Kelimeler arşivi içinde; başında "meş" olan, toplam 101 adet kelime bulunmaktadır. meş ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu meş ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde meş olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
MEŞRULAŞTIRABİLME
MEŞELİTÜRKMENLER
MEŞRULAŞABİLMEK, MEŞRUTİYETÇİLİK
MEŞAKKATSİZLİK, MEŞRULAŞABİLME, MEŞRULAŞTIRMAK
MEŞRULAŞTIRMA
MEŞRUTİYETÇİ
MEŞAKKATSİZ, MEŞALECİLİK, MEŞEBAĞLARI, MEŞELİYATAK, MEŞRULAŞMAK
MEŞAKKATLİ, MEŞEÇİÇEĞİ, MEŞELİDERE, MEŞEPINARI, MEŞGULİYET, MEŞRUBATÇI, MEŞRULAŞMA, MEŞRUTİYET
MEŞECİLUK, MEŞEYAYLA, MEŞHURLUK, MEŞKİNLİK, MEŞRUİYET
MEŞADALI, MEŞAKKAT, MEŞALECİ, MEŞEBAŞI, MEŞEBEYİ, MEŞEBÜKÜ, MEŞEDİBİ, MEŞEGGET, MEŞEGÜLÜ, MEŞEYAZI, MEŞEYOLU, MEŞGİNİK, MEŞKİNİK, MEŞMELET, MEŞRUBAT, MEŞRUHAT, MEŞRULUK, MEŞRUTEN, MEŞVERET
MEŞAHİR, MEŞECİK, MEŞEİÇİ, MEŞEKÖY, MEŞELER, MEŞELİK, MEŞEMEŞ, MEŞGALE, MEŞGELE, MEŞİHAT, MEŞKURE, MEŞMELA, MEŞREBE, MEŞRUTA, MEŞRUTİ, MEŞTELE
MEŞALE, MEŞECİ, MEŞEDİ, MEŞEFE, MEŞELİ, MEŞERE, MEŞGUL, MEŞHER, MEŞHET, MEŞHUR, MEŞHUT, MEŞİME, MEŞKUK, MEŞKUR, MEŞMEL, MEŞMEŞ, MEŞREP, MEŞRIH, MEŞRUT, MEŞŞUR, MEŞÜGÜ
MEŞBU, MEŞEK, MEŞES, MEŞGİ, MEŞİK, MEŞİN, MEŞME, MEŞNE, MEŞRU, MEŞUH, MEŞUL, MEŞUM, MEŞUR, MEŞÜK
MEŞA, MEŞE, MEŞK
MEŞ
MEŞ
Deriden yapılmış su kabı. Arı. An. Geniş fıtıkların ve doku defeklerinin kapatılmasında kullanılan rezorbe olan veya olamayan sentetik materyallerin genel adı.
MEŞEBAĞLARI
Diyarbakır ili, Hazro ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
MEŞELİTÜRKMENLER
Samsun ili, Boğazkaya bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
MEŞRULAŞABİLMEK
Meşru duruma gelebilmek.
MEŞRULAŞTIRMAK
Meşru duruma getirmek.
MEŞRULAŞTIRABİLME
Meşrulaştırabilmek işi.
MEŞELİYATAK
Giresun kenti, Dereli ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
MEŞRULAŞMAK
Meşru duruma gelmek.
MEŞAKKATSİZ
Güç olmayan, sıkıntısız.
MEŞRUTİYETÇİLİK
Meşrutiyetçi olma durumu.
MEŞAKKATLİ
Güç, sıkıntılı.
MEŞRUTİYETÇİ
Meşrutiyet yanlısı olan, lejitimist.
MEŞRULAŞABİLME
Meşrulaşabilmek işi.
MEŞAKKATSİZLİK
Meşakkatsiz olma durumu.
MEŞALECİLİK
Meşalecinin yaptığı iş.
MEŞRULAŞTIRMA
Meşrulaştırmak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde MEŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DANIŞMA
Danışmak işi, müşavere, istişare, müzakere, meşveret. Danışılan yer, müracaat, enformasyon.
ELLİK
Eldiven. Yelken dikenlerin kullandığı, madenî yüksüğü olan meşin eldiven. Ekin biçerken sol elin parmaklarına geçirilen, eldiven biçiminde, tahtadan yapılmış olan bir araç.
ANGIN
Ünlü, meşhur.
GÜÇLÜK
Zorluk. Engel, pürüz. Ağır ve yorucu emek, zahmet, meşakkat.
BİLEKLİK
Oyunlarda bileğin incinmesini önlemek için bileğe takılan meşin sargı. Aksesuar amacıyla bileğe takılan ince zincir.
GÜDERİ
Genellikle geyik veya keçi derisinden yapılmış yumuşak ve mat meşin. Bu meşinden yapılmış.
BAKMAK
Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.
DANIŞMAK
Bir iş için bilgi veya yol sormak, görüş almak, istişare etmek, müracaat etmek, meşveret etmek.
DOLMUŞ
Boş yeri kalmamış, meşbu. Yolcu taşımaya yarayan kayık, motor, otomobil, minibüs vb. küçük taşıt.
ÇANTA
Kösele, meşin, kumaş vb. hafif malzemeden yapılıp büyüklüğüne göre para, evrak, yiyecek vb. koyup taşımaya yarayan kap.
GEÇMEK
Bir yerden başka bir yere gitmek. Tükenmek, bitmek, sona ermek. Kullanımda olmak, tedavülde olmak. Yazılmak, girmek. Zamanı aşmak, geride bırakmak. Olmak, vuku bulmak, cereyan etmek. Etki yapmak, işlemek. Bir müzik parçasını meşk ederek öğrenmek, çalmak ya da söylemek. Bir duruma uğramak, konu olmak. Geride bırakmak, aşmak. Sönmek. Harcamak. Bir yeri aşmak, öbür yana ulaşmak. Bir konu üzerinde veya bir yerde çalışmış olmak. Bırakmak, vazgeçmek. Haberi bir iletişim aracı ile bildirmek. Sürümü olmak, satılmak. Sıyrılmak, kurtulmak, işin içinden çıkmak. Bir yere gidip oturmak. Üstünlük sağlamak. Görev almak. Çok bekletilmekten çürümeye yüz tutmak. Çekiştirmek, yermek. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Okulda, sınavda başarı göstermek. Hastalık bulaşmak, sirayet etmek. Yaşamak. Kalmak, devrolmak. Konuşmada sözü geçmek veya basında yer almak. Söylemeden veya bitirmeden atlamak. Bulunduğu yeri veya konumu değiştirmek. Kabul edilemez olmak. Yerini bırakıp başka yer almak. Birinden meşk etmek. Herhangi bir durum, soya çekim yoluyla birinde görünmek. Bir şeyi bundan böyle yapma durumunda olmamak. Bir yandan girip diğer yandan çıkmak. Yol, araç veya akarsu bir yerin yakınından veya içinden gitmek.
HAFİFMEŞREPLİK
Hafifmeşrep olma durumu.
ÇIRAKMAN
Üzerinde meşale yakılan kule veya demir direk. Çırakma. Balıkçıların balıkları kıyıya çekebilmek için geceleyin yaktıkları ateş.
FRAPE
Buzlu veya dondurulmuş olarak sunulan içki, meşrubat.
DOLU
Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak veya düzensiz biçimli buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü. Çok olan (iş, uğraş, olay vb.). İçi boş olmayan, dolmuş, meşbu, pür, boş karşıtı. İçki doldurulmuş bardak. Boş yeri olmayan, her yeri tutulmuş olan. Boş vakti olmayan, meşgul. İçinde atılacak mermisi bulunan (top, tüfek vb. ateşli silahlar). Tornacılıkta delik açılmamış (gereç). Bir yerde sayıca çok. Bir duygunun güçlü etkisinde olan.
CIRDAVAL
Meşe dalından yapılmış olan ucu demirli, uzun cirit değneği.
BOYNUZLUTEKE
Kın kanatlılardan, kurtçuğu meşe ağaçlarında yaşayan bir böcek (Carambyx).
DOYMUŞ
Bir şey yiyerek tok duruma gelmiş. Doyma durumuna gelmiş (gaz, sıvı veya elektromıknatıs), meşbu. İsteği kalmamış, isteği giderilmiş, tatmin olmuş.
BELLEME
Bellemek işi. At vb. hayvanların sırtına, eyerin altına konulan keçe, meşin veya kalın kumaş parçası, yapık, yuna.
DAĞARCIK
Meşin torba. Bir müzik topluluğunun veya sanatçının hazırlamış olduğu parçalar, repertuvar. Bellek.