Kelimeler arşivi içinde; sonunda "nü" olan, toplam 123 adet kelime bulunmaktadır. Sonu nü ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında nü olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde nü olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
TAVUSTANLIYÜNÜ, YUKARISÖĞÜTÖNÜ
ŞEYTANDÜĞÜNÜ
ÇAKALDÜĞÜNÜ, DEĞİRMENÖNÜ, OVATEKKEÖNÜ, PALAMUTGÜNÜ, TİLKİDÜĞÜNÜ
KÖYLÜÜRÜNÜ, MEDRESEÖNÜ
KOYUNYÜNÜ, GUYRUKÖNÜ, GÜMELEÖNÜ, GÜVEĞİÖNÜ, KARSINÖNÜ, SANDIĞÖNÜ, YAYLAGÜNÜ
SARAYÖNÜ, ARDIÇÖNÜ, BOĞAZÖNÜ, BOZANÖNÜ, ÇINARÖNÜ, DEMİRÖNÜ, DEVEGÖNÜ, DÖNEMÖNÜ, DÜZGÜNNÜ, ELMAGÜNÜ, GELİNÖNÜ, GÜYAEÖNÜ, HİSARÖNÜ, HORAZÖNÜ, İLKİDÜNÜ, İLKÜDÜNÜ, KEDİYÜNÜ, KÖRKÖSNÜ, KÖRKÜSNÜ, KÜRTÜNNÜ, PAZARÖNÜ, PINARÖNÜ, SÖĞÜTÖNÜ, SUDÜĞÜNÜ, YAYLAÖNÜ
EMİNÖNÜ, AĞILÖNÜ, ASARÖNÜ, CAMYÜNÜ, CARDÖNÜ, ÇARDÖNÜ, GÖNSÜNÜ, İVERÖNÜ, KALEÖNÜ, KAYAÖNÜ, KÖŞKÖNÜ, KULEÖNÜ, KUŞGÖNÜ, MÖYÜNNÜ, TEPEÖNÜ, TÖNTÖNÜ, TÜRKÖNÜ, YAZGÜNÜ
HANÖNÜ, ARIÖNÜ, ÇAMÖNÜ, DİLÖNÜ, DİŞÖNÜ, DÜŞÜNÜ, ECÜNNÜ, EGÜNNÜ, ERGÜNÜ, GÖLÖNÜ, GÖZENÜ, GÜNÖNÜ, KAŞÖNÜ, ODAÖNÜ, ÖNKÜNÜ, PESENÜ, SAÇÖNÜ, TAŞÖNÜ, YARÖNÜ, YAZÖNÜ, YELÖNÜ, YİLÖNÜ, YÜMÜNÜ
İNÖNÜ, KÖSNÜ, BÖRNÜ, ELÖNÜ, GANNÜ, GOYNÜ, GÖĞNÜ, GÖMNÜ, GÖYNÜ, GÜMNÜ, GÜNNÜ, HÜSNÜ, İÇENÜ, KÖHNÜ, MÜHNÜ, NÖNNÜ, RÜKNÜ, SÜNNÜ, YÖNNÜ
GÜNÜ, MENÜ, BİNÜ, CÜNÜ, ÇÜNÜ, DÖNÜ, FONÜ, GÖNÜ, HÖNÜ, KÖNÜ, MÜNÜ, NÜNÜ, OĞNÜ, ÖTNÜ, SÜNÜ, ŞÖNÜ, ÜNNÜ
İNÜ, ÖNÜ, ÜNÜ
NÜ
NÜ
Çıplak. Çıplak resim.
MEDRESEÖNÜ
Ordu şehrinde, Perşembe belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
ÇAKALDÜĞÜNÜ
Güneşli havada yağan yağmur.
YUKARISÖĞÜTÖNÜ
Eskişehir ili, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
GÜVEĞİÖNÜ
Düğün gecesi gelin tarafından gönderilen tatlı ve yemek. Zifaf gecesi güveyinin arkadaşlarına verdiği özel yemek.
GÜMELEÖNÜ
Tokat şehri, Almus ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
GUYRUKÖNÜ
Dedikoducu kadın.
KÖYLÜÜRÜNÜ
Tokat şehrinde, İğdir nahiyesine bağlı bir yer.
TİLKİDÜĞÜNÜ
Güneşli havada yağan yağmur.
PALAMUTGÜNÜ
Pazartesi.
KOYUNYÜNÜ
Bir sünger türü.
KARSINÖNÜ
Bir çeşit halk oyunu, bar.
TAVUSTANLIYÜNÜ
Yapağıdan sonra kesilen yün. (Bor Niğde).
DEĞİRMENÖNÜ
Ankara şehrinde, Çeltikçi bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Çorum şehri, Alaca ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Elâzığ ilinde, İçme nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
OVATEKKEÖNÜ
Bartın şehri, Kurucaşile belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
ŞEYTANDÜĞÜNÜ
Kasırga, bora.
Bu bölümde tanımı içerisinde NÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKCİĞER
Göğüs kafesinin büyük bir bölümünü içten kaplayan, kanı temizleyen, sağlı sollu iki parçadan oluşan solunum organı. Bronşçukların son bölümü.
AİLE
Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
AKIBET
Bir iş veya durumun sonu, sonuç. Sonunda, önünde sonunda.
AFİŞE
"Açığa vurmak, belirtmek; duyurmak, dile düşürmek, reklam etmek; açıklamak" anlamlarındaki afişe etmek, "bir kimse bilinmeyen bir yönüyle tanınmak" anlamındaki afişe olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz. Açıklanmış.
ABDÜLLEZİZ
Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetişen, çok yıllık, yumrulu ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). Bu bitkinin yemiş olarak yenilen, tatlı ve yağlı ürünü.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AĞBENEK
Ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan, açık veya koyu kahverengi asklı mantar. Bu mantarın yol açtığı ekin hastalığı.
AKILCILIK
Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.
AĞSI
Ağ görünüşünde olan, ağ gibi örülmüş olan.
AFTOS
Gönül eğlendiren kimse.
AHLAKLILIK
Bir insanın veya bir insan grubunun iyi ve kötü açısından davranış biçimi ve ahlaki düşünüşü. Ahlak kuralları ile uyum içinde olma.
AKLINCA
Sandığına göre, düşünüşüne göre, umduğuna göre, aklı sıra.
AÇIKÇA
Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde, alenen, aşikâre.
AKLEN
Akıl gereğince, akıl yönünden.
AHUDUDU
Gülgillerden, böğürtleni andıran, çalı görünümünde, dikenli bir bitki (Rubus idaeus). Bu bitkinin duta benzeyen, kırmızı renkli, sulu ve kokulu yemişi, ağaç çileği, frambuaz.
AÇMAZ
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
AKRABA
Kan bağıyla birbirine bağlı olan kimseler. Oluşma yönünden aynı kaynağa dayanan şeyler. Biri, diğerinin doğurduğu sonuç veya olgular.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
ABA
Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.