LASA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "lasa" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. lasa ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu lasa ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde lasa olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

LASA

Ihlamur kabuklarından örülen ve arabanın tabanına konulan kanat : Lasayı arabaya koydun mu?.

LASAN

Çitle çevrilmiş tarlalar arasından geçen dar yol.

LASALOSİT

Streptomyces lasaliensis kültürlerinden elde edilen ve tek değerli iyonlarla birlikte iki değerli iyonları da bağlama yeteneğine sahip iyonofor grubu antikoksidiyal ilaç.

LASALCILIK

Kentsoylu toplumunun üretici güçleri geliştirmeye sınırsız bir olanak tanıdığı ve proleteryanın topluma yararlı hizmet sağladığı savından hareketle burjuva toplumunu meşrulaştıran ve marksizm karşıtı hareketin kuramcılarından biri olan Ferdinand Lassalle tarafından geliştirilen kuram.

  -   -   -  

Anlamında LASA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde LASA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALAŞA

Çok renkli, karışık renkli. Zayıf ve çelimsiz at. Ağzı ve burnu beyaz olan at. Beygir, erkek at, iğdiş olmıyan huysuz at. Semere alışmış hayvan. Her kuzuyu emziren koyun. Azgın köpek, boğa, at ve benzerleri. Leş. Kötü kadın, orospu, oynak, cilveli. Çok süslü, allı pullu. Herkesçe beğenilen, hoş görülen, yakışıklı kimse. İkiyüzlü, ara bozucu, yaltaklık eden. Alçak, engin, basık: Duvar da çok alasaymış. Çok aceleci, her işte acele eden. Yaramaz, hırçın, yaygaracı. Bir çeşit deri hastalığı, çil. Başkalarının çıkarları için çalışan. Sert başlı, huysuz, haşarı (at).

FEZLEKE

Özet, hülasa. Bir kararın kısaca yazılması.

ATLANTİS

Atlas kemiğiyle ilgili, atlasa ait olan.

ÖZ

Bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, iç, nefis, derun, varoluş karşıtı. Bitkilerin kök, gövde ve dallarının boydan boya ortasında bulunan, hafif, gevrek ve çoğu yumuşak bölüm. "Kendine, kendi kendini" anlamlarında birleşik kelimeler türeten bir söz. Bir şeyin temel ögesi, künh, zübde. Kan bağı ile bağlı olan, üvey olmayan. İçine, arılığını, saflığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan, saf, arı. Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü, hülasa, zübde, ekstre. Dere, çay. Sulak, verimli yer. Çıbanların içinde ölmüş dokudan oluşan irinle birlikte çıkan parça. Kendi, zat.

GIDILAMAK

Kırıtarak, çalımlı yürümek: Senin kız gıdılamaya başladı, nişanlasana. Bir şey yuvarlanmak. Gereksiz ve devamlı söylenmek.

ALASAN

Bağ yapraklarında olan bir çeşit hastalık. Olgunlaşmaya başlamış buğday: Buğdaya alasan düştü. Allahı seversen anlamında yalvarma veya soru edatı. Gürültü: Alasan etme, babam uyuyor.

TAVRALAS

İneklerin çiftleşme zamanlarında boğalarla koşuşmaları: Bizim tosun da tavralasa katıldı, ezilecek.

GARDAKLAMAK

Tutturmak: Yakamı gardaklasana.

ÖZETLENMEK

Özet durumuna getirilmek, hülasa edilmek.

TORHLAMAK

Değirmen taşını çemberlemek : Değirmen taşını torhlasalardı çatlamazdı.

AKKO

Saksağan, alasakça. Karga.

EKSTRAKT

Özüt. Öz, hülasa.

KISACA

Oldukça kısa, biraz kısa. (kısa'ca) Kısa olarak, özetle, hülasa, hülasaten.

ÖZETLEMEK

Bir yazı, konu, söz veya filmin içeriğini daha az sözle anlatmak, özünü vermek, kısaltmak, hülasa etmek.

ÖZET

Bir yazı veya sözün anlamını daha kısa ve özlü biçimde veren yazı veya söz, hülasa, fezleke, ekspoze. Filmin konusunu en kısa biçimde anlatan, bir senaryo çalışmasının ilk basamağı olan metin.