Akciğerlerde oksijen yoğunluğu yüksek olduğu zaman oksijenin hemoglobinle birleşmesi ile oluşan bileşik. Oksijen yoğunluğunun düşük olduğu dokulara, kısımlarına ayrılarak oksijen verir. Oksijen ile birleşmiş durumdaki hemoglobin.
OKSİTSİZLEŞME
Erimiş bir metalin içindeki oksitlerin giderilmesi olayı.
OKSİDOREDÜKTAZLAR
Bir bileşiğin indirgenmesiyle diğer bileşiğin oksidasyonunu katalizleyen herhangi bir enzim sınıfı. Dehidrojenazlar, katalazlar, oksidazlar, redüktazlar, peroksidazlar gibi. Oksidasyon redüksiyon enzimleri.
OKRATOKSİKOZİS
Okratoksin A'nın neden olduğu, proksimal tubuluslarda dejenerasyon, atrofi, interstisyel fibrozis ve glomeruluslarda hiyalinleşmeyle belirgin zehirlenme.
OKSİPERİTONEUM
Karın boşluğuna oksijen zerk edilmesi.
OKSİTSİZLEYİCİ
Erimiş metal içinde, oksit olarak bulunan oksijeni gidermek ereğiyle kullanılan özdek. Oksitsizleştirici özellikte olan.
OKUTTURABİLME
Okutturabilmek işi.
OKSİPİTALİZASYON
Art kafa kemiğinin ilk boyun omurunun kaynaşması.
OKSİDOREDÜKTAZ
Bir bileşiğin indirgenmesiyle diğer bileşiğin oksidasyonunu katalizleyen dehidrojenaz, hidroksilaz, oksidaz, oksijenaz, peroksidaz ve redüktaz gibi enzimler, oksidasyon-redüksiyon enzimleri. Bir substrattan diğerine H atomu, O atomu veya elektronların transferini katalize eden enzim. Bu sınıfta dehidrojenazlar, hidroksilazlar, oksidazlar, oksijenazlar, peroksidazlar ve redüktazlar bulunur.
OKSİJENLENMEK
Oksijen ile birleşmek. Özünde oksijen bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde OK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
ACIKLI
Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun. Acı görmüş, yaslı, kederli.
ABRA
Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.
ABDÜLLEZİZ
Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetişen, çok yıllık, yumrulu ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). Bu bitkinin yemiş olarak yenilen, tatlı ve yağlı ürünü.
AÇ
Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.
ABANOZ
Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
ABARTI
Bir şeyi, bir olayı olduğundan büyük veya çok gösterme, mübalağa.
ACILAŞMAK
Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.
AÇIMLAMAK
Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktasına kadar gözden geçirerek anlatmak, şerh etmek, teşrih etmek.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
AÇGÖZLÜ
Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, açgöz, gözü aç, doymaz, gözü doymaz, tamahkâr, haris, hırslı, tokgözlü karşıtı.
ACILIK
Acı olma durumu. Dokunaklılık, kederlilik, yaslılık.
ABİS
Okyanusların güneş ışığının ulaşamadığı derin yerleri.
ABAKÜS
Sayı boncuğu. Sütun başlığının üstüne yatay olarak konan ve kenarlarından biraz dışarı taşan taş blok.
ACIMSI
Acıyı andıran, acıya benzeyen, acı gibi, acımtırak. Dokunaklı.
AÇELYA
Kokusuz, güzel renkli çiçekler açan bir bitki (Rhododendron).
ABARTMAK
Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.
ABANDONE
Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.