MİKS ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "miks" olan, toplam 23 adet kelime bulunmaktadır. miks ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu miks ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde miks olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

MİKSİPTERİGYUM, MİKSOPTERGİYUM

13 harfli kelimeler

MİKSÖDEMATOİT

12 harfli kelimeler

MİKSOKONDROM, MİKSOMATOZİS, MİKSOBOLİYAZ

11 harfli kelimeler

MİKSOFİBROM, MİKSOPLOİDİ, MİKSOSARKOM, MİKSOSPORAN

10 harfli kelimeler

MİKSOGLİOM, MİKSOZOMOZ, MİKSOMATÖZ

9 harfli kelimeler

MİKSOAMİP, MİKSOTROF, MİKSOZOAN

8 harfli kelimeler

MİKSİYON, MİKSÖDEM

7 harfli kelimeler

MİKSOİD

6 harfli kelimeler

MİKSOM, MİKSİS, MİKSER

4 harfli kelimeler

MİKS

Bazı kelimelerin anlamları

MİKS

Karışık.

MİKSOMATÖZ

Miksomla ilgili olan. Miksom özelliği gösteren, miksom yapısında. Miksoma benzeyen.

MİKSOSPORAN

Myxosporea sınıfında buluna herhangi bir protozoon.

MİKSOZOMOZ

Dönme hastalığı.

MİKSOMATOZİS

Çok sayıda miksom oluşmasıyla belirgin patolojik durum. Dokunun yer yer mukoid birikimiyle belirgin dejenerasyon göstermesi. Bulaşıcı miksomatozis.

MİKSOPTERGİYUM

Klasper.

MİKSOBOLİYAZ

Myxobolus cyprinia türü protozoon sporlarının balıkların, özellikle sazan balıklarının solungaç lamelleri ve derisinde beyaz kistler oluşturduğu bir hastalık.

MİKSOAMİP

Kamçısız, amipsi hareket eden cıvık mantar.

MİKSOFİBROM

Miksomatöz doku içeren, bağ doku kökenli iyicil tümör.

MİKSOTROF

Klorofil taşıdığı hâlde, heterotrof olarak da beslenebilen.

MİKSOPLOİDİ

Aynı bireyin doku ve hücrelerinin farklı kromozom sayısına sahip olma durumu.

MİKSOSARKOM

Yapısında miksomatöz dejenerasyon gösteren kötücül bağ doku tümörü.

MİKSOGLİOM

Miksomatöz dejenerasyona uğramış nörogliyal kökenli nöroektodermal tümör.

MİKSÖDEMATOİT

Miksödeme benzeyen.

MİKSİPTERİGYUM

Erkek keski solungaçlı balıklarda spermleri dişiye ileten pelvis yüzgecinin orta lobu. Erkek keski solungaçlı balıklarda spermleri dişiye ileten pelvik yüzgecinin orta lobu.

MİKSOKONDROM

Stroması ilkel mezenkim dokuya benzeyen iyicil kıkırdak doku tümörü.

  -   -   -  

Anlamında MİKS bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde MİKS geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KAPLUMBAĞA

Kaplumbağalardan, çok sert ve kemiksi bir kabuk içinde yaşayan, ağır ağır yürüyen, dört ayaklı, sürüngen hayvan (Testudo).

KARAPAKS

Bazı hayvanlarda sırtı tamamen ya da kısmen örten kitinsi ya da kemiksi kalkan. Kaplumbağalarda kabuğun tümsek olan dorsal kısmına verilen ad. Bağa. Bazı hayvanlarda sırtı tamamen veya kısmen örten kitin veya kemikten oluşan kalkan.

KALVARYA

Kafatası kubbesi, kemiksel kafatası tavanı.

KITIRMAK

Yumuşak kemiksi madde, kıkırdak. İyice kızarmış ekmeklerin üzerinden kopan sert ve ince kabuklar. Aşık oyununda aşığı sıkarak, döndürerek atmak : Kıtırma şak vur, şak al.

KARMAÇ

Yapı işlerinde harcı karmaya yarayan alet, mikser.

KÖRDÜĞÜM

Çözülemeyen, ilmiksiz düğüm. Çözülmesi hemen hemen imkânsız olan sorun.

KABUK

Bir şeyin üstünü kaplayan ve onu dış etkilere karşı koruyan, kendiliğinden oluşmuş sertçe bölüm, kışır. Deri üzerinde bir yaranın veya sivilcenin kurumasıyla oluşan sertçe bölüm. Bir sıvı veya gazı dıştan saran, sert katman. Ekmeğin pişme sırasında içinden daha çok sertleşen dış bölümü. Bir hayvanı dıştan örten kitinli, kalkerli, silisli, kemiksi veya boynuzsu örtü, kavkı.

ABUL

Aptal. Kemiksiz et.

BIRAKMALIK

Etin kemiksiz, kaba kısmı, külbastılık. Kemiksiz, külbastılık et.

KEMİKSİZLİK

Kemiksiz olma durumu.

KITIRDAK

Yumuşak kemiksi madde, kıkırdak. İyice patlamamış mısır. Gevrek, çabuk kınlan, az sert.

KÜLBASTI

Közde veya ızgarada pişirilen kemiksiz et.

HİYALODENTİN

Keski solungaçlıların (Elasmobranchii) pullarında, kalsiyum tuzlarından oluşmuş kemiksi, ince, üst tabaka. Kemikli balıklarda pulların fibrilar tabakasında biriken kalsiyum tuzlarının oluşturduğu kemiksi bir madde.

DİKİ

Biraz, bir parça, azıcık. Çalımlı(kimse). Tane: Üç diki şeker ver. Et parçası. Kemikli ya da kemiksiz pişmiş et, kavurma. Etli ufak kemik parçası. Pamuk ipliği. İplik.

DİŞ

Çene kemiklerinin üstüne dizili, ısırıp koparmaya ve çiğnemeye yarayan sert, beyaz organlardan her biri. Çark, testere, tarak ve benzerleri çentikli şeylerdeki çıkıntıların her biri. Sarımsak dilimi, karanfil vb.nde dişe benzetilen tane. Bazı dantel ve işlemelerin kenarlarındaki yuvarlak sivri bölüm. Omurgalı hayvanların çenelerinde veya ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ve ağızlarında bulunan kemiksi sert parçalar. Rüya, düş. Tahıl yıkanırken su üstünde kalan içi boş taneler. Dantel, yün işi örmeye yarayan şiş. Dağlardaki girintili çıkıntılı, sivri yerler. Kaya, kayalık. Duvardaki sivri ve çıkıntılı yer. Kağnının okuna takılan ve mazının dönmesini sağlayan kazıklardan herbiri. Eski türkçe taş: dış. Dış, hariç. Testerelerde kesmeyi sağlayan çıkıntı. Dişli birleştirmelerin temel elemanı. Omurgalı hayvanların çenelerinde ya da ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ya da ağız duvarında taşıdıkları sert yapılar. Kar aşındırması altındaki genç dağlarda, yandan bakıldığında testere dişi gibi görünen tepe uçlarından her biri. Dişli makaralardaki çıkıntılardan her biri. Çene kemiklerinde yerleşmiş, alınan gıdaların parçalanmasını ve öğütülmesini sağlayan sert yapılar, dens. Düven'in altındaki taş çıkıntılar. (Yurtbeyi Çankaya Ankara). Kağnılarda, mazının yastıktan çıkmamasını sağlayan ağaç parçası. (Amasya; İspir Erzurum.). Tırmıkta kuru otları toplayan bölüm. (Dardere, Kandilli Bozüyük Bilecik). Vida ve somunların üzerindeki set. (Senirkent Isparta). Omurgalı hayvanların çenelerinde ya da ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ve ağız duvarlarında taşıdıkları kemiksi sert parçalar.

KALSİFİKASYON

Kireç taşı durumuna dönüşme. Kemiksi yapılar ve dişler dışındaki dokuda kalsiyum veya kalsiyum tuzlarının toplanması, kireçlenme, kireçlendirme. Kireçlenme.

ANTREKOT

Büyükbaş hayvanlarda göğüs omurları üzerinden boyuna doğru uzanan, 3-4 kg ağırlığındaki kemiksiz et.

ŞNİTZEL

Dana veya tavuk etinin galeta ununa bulanıp kızartılması ile yapılmış olan bir yemek türü. Bu yemek için hazırlanmış, kemiksiz dana veya tavuk eti.

ÇİVİ

İki şeyi birbirine tutturmak, bir nesneyi bir yere sabitlemek için çakılan, ucu sivri, başlı, metal veya ağaçtan yapılmış ufak çubuk, mıh. Kalkan balığının üzerindeki düğmeye benzer kemiksi oluşum.

ÇIRPICI

Çırpma işini yapan kimse ya da şey. Yazma kumaş işlerini, boyaları tutsun diye deniz suyunda çırpan kimse. Pişirmeden önce malzemeyi çırpan, karıştıran elektrikli alet, mikser.