Kelimeler arşivinde; içinde "mev" olan, toplam 105 tane kelime bulunuyor. İçerisinde mev bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu mev ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında mev olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
MEVHİBEİİLAHİYE
MEVZİLENDİRMEK
BASÜBADELMEVT, MEVZİLENDİRME
MEVSİMSELLİK, YILDIRIMEVCİ
MEVLEVİHANE, MEVZİLENMEK, MEVİKLEŞMEK
MEVCUDİYET, MEVKUFİYET, MEVLEVİLİK, MEVZİLENME, MEVZUBAHİS, DAĞITIMEVİ, DAMITIMEVİ, MEVASTATİN, MEVİKLEMEK, MEVKUFATÇI
ARITIMEVİ, GÖZLEMEVİ, MEVLİTHAN, MEVSİMLİK, MEVSİMSEL, MEVSİMSİZ, TÜMEVARIM, ÜRETİMEVİ, MEVLÜTLER, MEVSİMLER
BAKIMEVİ, BASIMEVİ, DOĞUMEVİ, DOYUMEVİ, GİYİMEVİ, MEVCUDAT, MEVKUFEN, MEVZUSUZ, TECİMEVİ, TEMEVVÜÇ, YAPIMEVİ, DİKİMEVİ, DÖKÜMEVİ, HAKİMEVİ, HEKİMEVİ, KESİMEVİ, DERİMEVİ, DÖRÜMEVİ, DÜRÜMEVİ, MEVLEKEN, MEVLUTLU, MEVLÜCAN, MEVLÜTLÜ, NAMEVCUT
EZİMEVİ, İMAMEVİ, MEVDUAT, MEVHİBE, MEVKUTE, MEVLEVİ, MEVZUAT, MEVZULU, EBEMEVİ, MEVCUDE, MEVLANA, MEVLİDE, MEVLUDE, MEVZUNE
CEMEVİ, DEMEVİ, MEVALİ, MEVCUT, MEVHUM, MEVİZE, MEVKUF, MEVKUT, MEVLİT, MEVLUT, MEVRUT, MEVSİM, MEVSUF, MEVSUK, MEVZUN, CAMEVİ, DÖZMEV, GEMEVE, MEVDUT, MEVERE, MEVLAK, MEVLİK, MEVRİL, MEVVET, MEVZİİ
MEVDU, MEVKİ, MEVLA, MEVTA, MEVUT, MEVZİ, MEVZU, GÖMEV, MEVLİ, MEVZÜ
MEVT, MEVA
MEV
MEV
Üzüm kütüğü ve çubuğu, asma. Üzüm yaprağı.
MEVZUBAHİS
Söz konusu. Adından söz edilen.
MEVİKLEŞMEK
Danışmak, bir konu üstünde birkaç kişi birlikte karar vermek.
MEVZİLENDİRMEK
Mevzilenme işini yaptırmak.
MEVLEVİHANE
Mevlevi tekkesi.
MEVZİLENDİRME
Mevzilendirmek işi.
BASÜBADELMEVT
Diriliş.
DAĞITIMEVİ
Dağıtım işiyle uğraşan kuruluş merkezi.
MEVKUFİYET
Tutukluluk. Alıkonulma.
MEVLEVİLİK
Mevlâna Celâlettin Rumi'nin görüşlerine dayanan ve oğlu tarafından kurulan tarikat.
MEVHİBEİİLAHİYE
Tanrı vergisi.
MEVZİLENMEK
Mevziye yerleşmek, mevziye girmek.
YILDIRIMEVCİ
Ankara ili, Çubuk ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
MEVSİMSELLİK
İktisadi etkinliklerde, işlendirmede ve istemde yılın belirli dönemlerinde düzenli olarak ortaya çıkan farklılıklar.
MEVCUDİYET
Varlık. Varoluş.
MEVZİLENME
Mevzilenmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde MEV geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BASILI
Basılarak yerleştirilmiş. Basımevinde basılmış (kâğıt, kitap vb.), matbu.
BAŞDİZGİCİ
Bir basımevindeki dizgicilerin başı, başmürettip, sermürettip.
DEDE
Torunu olan erkek, büyükbaba, büyükpeder. Mevlevi tarikatında çile doldurmuş olan dervişlere verilen unvan. Büyükbabadan başlayarak geriye doğru atalardan her biri. Yaşlı erkeklere söylenen bir seslenme sözü.
BAHİR
Deniz. Aruzdaki vezin takımlarından her biri. Mevlidin bölümlerinden her biri.
DİKİMHANE
Dikimevi.
ALT
Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı. Birkaç şeyden aşağıda olan. Bir şeyin yere yakın bölümü. Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse, madun. Sınıflamalarda ikinci derecede olan. Bir nesnenin tabanı. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü.
ÇELEBİ
Bektaşi ve Mevlevi pirlerinin en büyüklerine verilen unvan. Görgülü, terbiyeli, olgun (kimse). Kırıkkale iline bağlı ilçelerden biri. Hristiyan tüccar.
BİÇİMLİ
Herhangi bir biçimde olan. Uygun olarak, yakışacak bir biçimde. Düzgün. Biçimi güzel olan, mevzun.
DİNOZORLAŞMAK
Dinozor gibi davranmak. Gelişmelere ayak uyduramamak, çağın gerisinde kalmak veya mevcut durum ve düzeni koruyup herhangi bir köklü değişiklik yapmamak.
CAMCI
Cam ticaretini veya cam takmayı meslek edinmiş kimse. Evin içini pencereden gözetleyen kimse. Camevi.
BİRİNCİ
Bir sayısının sıra sıfatı. Zaman, yer, sıra bakımından başkalarından önce gelen kimse, şey. Sırada, önem sırasında en üstün olan kimse. Ulaşım araçlarında mevki, sınıf.
BAHAR
İlkbahar. Bu mevsimde ağaçlarda açan çiçekler ve yapraklar. Baharat. Gençlik dönemi.
ÇIKMAK
İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. Yerinden oynamak. Görünür ya da belli bir durumda bulunmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Belirmek, tanınmak. Meydana gelmek. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Gelmek. Giderilmek, yok olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Mal olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Karaya ayak basmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Harcamak zorunda kalmak. Eksilmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yapılmak, yürümek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Piyasaya sürülmek. Oluşmak, olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Bulaşmak. Ay, Güneş görünmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Vermeye katlanmak. Flört etmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Unutmak. Yayımlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak.
DİRİLİŞ
Dirilme işi, canlanma. Dinî inanışlara göre ölümden sonra dirilme, basübadelmevt. Yeni bir atılımla güç kazanma.
BASIMCI
Basımevi işleten kimse, matbaacı.
DİSPONİBİLİTE
Bankalarda mevcut nakit ve derhâl paraya çevrilebilecek kıymet.
BOYLAM
Yeryüzündeki herhangi bir noktanın meridyen çemberiyle başlangıç olarak alınan Greenwich gözlemevinin meridyen çemberi arasındaki açı değeri, tul, tul derecesi, meridyen.
ALIKONULMA
Alıkonulmak işi, mevkufiyet.
DEVLET
Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık. Bu tüzel varlığın yönetim organları. Mutluluk. Büyüklük, mevki. Talih.
CAN
İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık. Güç, dirilik. Kişi, birey. Bektaşilik ve Mevlevilikte tarikat kardeşi. Gönül. Çok içten, sevimli, sevilen, şirin. İnsanın kendi varlığı, özü. Yaşama, hayat.