Kelimeler arşivinde; içinde "miks" olan, toplam 37 tane kelime bulunuyor. İçerisinde miks bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu miks ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında miks olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
PARAMİKSOVİRÜSLER
MİKSOPTERGİYUM, MİKSİPTERİGYUM
MİKSÖDEMATOİT
MİKSOKONDROM, SERATOMİKSOZ, MİKSOMATOZİS, MİKSOBOLİYAZ
MİKSOFİBROM, MİKSOSPORAN, MİKSOSARKOM, MİKSOPLOİDİ, KEMİKSİZLİK
MİKSOZOMOZ, ENDOMİKSİS, POLİMİKSİN, EKŞİMİKSİZ, MİKSOGLİOM, MİKSOMATÖZ
MİKSOZOAN, MİKSOAMİP, MİKSOTROF, OTOMİKSİS
MİKSÖDEM, APOMİKSİ, İLMİKSİZ, KEMİKSİZ, MİKSİYON
PREMİKS, KEMİKSİ, AMİKSİS, MİKSOİD
MİKSOM, MİKSİS, MİKSER, REMİKS
MİKS
MİKS
Karışık.
KEMİKSİZLİK
Kemiksiz olma durumu.
MİKSİPTERİGYUM
Erkek keski solungaçlı balıklarda spermleri dişiye ileten pelvis yüzgecinin orta lobu. Erkek keski solungaçlı balıklarda spermleri dişiye ileten pelvik yüzgecinin orta lobu.
MİKSOBOLİYAZ
Myxobolus cyprinia türü protozoon sporlarının balıkların, özellikle sazan balıklarının solungaç lamelleri ve derisinde beyaz kistler oluşturduğu bir hastalık.
MİKSOMATOZİS
Çok sayıda miksom oluşmasıyla belirgin patolojik durum. Dokunun yer yer mukoid birikimiyle belirgin dejenerasyon göstermesi. Bulaşıcı miksomatozis.
PARAMİKSOVİRÜSLER
Sığır vebası, küçük ruminant vebası, köpek gençlik hastalığı virüsleri gibi yapılarında negatif anlamlı ve yaklaşık 15-16 kb uzunlukta tek zincirli RNA genomu bulunduran, zarflı ve 150 nm büyüklükte virüslerin oluşturduğu virüs ailesi, Paramyxoviridae.
MİKSOFİBROM
Miksomatöz doku içeren, bağ doku kökenli iyicil tümör.
MİKSÖDEMATOİT
Miksödeme benzeyen.
MİKSOPTERGİYUM
Klasper.
SERATOMİKSOZ
Ceratomyxa shasta türü protozoonun neden olduğu, özellikle alabalıkların bağırsak, karaciğer, dalak ve kaslarına yerleşerek kist yapan bir hastalık.
ENDOMİKSİS
Aynı bireyin dişi ve erkek çekirdeklerinin birleşmesi ile olan döllenme.
MİKSOZOMOZ
Dönme hastalığı.
MİKSOKONDROM
Stroması ilkel mezenkim dokuya benzeyen iyicil kıkırdak doku tümörü.
MİKSOSPORAN
Myxosporea sınıfında buluna herhangi bir protozoon.
MİKSOPLOİDİ
Aynı bireyin doku ve hücrelerinin farklı kromozom sayısına sahip olma durumu.
MİKSOSARKOM
Yapısında miksomatöz dejenerasyon gösteren kötücül bağ doku tümörü.
Bu bölümde tanımı içerisinde MİKS geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KARMAÇ
Yapı işlerinde harcı karmaya yarayan alet, mikser.
ÇIRPICI
Çırpma işini yapan kimse ya da şey. Yazma kumaş işlerini, boyaları tutsun diye deniz suyunda çırpan kimse. Pişirmeden önce malzemeyi çırpan, karıştıran elektrikli alet, mikser.
BIRAKMALIK
Etin kemiksiz, kaba kısmı, külbastılık. Kemiksiz, külbastılık et.
KITIRMAK
Yumuşak kemiksi madde, kıkırdak. İyice kızarmış ekmeklerin üzerinden kopan sert ve ince kabuklar. Aşık oyununda aşığı sıkarak, döndürerek atmak : Kıtırma şak vur, şak al.
KALSİFİKASYON
Kireç taşı durumuna dönüşme. Kemiksi yapılar ve dişler dışındaki dokuda kalsiyum veya kalsiyum tuzlarının toplanması, kireçlenme, kireçlendirme. Kireçlenme.
KITIRDAK
Yumuşak kemiksi madde, kıkırdak. İyice patlamamış mısır. Gevrek, çabuk kınlan, az sert.
HİYALODENTİN
Keski solungaçlıların (Elasmobranchii) pullarında, kalsiyum tuzlarından oluşmuş kemiksi, ince, üst tabaka. Kemikli balıklarda pulların fibrilar tabakasında biriken kalsiyum tuzlarının oluşturduğu kemiksi bir madde.
DİŞ
Çene kemiklerinin üstüne dizili, ısırıp koparmaya ve çiğnemeye yarayan sert, beyaz organlardan her biri. Çark, testere, tarak ve benzerleri çentikli şeylerdeki çıkıntıların her biri. Sarımsak dilimi, karanfil vb.nde dişe benzetilen tane. Bazı dantel ve işlemelerin kenarlarındaki yuvarlak sivri bölüm. Omurgalı hayvanların çenelerinde veya ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ve ağızlarında bulunan kemiksi sert parçalar. Rüya, düş. Tahıl yıkanırken su üstünde kalan içi boş taneler. Dantel, yün işi örmeye yarayan şiş. Dağlardaki girintili çıkıntılı, sivri yerler. Kaya, kayalık. Duvardaki sivri ve çıkıntılı yer. Kağnının okuna takılan ve mazının dönmesini sağlayan kazıklardan herbiri. Eski türkçe taş: dış. Dış, hariç. Testerelerde kesmeyi sağlayan çıkıntı. Dişli birleştirmelerin temel elemanı. Omurgalı hayvanların çenelerinde ya da ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ya da ağız duvarında taşıdıkları sert yapılar. Kar aşındırması altındaki genç dağlarda, yandan bakıldığında testere dişi gibi görünen tepe uçlarından her biri. Dişli makaralardaki çıkıntılardan her biri. Çene kemiklerinde yerleşmiş, alınan gıdaların parçalanmasını ve öğütülmesini sağlayan sert yapılar, dens. Düven'in altındaki taş çıkıntılar. (Yurtbeyi Çankaya Ankara). Kağnılarda, mazının yastıktan çıkmamasını sağlayan ağaç parçası. (Amasya; İspir Erzurum.). Tırmıkta kuru otları toplayan bölüm. (Dardere, Kandilli Bozüyük Bilecik). Vida ve somunların üzerindeki set. (Senirkent Isparta). Omurgalı hayvanların çenelerinde ya da ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ve ağız duvarlarında taşıdıkları kemiksi sert parçalar.
ÇİVİ
İki şeyi birbirine tutturmak, bir nesneyi bir yere sabitlemek için çakılan, ucu sivri, başlı, metal veya ağaçtan yapılmış ufak çubuk, mıh. Kalkan balığının üzerindeki düğmeye benzer kemiksi oluşum.
ŞNİTZEL
Dana veya tavuk etinin galeta ununa bulanıp kızartılması ile yapılmış olan bir yemek türü. Bu yemek için hazırlanmış, kemiksiz dana veya tavuk eti.
KLASPER
Bazı keski solungaçlı balıkların (Elasmobranchii) erkeklerinde karın yüzgecinin sopa biçimindeki uzantısı, miksoptergiyum. İki eşeyin birbirini tutabilmesine imkân verecek biçimde değişmiş herhangi bir organ. Bazı keski solungaçlı balıkların (Elasmobranchia) erkeklerinde karın yüzgecinin sopa şeklindeki uzantısı. İki eşeyin birbirini tutabilmesine imkân verecek şekilde değişmiş herhangi bir organ.
DİKİ
Biraz, bir parça, azıcık. Çalımlı(kimse). Tane: Üç diki şeker ver. Et parçası. Kemikli ya da kemiksiz pişmiş et, kavurma. Etli ufak kemik parçası. Pamuk ipliği. İplik.
KALVARYA
Kafatası kubbesi, kemiksel kafatası tavanı.
KÖRDÜĞÜM
Çözülemeyen, ilmiksiz düğüm. Çözülmesi hemen hemen imkânsız olan sorun.
KÜLBASTI
Közde veya ızgarada pişirilen kemiksiz et.
KABUK
Bir şeyin üstünü kaplayan ve onu dış etkilere karşı koruyan, kendiliğinden oluşmuş sertçe bölüm, kışır. Deri üzerinde bir yaranın veya sivilcenin kurumasıyla oluşan sertçe bölüm. Bir sıvı veya gazı dıştan saran, sert katman. Ekmeğin pişme sırasında içinden daha çok sertleşen dış bölümü. Bir hayvanı dıştan örten kitinli, kalkerli, silisli, kemiksi veya boynuzsu örtü, kavkı.
KARAPAKS
Bazı hayvanlarda sırtı tamamen ya da kısmen örten kitinsi ya da kemiksi kalkan. Kaplumbağalarda kabuğun tümsek olan dorsal kısmına verilen ad. Bağa. Bazı hayvanlarda sırtı tamamen veya kısmen örten kitin veya kemikten oluşan kalkan.
ABUL
Aptal. Kemiksiz et.
KAPLUMBAĞA
Kaplumbağalardan, çok sert ve kemiksi bir kabuk içinde yaşayan, ağır ağır yürüyen, dört ayaklı, sürüngen hayvan (Testudo).
ANTREKOT
Büyükbaş hayvanlarda göğüs omurları üzerinden boyuna doğru uzanan, 3-4 kg ağırlığındaki kemiksiz et.