Kelimeler arşivi içinde; başında "mev" olan, toplam 71 adet kelime bulunmaktadır. mev ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu mev ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde mev olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
MEVHİBEİİLAHİYE
MEVZİLENDİRMEK
MEVZİLENDİRME
MEVSİMSELLİK
MEVLEVİHANE, MEVZİLENMEK, MEVİKLEŞMEK
MEVLEVİLİK, MEVKUFİYET, MEVKUFATÇI, MEVİKLEMEK, MEVCUDİYET, MEVZUBAHİS, MEVASTATİN, MEVZİLENME
MEVSİMSİZ, MEVSİMSEL, MEVSİMLİK, MEVSİMLER, MEVLİTHAN, MEVLÜTLER
MEVLEKEN, MEVLUTLU, MEVLÜTLÜ, MEVLÜCAN, MEVKUFEN, MEVCUDAT, MEVZUSUZ
MEVLUDE, MEVZUNE, MEVLİDE, MEVZUAT, MEVLEVİ, MEVLANA, MEVDUAT, MEVZULU, MEVKUTE, MEVHİBE, MEVCUDE
MEVCUT, MEVALİ, MEVZİİ, MEVVET, MEVDUT, MEVERE, MEVSUK, MEVSUF, MEVHUM, MEVİZE, MEVZUN, MEVSİM, MEVRUT, MEVRİL, MEVKUF, MEVKUT, MEVLUT, MEVLAK, MEVLİT, MEVLİK
MEVZU, MEVZÜ, MEVZİ, MEVUT, MEVTA, MEVLİ, MEVLA, MEVKİ, MEVDU
MEVT, MEVA
MEV
MEV
Üzüm kütüğü ve çubuğu, asma. Üzüm yaprağı.
MEVSİMSELLİK
İktisadi etkinliklerde, işlendirmede ve istemde yılın belirli dönemlerinde düzenli olarak ortaya çıkan farklılıklar.
MEVHİBEİİLAHİYE
Tanrı vergisi.
MEVASTATİN
Kolesterol üretiminde hız sınırlayıcı bir enzim olan beta-hidroksi-beta-metilglutarilCoA redüktazın inhibitörü olarak kullanılan ilaç. Hiperkolesterolemili hastalarda kolesterol düzeylerini düşürmek için kullanılır.
MEVKUFİYET
Tutukluluk. Alıkonulma.
MEVZİLENDİRMEK
Mevzilenme işini yaptırmak.
MEVZİLENME
Mevzilenmek işi.
MEVLEVİHANE
Mevlevi tekkesi.
MEVZİLENDİRME
Mevzilendirmek işi.
MEVİKLEŞMEK
Danışmak, bir konu üstünde birkaç kişi birlikte karar vermek.
MEVKUFATÇI
Mevkufat adı altında toplanan kaçkın resmi, boşalmış timar ve vakıf gelirleri ile geleneksel vergilerden savaş için ayrılan para işleriyle uğraşan görevli.
MEVZİLENMEK
Mevziye yerleşmek, mevziye girmek.
MEVLEVİLİK
Mevlâna Celâlettin Rumi'nin görüşlerine dayanan ve oğlu tarafından kurulan tarikat.
MEVZUBAHİS
Söz konusu. Adından söz edilen.
MEVCUDİYET
Varlık. Varoluş.
MEVİKLEMEK
Küçük köpek yavruları bağırmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde MEV geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BİÇİMLİ
Herhangi bir biçimde olan. Uygun olarak, yakışacak bir biçimde. Düzgün. Biçimi güzel olan, mevzun.
BASIMCI
Basımevi işleten kimse, matbaacı.
DİKİMHANE
Dikimevi.
BOYLAM
Yeryüzündeki herhangi bir noktanın meridyen çemberiyle başlangıç olarak alınan Greenwich gözlemevinin meridyen çemberi arasındaki açı değeri, tul, tul derecesi, meridyen.
BİRİNCİ
Bir sayısının sıra sıfatı. Zaman, yer, sıra bakımından başkalarından önce gelen kimse, şey. Sırada, önem sırasında en üstün olan kimse. Ulaşım araçlarında mevki, sınıf.
ÇIKMAK
İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. Yerinden oynamak. Görünür ya da belli bir durumda bulunmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Belirmek, tanınmak. Meydana gelmek. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Gelmek. Giderilmek, yok olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Mal olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Karaya ayak basmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Harcamak zorunda kalmak. Eksilmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yapılmak, yürümek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Piyasaya sürülmek. Oluşmak, olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Bulaşmak. Ay, Güneş görünmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Vermeye katlanmak. Flört etmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Unutmak. Yayımlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak.
DEVLET
Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık. Bu tüzel varlığın yönetim organları. Mutluluk. Büyüklük, mevki. Talih.
BAHAR
İlkbahar. Bu mevsimde ağaçlarda açan çiçekler ve yapraklar. Baharat. Gençlik dönemi.
CAN
İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık. Güç, dirilik. Kişi, birey. Bektaşilik ve Mevlevilikte tarikat kardeşi. Gönül. Çok içten, sevimli, sevilen, şirin. İnsanın kendi varlığı, özü. Yaşama, hayat.
DEDE
Torunu olan erkek, büyükbaba, büyükpeder. Mevlevi tarikatında çile doldurmuş olan dervişlere verilen unvan. Büyükbabadan başlayarak geriye doğru atalardan her biri. Yaşlı erkeklere söylenen bir seslenme sözü.
ALIKONULMA
Alıkonulmak işi, mevkufiyet.
DİSPONİBİLİTE
Bankalarda mevcut nakit ve derhâl paraya çevrilebilecek kıymet.
ALT
Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı. Birkaç şeyden aşağıda olan. Bir şeyin yere yakın bölümü. Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse, madun. Sınıflamalarda ikinci derecede olan. Bir nesnenin tabanı. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü.
BASILI
Basılarak yerleştirilmiş. Basımevinde basılmış (kâğıt, kitap vb.), matbu.
DİNOZORLAŞMAK
Dinozor gibi davranmak. Gelişmelere ayak uyduramamak, çağın gerisinde kalmak veya mevcut durum ve düzeni koruyup herhangi bir köklü değişiklik yapmamak.
ÇELEBİ
Bektaşi ve Mevlevi pirlerinin en büyüklerine verilen unvan. Görgülü, terbiyeli, olgun (kimse). Kırıkkale iline bağlı ilçelerden biri. Hristiyan tüccar.
DİRİLİŞ
Dirilme işi, canlanma. Dinî inanışlara göre ölümden sonra dirilme, basübadelmevt. Yeni bir atılımla güç kazanma.
BAŞDİZGİCİ
Bir basımevindeki dizgicilerin başı, başmürettip, sermürettip.
BAHİR
Deniz. Aruzdaki vezin takımlarından her biri. Mevlidin bölümlerinden her biri.
CAMCI
Cam ticaretini veya cam takmayı meslek edinmiş kimse. Evin içini pencereden gözetleyen kimse. Camevi.