Kelimeler arşivi içinde; sonunda "mile" olan, toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. Sonu mile ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında mile olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde mile olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
YERGÜNNÜKHAMİLE
FAKSİMİLE
TEKMİLE, BİZMİLE, MİZMİLE, FERMİLE, ASİMİLE, İREMİLE
GAMİLE, ŞEMİLE, ŞAMİLE, SİMİLE, KAMİLE, FEMİLE, FAMİLE, CİMİLE, HAMİLE, CEMİLE
AMİLE
MİLE
MİLE
Basma. Bilye.
FERMİLE
Kadınların giydiği üzeri işlemeli yelek.
KAMİLE
Olgun, yetkin kimse. Kültürlü, bilgili. Bütün, tam, eksiksiz.
TEKMİLE
Ek, eklenmiş.
FEMİLE
Şalvarın üzerine giyilen ceket. Tayyör, ceket.
ŞEMİLE
Ekşimsi, küçük kavun.
FAMİLE
Kadın ceketi. Kadın paltosu.
GAMİLE
Zayıf.
İREMİLE
İftira.
MİZMİLE
Üvendirenin ucundaki sivri demir.
ŞAMİLE
İçine alan, kapsayan.
BİZMİLE
Değnek ucuna geçirilen madeni çivi.
FAKSİMİLE
Tıpkıbasım.
YERGÜNNÜKHAMİLE
Kadınlarda aş yerme.
ASİMİLE
"Benzeşmek, kendine uydurmak" anlamındaki asimile etmek birleşik fiilinde kullanılan bir söz.
SİMİLE
Aptal. Sevimsiz, uyuşuk kimse.
Bu bölümde tanımı içerisinde MİLE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BATARYA
En küçük topçu birliği. Savaş gemilerinde borda topları ve bunların bulunduğu güverte parçası. Birkaç aygıtın bir araya getirilerek belirli bir biçimde eklenmesinden oluşan takım. Pil.
BAŞİMAM
Birden çok imam bulunan camilerde en kıdemli imam.
AŞOZ
Ahşap gemilerin omurgalarının uzunluğunca ve iki yanında borda kaplamalarının en dar yüzünü yerleştirmek için açılan keskin, sivri köşeli yuva.
BRANDA
Ambar kapaklarının veya filikaların üzerine örtülen, muşamba benzeri, su geçirmez, kalın bez, branda bezi. Gemilerde tayfa ve erlerin yattığı dikdörtgen biçiminde, astarlanmış bezden yapılan, halatlarla bir yere tutturulan asılı yatak.
BABAFİNGO
Yelkenli gemilerde direklerin ve gabyanın üstünde bulunan en yüksek bölüm.
AMBARGO
Bir malın serbest sürümünü engellemek için konulan yasak, engelleyim. Bir ülkenin dış dünyayla ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir kişinin başka kişilerle ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir devletin, gemilerin kendi limanlarından ayrılmasını yasaklama buyruğu, engelleyim.
ARMUZ
Gemilerde güverte ve borda kaplama tahtalarının yan yana gelmeleri sonucu aralarında oluşturdukları çizgi.
AYVAZ
Koca, erkek, eş. Savaş gemilerinde çalışan cerrah yardımcısı. Büyük konaklarda mutfak ve yemek hizmetlerinde çalıştırılan uşak.
BİNYIL
Bin yılı içine alan zaman dilimi, milenyum.
BÖLME
Bölmek işi, ayırma, parçalama, taksim. Cins kavramlarını tür, alt tür kavramlarına ayırma işi. Büyük bir yeri, alanı küçük oda veya kısımlara ayıran ince duvar veya tahta perde. Kalın ağaç gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrılan tomruk. Gemilerin içinde, su baskını, yangın vb. durumlarda, ara kapılar kapandığında arızanın veya hasarın yayılmasını önlemek için kullanılan birbirlerinden ayrılmış yerler. Salon, oda, sofa vb. büyük bir yerden ayrılmış daha küçük yer. Dört işlemden biri, taksim.
ACEMİLEŞME
Acemileşmek durumu.
AYNA
Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Atların diz kapağı. İyi bir durumda, yolunda. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Küreğin yassı uç bölümü. Karagöz oyununda perde. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.
ALGARİNA
Ağır bir şeyi denizden çıkarma veya denize indirme işinde kullanılan büyük vinçli deniz teknesi. Bazı gemilerin baş veya kıç tarafından eğik olarak uzatılmış bulunan makaralı, kısa ve kalın dikme.
ALEMCİ
Camilerin kubbelerine, minarelerine alem yapan veya takan kimse.
BUZKIRAN
Donmuş deniz, göl veya ırmaklarda ulaşımı öteki gemilere kolaylaştırmakta kullanılan, buzları kırarak yol açmak için yapılmış gemi.
ANGARYA
Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.
ANELE
Gemilerde türlü işlerde kullanılan bir tür demir halka.
ÇAÇA
Ticaret gemilerinde eski ve usta gemici. Genelev işleten kadın, abla, mama (II).
BAŞMAKÇI
Ayakkabıcı. Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri. Camilerde, giriş bölümünde, çıkarılan ayakkabılara bekçilik eden kimse.
AŞERMEK
Hamilelikte bazı yiyeceklere karşı aşırı düşkünlük göstermek, çok arzulamak veya nefret etmek, tiksinmek.