Kelimeler arşivi içinde; başında "lake" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. lake ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu lake ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde lake olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
LAKERDACILIK
LAKERDACI
LAKERDA
LAKE
LAKE
Lak ile cilalanmış.
LAKERDACILIK
Lakerdacının yaptığı iş.
LAKERDACI
Lakerda yapan veya satan kimse.
LAKERDA
Palamut, torik vb. balıklardan dilim dilim kesilerek yapılmış olan salamura.
Bu bölümde tanımı içerisinde LAKE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AFATLANMAK
Felakete uğramak; yanıp tutuşmak.
AĞIT
Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.
ATEŞ
Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr. Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç. Tutuşmuş olan cisim. Genellikle hastalık etkisiyle artan vücut sıcaklığı, kızdırma. Öfke, hırs, hınç. Tehlike, felaket. Coşkunluk. Büyük üzüntü, acı. Patlayıcı silahların atılması.
FELAKETZEDE
Felakete uğramış (kimse).
FELAKETLİ
Felaket getiren.
KIYAMET
Tek tanrılı dinlerin inanışına göre dünyanın sonu ve bütün ölülerin dirilerek mahşerde toplanacağı zaman, hesap günü, kıyamet günü, mahşer günü. Gürültülü karışıklık, gürültü patırtı. Büyük felaket, afet.
MUSAP
Başına bir kötülük, felaket gelmiş olan. Hastalığa yakalanmış, tutulmuş, uğramış.
AHLAKÇA
Ahlak anlayışına göre, ahlak değerleri bakımından, ahlaken.
TELFİN
Lakerda yapılmak için kesilmiş torik balığı parçası, takoz.
KURBAN
Dinin buyruğunu veya bir adağı yerine getirmek için kesilen hayvan. Bir ülkü uğrunda feda edilen veya kendini feda eden kimse. Müslümanlarda Kurban Bayramı. Bir kazada veya felakette ölen kimse. İçtenliği belirten bir seslenme sözü. Maddi ve manevi bakımdan felakete sürüklenmiş, insani değerlerini yitirmek zorunda kalmış veya bırakılmış kimse.
UÇURUM
Deniz, göl, ırmak vb. su kıyılarında veya karada dik yer, yar. Büyük fark, ayrılık. Felaketli sonuç.
BELİYE
Felaket, keder, tasa.
TAKOZ
Bir eşyanın altına kıpırdamadan dik durması için yerleştirilen ağaç kama, kıskı. Lakerda yapılmak için kesilmiş torik balığı parçası. Kaba saba insan. Bir taşıtın kaymaması, kımıldamaması için tekerlekleri altına yerleştirilen tahta, plastik vb. engel. Kızaktaki geminin, üstünde oturduğu ağaçlardan her biri. Çivi çakmak için duvarın içine yerleştirilen ağaç parçası.
SELZEDE
Sel felaketine uğramış, selden zarar görmüş kimse.
NİKBET
Talihsizlik, felaket. Düşkünlük.
MUSİBET
Ansızın gelen felaket, sıkıntı veren şey. Uğursuz.
YIKIM
Yıkma işi. Yok olmaya sebep olabilecek şey, büyük zarar, felaket. Yadımlama. İlaç veya metabolizma sonucu ortaya çıkan atık ürünün molekül düzeyinde beden sıvıları ile atılabilir duruma gelmesi. Vücuda verilen çeşitli ilaçların yol açtığı zarar.
ALAKEÇİ
Ara bozucu, boşboğaz: Hasan çok alakeçilik yapıyor. Çanakkale şehrinde, Bayramiç belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
KURTARMAK
Bir canlıyı bir felaketten, tehlikeden veya zor durumdan uzaklaştırmak. Birinin cezalandırılmasına engel olmak. Uzaklaştırmak. Kurtulmasını sağlamak. Kazandırmak, yeniden ele geçirmek. Bir şeye zarar gelmesini önlemek. Bir şeyin değerini karşılamak.
YAS
Ölüm veya bir felaketten doğan acı ve bu acıyı belirten davranışlar, matem.