Kelimeler arşivi içinde; sonunda "nel" olan, toplam 81 adet kelime bulunmaktadır. Sonu nel ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında nel olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde nel olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KONVANSİYONEL
ANTİPERSONEL, POSTVAKSİNEL
FONKSİYONEL, OPERASYONEL, TRADİSYONEL, PROFESYONEL, SANSASYONEL
İRRASYONEL, EMBRİYONEL
OPSİYONEL, DÖRTGENEL
PERSONEL, KESKİNEL, ŞARAPNEL, RASYONEL, TAŞKINEL, FONTANEL
DERENEL, KOŞİNEL, AYDINEL, İNKONEL, ENGİNEL, ERKİNEL, ERGİNEL, ERKINEL, ORGANEL, ÇEKENEL, ÖZGÜNEL, ÖZTİNEL, ALTINEL, TEKİNEL, UYGUNEL, VİLANEL, YERİNEL
ÖRENEL, FLANEL, GÖKNEL, TEHNEL, ESENEL, TEYNEL, BİTNEL, EMİNEL, EKENEL, NESNEL, ERENEL, DÖYNEL, DEĞNEL, DÖĞNEL, DÖKNEL, DÖVNEL
PİNEL, SONEL, SUNEL, ŞENEL, ŞİNEL, TANEL, ÖTNEL, PANEL, ÖZNEL, TENEL, TONEL, GENEL, DÖNEL, ZİNEL, TÜNEL, CANEL, ÖYNEL, ÇİNEL, KONEL, KİNEL, KINEL, KANEL, EĞNEL, GÜNEL, GANEL, EYNEL
ONEL, ÖNEL, ENEL
NEL
NEL
Net enerji laktasyon.
FONKSİYONEL
İşlevsel. Bir kimyasal fonksiyon ile ilgili.
OPERASYONEL
Operasyonla ilgili. İşlevsel, hareketli.
PERSONEL
Bir hizmet veya kuruluşun görevlileri, bir iş yerinde çalışanların tümü. Devlet ve diğer kamu kuruluşlarında çalışan, etkinliğe çeşitli görevleriyle katılan gerçek kişiler.
SANSASYONEL
Çarpıcı.
DÖRTGENEL
Dörtgenlerle ilgili olan.
KONVANSİYONEL
Anlaşma ile ilgili, uzlaşma ile ilgili.
POSTVAKSİNEL
Aşı sonrası.
OPSİYONEL
İsteğe bağlı.
İRRASYONEL
Us dışı.
ANTİPERSONEL
Hedefi insan olan.
EMBRİYONEL
Embriyoyla ilgili, embriyonel döneme ait olan.
PROFESYONEL
Bir işi kazanç sağlamak amacıyla yapan (kimse), amatör karşıtı. Ustalaşmış, uzmanlaşmış.
ŞARAPNEL
Patladığında etrafa küçük parçalar saçan bir tür top mermisi.
TRADİSYONEL
Geleneksel.
KESKİNEL
Etkili ve sert kişilikli kimse.
Bu bölümde tanımı içerisinde NEL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ALACA
Birkaç rengin karışımından oluşan renk, ala. Birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma. Meyvelere, genellikle üzüme düşen ben. Keklik, bıldırcın vb. kuşları avlamak için kullanılan iki renkli bez. Ağaçta ilk olgunlaşan meyve. İki ya da daha çok renkli. Çorum iline bağlı ilçelerden biri.
AFAKİLİK
Nesnellik.
ABANİ
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.
AKLANMAK
Ak olmak, temizlenmek. Hakkında dava açılan sanık, yargılama sonunda suçsuz bulunmak, temize çıkmak, beraat etmek. Kooperatif, şirket, dernek vb. kuruluşların faaliyetleri ve harcamaları genel kurulca uygun bulunmak.
ACILAŞMAK
Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.
AKMAK
Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.
ABLA
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).
ALAY
Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. Bayram, cenaze vb. törenlerde sıralı olarak giden insan topluluğu, kortej. Bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapma. Hayvan topluluğu. Genellikle üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu.
ADCILIK
Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.
AKIN
Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.
AÇAN
Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.
AKAÇ
Bir yerde birikip kalan sıvıları, bir işlem sonunda geriye kalan artıkları, gereksiz nesneleri dışarıya akıtmak için kullanılan boru vb. araç. Yer altı su oluğu. Kanal, ark, su yolu.
ALABANDA
Deniz teknelerinin iç yanları, borda karşıtı.
AKUPUNKTUR
Vücudun belirli noktalarına genellikle altın iğne batırılarak yapılmış olan tedavi.
AHTAPOT
Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir tür mürekkep balığı (Octopus). Genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir ur türü, polip.
AKILCILIK
Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.
AKROMEGALİ
Genel gelişme bittikten sonra el, çene, burun vb. vücudun sivri kısımlarındaki kemiklerin kalınlaşması, büyümesi veya uzaması.
AĞRIMA
Ağrımak işi. Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaştırdığı ağrıma asalaklarından ileri gelen hastalık.