Sonu NAF ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "naf" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. Sonu naf ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında naf olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde naf olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

NAF

Sözcük, söz. Laf.

MENAF

Dağın sivri tepesi. Arap tarihinde Kureyş kabilesini oluşturan boylardan biri.

İSTİNAF

Mahkemenin verdiği kararı kabul etmeyerek bir üst mahkemeye götürme.

ESNAF

Küçük sermaye ve zanaat sahibi. Başlıca düşüncesi, mesleğinin bütün inceliklerinden yararlanıp bunları karşısındakinin zararına kullanarak ve meslekte kötü örnek oluşturarak çok para kazanmak olan kimse. Kötü yola sapmış olan kadın.

GÜNAF

Günah (Çayağzı).

GASNAF

Harmanda sapı toplamağa yarayan araç. (Susuz Kars).

  -   -   -  

Anlamında NAF bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde NAF geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ARASTA

Çarşılarda veya alışveriş bölgelerinde aynı işi yapan esnafın bir arada bulunduğu bölüm.

AYNA

Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Atların diz kapağı. İyi bir durumda, yolunda. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Küreğin yassı uç bölümü. Karagöz oyununda perde. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.

ÇETELE

Çizilerek ya da oyularak açılan kertik. Ekmekçi, sütçü vb. esnafın, uzunlamasına ikiye bölüp üzerine kertikler çenterek hesap tuttukları ağaç dalı.

GİRDAP

Bir engelle karşılaşan su ya da hava akıntısının dönerek ve çukurlaşarak yaptığı çevrinti, ters akıntıların oluşturduğu dönme, eğrim, çevri, anafor. Tehlikeli yer veya durum.

AYARCI

Esnafın kullandığı ölçü aletlerini denetleyen görevli.

ANAFORLAMA

Anaforlamak işi.

ARABOZANLIK

Arabozanın işi, ara bozuculuk, ordubozanlık, fesatlık, fesatçılık, fitçilik, nifakçılık, münafıklık, müzevirlik, müfsitlik.

GEÇİMLİK

Yiyecek parası, nafaka.

BOŞUNA

Boş, yararsız, gereksiz, beyhude, nafile. Boş yere, yararsız yere, sebepsiz yere, gereksiz, boşu boşuna, beyhude, beyhude yere, nafile, tevekkeli.

BELEDİYE

İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt, şehremaneti. Bu örgütün bulunduğu bina.

KADI

Tanzimata kadar her türlü davaya, Tanzimat ile Medeni Kanun arasındaki dönemde ise yalnız evlenme, boşanma, nafaka, miras davalarına bakan mahkemelerin başkanları.

FÜTÜVVET

Dinî ve mesleki birlik, esnaf teşkilatı.

ÇERGİCİ

Pazarlarda sergi açan gezginci esnaf.

AHİLİK

Cömertlik. Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak.

İNFAK

Nafaka verip bir kimsenin geçimini sağlama.

BÖLÜCÜ

Bölme işini yapan, bölen. Bir topluluğu, birliği parçalama, bölme amacında olan, fesatçı, münafık.

ESNAFLIK

Esnaf olma durumu. Esnafın yaptığı iş.

ANAFORCULUK

Anaforcu olma durumu.

ARABOZAN

İki kişinin arasındaki dostluğu veya geçimi bozan (kimse), ara bozucu, ordubozan, fesatçı, fitçi, nifakçı, münafık, müfsit, müzevir.

ÇARŞILI

Çarşı esnafı. Çarşısı olan.