Kelimeler arşivi içinde; sonunda "lasa" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. Sonu lasa ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında lasa olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde lasa olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
LASA
Ihlamur kabuklarından örülen ve arabanın tabanına konulan kanat : Lasayı arabaya koydun mu?.
HULASA
Komik, gülünç (şey).
HÜLASA
Özet, fezleke. Herhangi bir maddenin, alkol, eter vb. bir eritici ile ayrılmış veya başka bir yol ile elde edilmiş etkili özü. Öz. (hü'la:sa) Kısaca.
HALASA
İki yüzlü.
HOLASA
Densiz. Beceriksiz, tembel kişi.
Bu bölümde tanımı içerisinde LASA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKKO
Saksağan, alasakça. Karga.
ÖZET
Bir yazı veya sözün anlamını daha kısa ve özlü biçimde veren yazı veya söz, hülasa, fezleke, ekspoze. Filmin konusunu en kısa biçimde anlatan, bir senaryo çalışmasının ilk basamağı olan metin.
TORHLAMAK
Değirmen taşını çemberlemek : Değirmen taşını torhlasalardı çatlamazdı.
KISACA
Oldukça kısa, biraz kısa. (kısa'ca) Kısa olarak, özetle, hülasa, hülasaten.
LASALOSİT
Streptomyces lasaliensis kültürlerinden elde edilen ve tek değerli iyonlarla birlikte iki değerli iyonları da bağlama yeteneğine sahip iyonofor grubu antikoksidiyal ilaç.
TAVRALAS
İneklerin çiftleşme zamanlarında boğalarla koşuşmaları: Bizim tosun da tavralasa katıldı, ezilecek.
ÖZETLEMEK
Bir yazı, konu, söz veya filmin içeriğini daha az sözle anlatmak, özünü vermek, kısaltmak, hülasa etmek.
ALAŞA
Çok renkli, karışık renkli. Zayıf ve çelimsiz at. Ağzı ve burnu beyaz olan at. Beygir, erkek at, iğdiş olmıyan huysuz at. Semere alışmış hayvan. Her kuzuyu emziren koyun. Azgın köpek, boğa, at ve benzerleri. Leş. Kötü kadın, orospu, oynak, cilveli. Çok süslü, allı pullu. Herkesçe beğenilen, hoş görülen, yakışıklı kimse. İkiyüzlü, ara bozucu, yaltaklık eden. Alçak, engin, basık: Duvar da çok alasaymış. Çok aceleci, her işte acele eden. Yaramaz, hırçın, yaygaracı. Bir çeşit deri hastalığı, çil. Başkalarının çıkarları için çalışan. Sert başlı, huysuz, haşarı (at).
GARDAKLAMAK
Tutturmak: Yakamı gardaklasana.
FEZLEKE
Özet, hülasa. Bir kararın kısaca yazılması.
ÖZETLENMEK
Özet durumuna getirilmek, hülasa edilmek.
ALASAN
Bağ yapraklarında olan bir çeşit hastalık. Olgunlaşmaya başlamış buğday: Buğdaya alasan düştü. Allahı seversen anlamında yalvarma veya soru edatı. Gürültü: Alasan etme, babam uyuyor.
ATLANTİS
Atlas kemiğiyle ilgili, atlasa ait olan.
EKSTRAKT
Özüt. Öz, hülasa.
ÖZ
Bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, iç, nefis, derun, varoluş karşıtı. Bitkilerin kök, gövde ve dallarının boydan boya ortasında bulunan, hafif, gevrek ve çoğu yumuşak bölüm. "Kendine, kendi kendini" anlamlarında birleşik kelimeler türeten bir söz. Bir şeyin temel ögesi, künh, zübde. Kan bağı ile bağlı olan, üvey olmayan. İçine, arılığını, saflığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan, saf, arı. Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü, hülasa, zübde, ekstre. Dere, çay. Sulak, verimli yer. Çıbanların içinde ölmüş dokudan oluşan irinle birlikte çıkan parça. Kendi, zat.
GIDILAMAK
Kırıtarak, çalımlı yürümek: Senin kız gıdılamaya başladı, nişanlasana. Bir şey yuvarlanmak. Gereksiz ve devamlı söylenmek.