Kelimeler arşivi içinde; başında "naf" olan, toplam 29 adet kelime bulunmaktadır. naf ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu naf ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde naf olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
NAFTALİNLEŞTİRMEK
NAFAKALANDIRMAK
NAFAKALANDIRMA, NAFTALİNLENMEK
NAFTALİNLENME, NAFTALİNLEMEK
NAFAKALANMAK, NAFTALİNLEME
NAFTENİKLER, NAFAKALANMA
NAFAZOLİN, NAFİLELİK
NAFTOLAT, NAFTALİN
NAFİLE, NAFİYE, NAFİZE, NAFAKA, NAFAĞA
NAFİZ, NAFTA, NAFİA, NAFER, NAFÇA, NAFAT, NAFTO
NAFT, NAFİ
NAF
Sözcük, söz. Laf.
NAFTOLAT
Naftil alkol bileşiğindeki OH yapısındaki bir hidrojenin bir baz veya metal ile yer değiştirmesi sonucu elde edilen türev bileşiklere verilen ad.
NAFAKALANMAK
Geçimi sağlanmak.
NAFAKALANDIRMA
Nafakalandırmak işi.
NAFİLELİK
Yararsızlık, boşunalık.
NAFTALİNLEME
Naftalinlemek işi.
NAFTALİN
Maden kömürü katranının kuru kuruya damıtılmasından elde edilen, özel kokulu, beyaz, 1,158 yoğunluğunda, 80 °C'de eriyen, 218 °C'de kaynayan, suda erimeyen, alkol, benzol ve eterde kolaylıkla eriyen, kumaş, elbise, halı vb.ni güve gibi zararlılardan korumakta kullanılan antiseptik bir hidrokarbon.
NAFAKALANDIRMAK
Nafakalanma işini yaptırmak.
NAFTALİNLEŞTİRMEK
Bir gaz veya sıvının naftalin içeriğini arttırmak, naftalince zenginleştirmek.
NAFTALİNLENMEK
Naftalin serpilmek, naftalin dökülmek.
NAFTALİNLEMEK
Güveden korumak için yünlüler üzerine, arasına naftalin serpmek veya atmak.
NAFAZOLİN
Genellikle yerel kanlanma ve şişkinliklerin giderilmesinde kullanılan imidazolin türevi bir alfa uyarıcı ilaç.
NAFİLE
Yararsız. Boşuna, boş yere. Fazladan kılınan namaz veya tutulan oruç.
NAFTALİNLENME
Naftalinlenmek işi.
NAFAKALANMA
Nafakalanmak işi.
NAFTENİKLER
Yağlama yağlarında olan ,viskozite-sıcaklık eğrilerinde keskin dikleşmelere sebep olan ve istenmeyen bileşenler.
Bu bölümde tanımı içerisinde NAF geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANAFORCULUK
Anaforcu olma durumu.
ARASTA
Çarşılarda veya alışveriş bölgelerinde aynı işi yapan esnafın bir arada bulunduğu bölüm.
ÇERGİCİ
Pazarlarda sergi açan gezginci esnaf.
İNFAK
Nafaka verip bir kimsenin geçimini sağlama.
KADI
Tanzimata kadar her türlü davaya, Tanzimat ile Medeni Kanun arasındaki dönemde ise yalnız evlenme, boşanma, nafaka, miras davalarına bakan mahkemelerin başkanları.
ÇARŞILI
Çarşı esnafı. Çarşısı olan.
AYARCI
Esnafın kullandığı ölçü aletlerini denetleyen görevli.
ARABOZANLIK
Arabozanın işi, ara bozuculuk, ordubozanlık, fesatlık, fesatçılık, fitçilik, nifakçılık, münafıklık, müzevirlik, müfsitlik.
FÜTÜVVET
Dinî ve mesleki birlik, esnaf teşkilatı.
GEÇİMLİK
Yiyecek parası, nafaka.
BOŞUNA
Boş, yararsız, gereksiz, beyhude, nafile. Boş yere, yararsız yere, sebepsiz yere, gereksiz, boşu boşuna, beyhude, beyhude yere, nafile, tevekkeli.
AYNA
Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Atların diz kapağı. İyi bir durumda, yolunda. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Küreğin yassı uç bölümü. Karagöz oyununda perde. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.
BÖLÜCÜ
Bölme işini yapan, bölen. Bir topluluğu, birliği parçalama, bölme amacında olan, fesatçı, münafık.
ANAFORLAMA
Anaforlamak işi.
ARABOZAN
İki kişinin arasındaki dostluğu veya geçimi bozan (kimse), ara bozucu, ordubozan, fesatçı, fitçi, nifakçı, münafık, müfsit, müzevir.
BELEDİYE
İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt, şehremaneti. Bu örgütün bulunduğu bina.
ÇETELE
Çizilerek ya da oyularak açılan kertik. Ekmekçi, sütçü vb. esnafın, uzunlamasına ikiye bölüp üzerine kertikler çenterek hesap tuttukları ağaç dalı.
ESNAFLIK
Esnaf olma durumu. Esnafın yaptığı iş.
GİRDAP
Bir engelle karşılaşan su ya da hava akıntısının dönerek ve çukurlaşarak yaptığı çevrinti, ters akıntıların oluşturduğu dönme, eğrim, çevri, anafor. Tehlikeli yer veya durum.
AHİLİK
Cömertlik. Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak.