NAF ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "naf" olan, toplam 29 adet kelime bulunmaktadır. naf ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu naf ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde naf olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

NAFTALİNLEŞTİRMEK

15 harfli kelimeler

NAFAKALANDIRMAK

14 harfli kelimeler

NAFAKALANDIRMA, NAFTALİNLENMEK

13 harfli kelimeler

NAFTALİNLENME, NAFTALİNLEMEK

12 harfli kelimeler

NAFAKALANMAK, NAFTALİNLEME

11 harfli kelimeler

NAFTENİKLER, NAFAKALANMA

9 harfli kelimeler

NAFAZOLİN, NAFİLELİK

8 harfli kelimeler

NAFTOLAT, NAFTALİN

6 harfli kelimeler

NAFİLE, NAFİYE, NAFİZE, NAFAKA, NAFAĞA

5 harfli kelimeler

NAFİZ, NAFTA, NAFİA, NAFER, NAFÇA, NAFAT, NAFTO

4 harfli kelimeler

NAFT, NAFİ

Bazı kelimelerin anlamları

NAF

Sözcük, söz. Laf.

NAFTALİNLEME

Naftalinlemek işi.

NAFTENİKLER

Yağlama yağlarında olan ,viskozite-sıcaklık eğrilerinde keskin dikleşmelere sebep olan ve istenmeyen bileşenler.

NAFTALİNLENMEK

Naftalin serpilmek, naftalin dökülmek.

NAFTALİNLEMEK

Güveden korumak için yünlüler üzerine, arasına naftalin serpmek veya atmak.

NAFAZOLİN

Genellikle yerel kanlanma ve şişkinliklerin giderilmesinde kullanılan imidazolin türevi bir alfa uyarıcı ilaç.

NAFAKALANMA

Nafakalanmak işi.

NAFAKALANDIRMAK

Nafakalanma işini yaptırmak.

NAFAKALANMAK

Geçimi sağlanmak.

NAFTALİN

Maden kömürü katranının kuru kuruya damıtılmasından elde edilen, özel kokulu, beyaz, 1,158 yoğunluğunda, 80 °C'de eriyen, 218 °C'de kaynayan, suda erimeyen, alkol, benzol ve eterde kolaylıkla eriyen, kumaş, elbise, halı vb.ni güve gibi zararlılardan korumakta kullanılan antiseptik bir hidrokarbon.

NAFİLELİK

Yararsızlık, boşunalık.

NAFAKALANDIRMA

Nafakalandırmak işi.

NAFİLE

Yararsız. Boşuna, boş yere. Fazladan kılınan namaz veya tutulan oruç.

NAFTALİNLENME

Naftalinlenmek işi.

NAFTALİNLEŞTİRMEK

Bir gaz veya sıvının naftalin içeriğini arttırmak, naftalince zenginleştirmek.

NAFTOLAT

Naftil alkol bileşiğindeki OH yapısındaki bir hidrojenin bir baz veya metal ile yer değiştirmesi sonucu elde edilen türev bileşiklere verilen ad.

  -   -   -  

Anlamında NAF bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde NAF geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BOŞUNA

Boş, yararsız, gereksiz, beyhude, nafile. Boş yere, yararsız yere, sebepsiz yere, gereksiz, boşu boşuna, beyhude, beyhude yere, nafile, tevekkeli.

İNFAK

Nafaka verip bir kimsenin geçimini sağlama.

KADI

Tanzimata kadar her türlü davaya, Tanzimat ile Medeni Kanun arasındaki dönemde ise yalnız evlenme, boşanma, nafaka, miras davalarına bakan mahkemelerin başkanları.

BELEDİYE

İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt, şehremaneti. Bu örgütün bulunduğu bina.

AYARCI

Esnafın kullandığı ölçü aletlerini denetleyen görevli.

ÇERGİCİ

Pazarlarda sergi açan gezginci esnaf.

ARASTA

Çarşılarda veya alışveriş bölgelerinde aynı işi yapan esnafın bir arada bulunduğu bölüm.

ÇETELE

Çizilerek ya da oyularak açılan kertik. Ekmekçi, sütçü vb. esnafın, uzunlamasına ikiye bölüp üzerine kertikler çenterek hesap tuttukları ağaç dalı.

AYNA

Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Atların diz kapağı. İyi bir durumda, yolunda. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Küreğin yassı uç bölümü. Karagöz oyununda perde. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.

GİRDAP

Bir engelle karşılaşan su ya da hava akıntısının dönerek ve çukurlaşarak yaptığı çevrinti, ters akıntıların oluşturduğu dönme, eğrim, çevri, anafor. Tehlikeli yer veya durum.

FÜTÜVVET

Dinî ve mesleki birlik, esnaf teşkilatı.

BÖLÜCÜ

Bölme işini yapan, bölen. Bir topluluğu, birliği parçalama, bölme amacında olan, fesatçı, münafık.

ARABOZAN

İki kişinin arasındaki dostluğu veya geçimi bozan (kimse), ara bozucu, ordubozan, fesatçı, fitçi, nifakçı, münafık, müfsit, müzevir.

GEÇİMLİK

Yiyecek parası, nafaka.

ÇARŞILI

Çarşı esnafı. Çarşısı olan.

ANAFORLAMA

Anaforlamak işi.

ARABOZANLIK

Arabozanın işi, ara bozuculuk, ordubozanlık, fesatlık, fesatçılık, fitçilik, nifakçılık, münafıklık, müzevirlik, müfsitlik.

AHİLİK

Cömertlik. Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak.

ANAFORCULUK

Anaforcu olma durumu.

ESNAFLIK

Esnaf olma durumu. Esnafın yaptığı iş.