Kelimeler arşivi içinde; sonunda "müt" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. Sonu müt ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında müt olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde müt olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KÜLSÜMÜT, TAŞGÖMÜT
TAAMMÜT, BÖREMÜT, DELEMÜT
ELEMÜT
GÖMÜT, ÇEMÜT, SÜMÜT
MÜT
MÜT
Boşuna, yok yere. Ucuz.
ELEMÜT
İplik sarılan çıkrık. Kelep durumundaki iplikleri yumak durumuna getirmek için kullanılan araç. (Beyceli Fatsa Ordu).
ÇEMÜT
Dalında kurumuş dut meyvesi.
TAAMMÜT
Bir işi veya suçu bile bile, tasarlayarak yapma. İşlenecek bir suçun daha önceden tasarlanması.
KÜLSÜMÜT
En küçük bulgur.
DELEMÜT
Dinamit.
TAŞGÖMÜT
Dört beş dikleme taşın üzerine konan bir iki taş kapaktan oluşan ve taştan bir masa görünümünde olan gömüt.
SÜMÜT
İnce bulgur.
GÖMÜT
Mezar, metfen, kabir, makber, sin.
BÖREMÜT
Tam kuramamış armut.
Bu bölümde tanımı içerisinde MÜT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BİTİMSİZ
Sonu olmayan, sınırlandırılıp belirlenmeyen, namütenahi.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.
ÇEŞİTLİ
Çeşidi çok olan, türlü, mütenevvi.
BAĞLAŞIK
Aralarında anlaşma veya sözleşme sağlanmış olan (kimse veya topluluk), müttefik. Sonuç, sebep gibi birbiriyle sıkı sıkıya bağlı ve karşılıklı bağımlı olan (nesne, terim).
BÜTÜNLER
Bütün durumuna getiren veya bütün durumuna getirmek için eklenen, mütemmim.
ÇATIŞMAK
Birbirine çatmak ya da çatılmak. Kavga etmek. Karşılıklı vuruşmak. Deve ve köpek çiftleşmek. Söz, iddia veya davranış birbirini tutmamak, birbirini çelmek, mütenakız olmak.
BIRAKIŞMAK
Savaşma, çarpışma vb. durumları karşılıklı bırakmak, ateşkes yapmak, mütareke yapmak.
ÇELİŞKİLİ
Çelişme durumunda olan, çelişken, çelişmeli, çelişik, çatışık, mütenakız.
BELİT
Kendiliğinden apaçık ve bundan dolayı öteki önermelerin ön dayanağı sayılan temel önerme, mütearife, aksiyom.
ALMAŞIK
İki veya daha çok şeyin sıralanmasında karşılıklı değil, aralıklı olarak sağda ve solda yerleşmiş olan. Almaşlı olarak işleyen, mütenavip, alternatif.
BAĞDAŞIK
Birbirlerine benzer karakterlere veya yapıya sahip parça veya birimlerden oluşan (bütün veya topluluk), mütecanis, homojen.
ARDIŞIK
Birbiri ardından gelen, mütevali.
BİRLEŞİK
Bir araya gelmiş, birleşmiş olan, müttehit.
BİRÇOK
Oldukça çok, sayısı belirsiz, bir hayli, müteaddit.
ATEŞKES
Savaşan iki kuvvetin karşılıklı olarak savaşı durdurması, bırakışma, mütareke.
ÇEVİRMEN
Konuşmayı bir dilden başka bir dile çeviren kimse, çevirici, dilmaç, tercüman, dragoman. Herhangi bir metni bir dilden başka bir dile çeviren kimse, çevirici, dilmaç, mütercim.
AVUNMAK
Bir şeyle uğraşarak acısını unutmak, sıkıntılardan uzaklaşmak, teselli bulmak, müteselli olmak. Oyalanmak. Hayvan gebe kalmak.
ARAŞTIRMACI
Araştırma yapan, inceleyen kimse, araştırıcı, araştırman, mütetebbi.
BAĞDAŞIKLIK
Bağdaşık olma durumu, mütecanislik, homojenlik.
ÇELİŞMEK
Düşünce ve davranış birbirini tutmamak, birbirlerine ters düşmek, tutarsız olmak, mütenakız olmak.