MEV ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "mev" olan, toplam 71 adet kelime bulunmaktadır. mev ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu mev ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde mev olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

MEVHİBEİİLAHİYE

14 harfli kelimeler

MEVZİLENDİRMEK

13 harfli kelimeler

MEVZİLENDİRME

12 harfli kelimeler

MEVSİMSELLİK

11 harfli kelimeler

MEVLEVİHANE, MEVZİLENMEK, MEVİKLEŞMEK

10 harfli kelimeler

MEVLEVİLİK, MEVKUFİYET, MEVKUFATÇI, MEVİKLEMEK, MEVCUDİYET, MEVZUBAHİS, MEVASTATİN, MEVZİLENME

9 harfli kelimeler

MEVSİMSİZ, MEVSİMSEL, MEVSİMLİK, MEVSİMLER, MEVLİTHAN, MEVLÜTLER

8 harfli kelimeler

MEVLEKEN, MEVLUTLU, MEVLÜTLÜ, MEVLÜCAN, MEVKUFEN, MEVCUDAT, MEVZUSUZ

7 harfli kelimeler

MEVLUDE, MEVZUNE, MEVLİDE, MEVZUAT, MEVLEVİ, MEVLANA, MEVDUAT, MEVZULU, MEVKUTE, MEVHİBE, MEVCUDE

6 harfli kelimeler

MEVCUT, MEVALİ, MEVZİİ, MEVVET, MEVDUT, MEVERE, MEVSUK, MEVSUF, MEVHUM, MEVİZE, MEVZUN, MEVSİM, MEVRUT, MEVRİL, MEVKUF, MEVKUT, MEVLUT, MEVLAK, MEVLİT, MEVLİK

5 harfli kelimeler

MEVZU, MEVZÜ, MEVZİ, MEVUT, MEVTA, MEVLİ, MEVLA, MEVKİ, MEVDU

4 harfli kelimeler

MEVT, MEVA

3 harfli kelimeler

MEV

Bazı kelimelerin anlamları

MEV

Üzüm kütüğü ve çubuğu, asma. Üzüm yaprağı.

MEVSİMSELLİK

İktisadi etkinliklerde, işlendirmede ve istemde yılın belirli dönemlerinde düzenli olarak ortaya çıkan farklılıklar.

MEVHİBEİİLAHİYE

Tanrı vergisi.

MEVASTATİN

Kolesterol üretiminde hız sınırlayıcı bir enzim olan beta-hidroksi-beta-metilglutaril–CoA redüktazın inhibitörü olarak kullanılan ilaç. Hiperkolesterolemili hastalarda kolesterol düzeylerini düşürmek için kullanılır.

MEVKUFİYET

Tutukluluk. Alıkonulma.

MEVZİLENDİRMEK

Mevzilenme işini yaptırmak.

MEVZİLENME

Mevzilenmek işi.

MEVLEVİHANE

Mevlevi tekkesi.

MEVZİLENDİRME

Mevzilendirmek işi.

MEVİKLEŞMEK

Danışmak, bir konu üstünde birkaç kişi birlikte karar vermek.

MEVKUFATÇI

Mevkufat adı altında toplanan kaçkın resmi, boşalmış timar ve vakıf gelirleri ile geleneksel vergilerden savaş için ayrılan para işleriyle uğraşan görevli.

MEVZİLENMEK

Mevziye yerleşmek, mevziye girmek.

MEVLEVİLİK

Mevlâna Celâlettin Rumi'nin görüşlerine dayanan ve oğlu tarafından kurulan tarikat.

MEVZUBAHİS

Söz konusu. Adından söz edilen.

MEVCUDİYET

Varlık. Varoluş.

MEVİKLEMEK

Küçük köpek yavruları bağırmak.

  -   -   -  

Anlamında MEV bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde MEV geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BİÇİMLİ

Herhangi bir biçimde olan. Uygun olarak, yakışacak bir biçimde. Düzgün. Biçimi güzel olan, mevzun.

BASIMCI

Basımevi işleten kimse, matbaacı.

DİKİMHANE

Dikimevi.

BOYLAM

Yeryüzündeki herhangi bir noktanın meridyen çemberiyle başlangıç olarak alınan Greenwich gözlemevinin meridyen çemberi arasındaki açı değeri, tul, tul derecesi, meridyen.

BİRİNCİ

Bir sayısının sıra sıfatı. Zaman, yer, sıra bakımından başkalarından önce gelen kimse, şey. Sırada, önem sırasında en üstün olan kimse. Ulaşım araçlarında mevki, sınıf.

ÇIKMAK

İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. Yerinden oynamak. Görünür ya da belli bir durumda bulunmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Belirmek, tanınmak. Meydana gelmek. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Gelmek. Giderilmek, yok olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Mal olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Karaya ayak basmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Harcamak zorunda kalmak. Eksilmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yapılmak, yürümek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Piyasaya sürülmek. Oluşmak, olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Bulaşmak. Ay, Güneş görünmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Vermeye katlanmak. Flört etmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Unutmak. Yayımlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak.

DEVLET

Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık. Bu tüzel varlığın yönetim organları. Mutluluk. Büyüklük, mevki. Talih.

BAHAR

İlkbahar. Bu mevsimde ağaçlarda açan çiçekler ve yapraklar. Baharat. Gençlik dönemi.

CAN

İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık. Güç, dirilik. Kişi, birey. Bektaşilik ve Mevlevilikte tarikat kardeşi. Gönül. Çok içten, sevimli, sevilen, şirin. İnsanın kendi varlığı, özü. Yaşama, hayat.

DEDE

Torunu olan erkek, büyükbaba, büyükpeder. Mevlevi tarikatında çile doldurmuş olan dervişlere verilen unvan. Büyükbabadan başlayarak geriye doğru atalardan her biri. Yaşlı erkeklere söylenen bir seslenme sözü.

ALIKONULMA

Alıkonulmak işi, mevkufiyet.

DİSPONİBİLİTE

Bankalarda mevcut nakit ve derhâl paraya çevrilebilecek kıymet.

ALT

Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı. Birkaç şeyden aşağıda olan. Bir şeyin yere yakın bölümü. Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse, madun. Sınıflamalarda ikinci derecede olan. Bir nesnenin tabanı. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü.

BASILI

Basılarak yerleştirilmiş. Basımevinde basılmış (kâğıt, kitap vb.), matbu.

DİNOZORLAŞMAK

Dinozor gibi davranmak. Gelişmelere ayak uyduramamak, çağın gerisinde kalmak veya mevcut durum ve düzeni koruyup herhangi bir köklü değişiklik yapmamak.

ÇELEBİ

Bektaşi ve Mevlevi pirlerinin en büyüklerine verilen unvan. Görgülü, terbiyeli, olgun (kimse). Kırıkkale iline bağlı ilçelerden biri. Hristiyan tüccar.

DİRİLİŞ

Dirilme işi, canlanma. Dinî inanışlara göre ölümden sonra dirilme, basübadelmevt. Yeni bir atılımla güç kazanma.

BAŞDİZGİCİ

Bir basımevindeki dizgicilerin başı, başmürettip, sermürettip.

BAHİR

Deniz. Aruzdaki vezin takımlarından her biri. Mevlidin bölümlerinden her biri.

CAMCI

Cam ticaretini veya cam takmayı meslek edinmiş kimse. Evin içini pencereden gözetleyen kimse. Camevi.