Kelimeler arşivinde; içinde "meş" olan, toplam 168 tane kelime bulunuyor. İçerisinde meş bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu meş ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında meş olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
MEŞRULAŞTIRABİLME
MEŞELİTÜRKMENLER
MEŞRUTİYETÇİLİK, MEŞRULAŞABİLMEK
HAFİFMEŞREPLİK, MEŞRULAŞTIRMAK, MEŞAKKATSİZLİK, MEŞRULAŞABİLME
MEŞRULAŞTIRMA
GALATIMEŞHUR, MEŞRUTİYETÇİ
CÜRMÜMEŞHUT, HAFİFMEŞREP, MEŞAKKATSİZ, MEŞRULAŞMAK, MEŞALECİLİK, MEŞEBAĞLARI, MEŞELİYATAK, SÜMEŞTİRMEK, UZUNUMEŞŞEK
GAYRİMEŞRU, MEŞAKKATLİ, MEŞGULİYET, MEŞRUBATÇI, MEŞRULAŞMA, MEŞRUTİYET, EBEMEŞKİSİ, GÜLMEŞEKER, KARGINMEŞE, KAYAMEŞESİ, MEŞEÇİÇEĞİ, MEŞELİDERE, MEŞEPINARI, TİMEŞLEMEK
MEŞHURLUK, MEŞRUİYET, ALAMEŞLEK, ÇOKUMEŞME, ÇÖYMEŞMEK, DÖNÜMEŞLİ, MEŞECİLUK, MEŞEYAYLA, MEŞKİNLİK, TAMEŞLEME, TÜRKMEŞEN, YELMEŞMEK, YUMRUMEŞE
MEŞAKKAT, MEŞALECİ, MEŞRUBAT, MEŞRUHAT, MEŞRULUK, MEŞRUTEN, MEŞVERET, ÇÖMEŞMEK, ESKİMEŞE, GAMEŞMEK, GELMEŞİK, GEMEŞMEK, GERMEŞOY, GERMEŞÜK, İLMEŞMEK, KAMEŞMEK, KARAMEŞE, KIRKMEŞE, KURUMEŞE, MELMEŞTE, MEŞADALI, MEŞEBAŞI, MEŞEBEYİ, MEŞEBÜKÜ, MEŞEDİBİ, MEŞEGGET, MEŞEGÜLÜ, MEŞEYAZI, MEŞEYOLU, MEŞGİNİK, Devamını Oku »»
MEŞECİK, MEŞELİK, MEŞGALE, MEŞİHAT, MEŞRUTA, MEŞRUTİ, ALAMEŞE, DÜZMEŞE, EGİŞMEŞ, GERMEŞA, GERMEŞE, GÜRMEŞE, HELEMEŞ, MELMEŞE, MEŞAHİR, MEŞEİÇİ, MEŞEKÖY, MEŞELER, MEŞEMEŞ, MEŞGELE, MEŞKURE, MEŞMELA, MEŞREBE, MEŞTELE, ÖLMEŞÜK, SÜMEŞİK, ULUMEŞE, ÜMEŞMEK, YAYMEŞE
MEŞALE, MEŞGUL, MEŞHER, MEŞHET, MEŞHUR, MEŞİME, MEŞREP, MEŞRUT, AKMEŞE, GEMMEŞ, HAMEŞİ, HEMEŞE, MEŞECİ, MEŞEDİ, MEŞEFE, MEŞELİ, MEŞERE, MEŞHUT, MEŞKUK, MEŞKUR, MEŞMEL, MEŞMEŞ, MEŞRIH, MEŞŞUR, MEŞÜGÜ
MEŞBU, MEŞİN, MEŞRU, MEŞUM, CAMEŞ, CİMEŞ, EMEŞE, GEMEŞ, GÖMEŞ, KEMEŞ, MEŞEK, MEŞES, MEŞGİ, MEŞİK, MEŞME, MEŞNE, MEŞUH, MEŞUL, MEŞUR, MEŞÜK
MEŞE, MEŞK, MEŞA
MEŞ
MEŞ
Deriden yapılmış su kabı. Arı. An. Geniş fıtıkların ve doku defeklerinin kapatılmasında kullanılan rezorbe olan veya olamayan sentetik materyallerin genel adı.
HAFİFMEŞREPLİK
Hafifmeşrep olma durumu.
HAFİFMEŞREP
Davranışları, içinde bulunduğu toplumun ahlak anlayışına uymayan (kadın), hafif yollu.
MEŞRULAŞABİLME
Meşrulaşabilmek işi.
GALATIMEŞHUR
Yaygınlaştığı için yanlışlığına önem verilmeden kullanılagelen söz, deyim, terim, yaygın yanlış.
MEŞRULAŞTIRABİLME
Meşrulaştırabilmek işi.
MEŞAKKATSİZLİK
Meşakkatsiz olma durumu.
MEŞELİTÜRKMENLER
Samsun ili, Boğazkaya bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
CÜRMÜMEŞHUT
Suçüstü.
MEŞRULAŞTIRMAK
Meşru duruma getirmek.
MEŞRULAŞABİLMEK
Meşru duruma gelebilmek.
MEŞRUTİYETÇİ
Meşrutiyet yanlısı olan, lejitimist.
MEŞRULAŞTIRMA
Meşrulaştırmak işi.
MEŞRULAŞMAK
Meşru duruma gelmek.
MEŞAKKATSİZ
Güç olmayan, sıkıntısız.
MEŞRUTİYETÇİLİK
Meşrutiyetçi olma durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde MEŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ELLİK
Eldiven. Yelken dikenlerin kullandığı, madenî yüksüğü olan meşin eldiven. Ekin biçerken sol elin parmaklarına geçirilen, eldiven biçiminde, tahtadan yapılmış olan bir araç.
BOYNUZLUTEKE
Kın kanatlılardan, kurtçuğu meşe ağaçlarında yaşayan bir böcek (Carambyx).
ÇIRAKMAN
Üzerinde meşale yakılan kule veya demir direk. Çırakma. Balıkçıların balıkları kıyıya çekebilmek için geceleyin yaktıkları ateş.
BAKMAK
Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.
BİLEKLİK
Oyunlarda bileğin incinmesini önlemek için bileğe takılan meşin sargı. Aksesuar amacıyla bileğe takılan ince zincir.
DOYMUŞ
Bir şey yiyerek tok duruma gelmiş. Doyma durumuna gelmiş (gaz, sıvı veya elektromıknatıs), meşbu. İsteği kalmamış, isteği giderilmiş, tatmin olmuş.
HAMUT
Araba koşumunda atların boyunlarına geçirilen ağaç veya üstüne meşin geçirilmiş çember.
GÜÇLÜK
Zorluk. Engel, pürüz. Ağır ve yorucu emek, zahmet, meşakkat.
DAĞARCIK
Meşin torba. Bir müzik topluluğunun veya sanatçının hazırlamış olduğu parçalar, repertuvar. Bellek.
FRAPE
Buzlu veya dondurulmuş olarak sunulan içki, meşrubat.
DANIŞMA
Danışmak işi, müşavere, istişare, müzakere, meşveret. Danışılan yer, müracaat, enformasyon.
DOLU
Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak veya düzensiz biçimli buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü. Çok olan (iş, uğraş, olay vb.). İçi boş olmayan, dolmuş, meşbu, pür, boş karşıtı. İçki doldurulmuş bardak. Boş yeri olmayan, her yeri tutulmuş olan. Boş vakti olmayan, meşgul. İçinde atılacak mermisi bulunan (top, tüfek vb. ateşli silahlar). Tornacılıkta delik açılmamış (gereç). Bir yerde sayıca çok. Bir duygunun güçlü etkisinde olan.
CIRDAVAL
Meşe dalından yapılmış olan ucu demirli, uzun cirit değneği.
DOLMUŞ
Boş yeri kalmamış, meşbu. Yolcu taşımaya yarayan kayık, motor, otomobil, minibüs vb. küçük taşıt.
ANGIN
Ünlü, meşhur.
BELLEME
Bellemek işi. At vb. hayvanların sırtına, eyerin altına konulan keçe, meşin veya kalın kumaş parçası, yapık, yuna.
ÇANTA
Kösele, meşin, kumaş vb. hafif malzemeden yapılıp büyüklüğüne göre para, evrak, yiyecek vb. koyup taşımaya yarayan kap.
GÜDERİ
Genellikle geyik veya keçi derisinden yapılmış yumuşak ve mat meşin. Bu meşinden yapılmış.
GEÇMEK
Bir yerden başka bir yere gitmek. Tükenmek, bitmek, sona ermek. Kullanımda olmak, tedavülde olmak. Yazılmak, girmek. Zamanı aşmak, geride bırakmak. Olmak, vuku bulmak, cereyan etmek. Etki yapmak, işlemek. Bir müzik parçasını meşk ederek öğrenmek, çalmak ya da söylemek. Bir duruma uğramak, konu olmak. Geride bırakmak, aşmak. Sönmek. Harcamak. Bir yeri aşmak, öbür yana ulaşmak. Bir konu üzerinde veya bir yerde çalışmış olmak. Bırakmak, vazgeçmek. Haberi bir iletişim aracı ile bildirmek. Sürümü olmak, satılmak. Sıyrılmak, kurtulmak, işin içinden çıkmak. Bir yere gidip oturmak. Üstünlük sağlamak. Görev almak. Çok bekletilmekten çürümeye yüz tutmak. Çekiştirmek, yermek. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Okulda, sınavda başarı göstermek. Hastalık bulaşmak, sirayet etmek. Yaşamak. Kalmak, devrolmak. Konuşmada sözü geçmek veya basında yer almak. Söylemeden veya bitirmeden atlamak. Bulunduğu yeri veya konumu değiştirmek. Kabul edilemez olmak. Yerini bırakıp başka yer almak. Birinden meşk etmek. Herhangi bir durum, soya çekim yoluyla birinde görünmek. Bir şeyi bundan böyle yapma durumunda olmamak. Bir yandan girip diğer yandan çıkmak. Yol, araç veya akarsu bir yerin yakınından veya içinden gitmek.
DANIŞMAK
Bir iş için bilgi veya yol sormak, görüş almak, istişare etmek, müracaat etmek, meşveret etmek.