Kelimeler arşivi içinde; başında "kına" olan, toplam 44 adet kelime bulunmaktadır. kına ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kına ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kına olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KINAYABİLMEK, KINALIPARMAK
KINAYABİLME
KINASIZLIK, KINAMSAVUK, KINAÇLAMAK, KINALITEPE, KINALANMAK
KINAYTÜRK, KINALITAŞ, KINALIKOÇ, KINALIÇAM, KINALANMA, KINALAMAK
KINALAMA, KINATİRE, KINAKMAK, KINAKINA, KINAYMAN, KINANMAK, KINAMSIK
KINACIK, KINAŞIK, KINACUK, KINASIZ, KINANMA, KINAMAK, KINAMAĞ, KINAYIŞ, KINAFIR, KINAĞAN, KINALAR, KINAKÖY
KINAMA, KINACI, KINALP, KINARA, KINALI
KINAÇ, KINAY, KINAN, KINAM, KINAK
KINA
KINA
Kına ağacının kurutulmuş yapraklarından elde edilen, saç ve elleri boyamakta kullanılan toz.
KINALIÇAM
Artvin kenti, Yusufeli ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
KINAYTÜRK
Çok çalışan, etkin, faal Türk.
KINAÇLAMAK
Yan yan bakmak : Öküzler kınaçlamaya başladı, döğüşecekler.
KINALIKOÇ
Bitlis kenti, Ahlat ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
KINALITEPE
Şanlıurfa şehrinde, Viranşehir ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
KINAYABİLME
Kınayabilmek işi.
KINALAMA
Kınalamak işi.
KINASIZLIK
Kınasız olma durumu.
KINAMSAVUK
Kibirli, kurumlu, övünçlü.
KINALAMAK
Kına koymak, kına ile boyamak.
KINALANMAK
Kına konulmak, kına yakılmak. Kına ile boyanmak.
KINALITAŞ
Gümüşhane kenti, Kelkit ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
KINAYABİLMEK
Kınama imkânı veya olasılığı bulunmak.
KINALANMA
Kınalanmak işi.
KINALIPARMAK
Havuç.
Bu bölümde tanımı içerisinde KINA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GÜNAYDIN
"İyi sabahlar" anlamında sabahları söylenen bir selamlama sözü. Yeni mi farkına vardın? anlamında bir söz.
AFET
Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.
KINAMA
Kınamak işi, ayıplama, takbih.
HİSSETMEK
Fiziksel bir uyarıyı duymak. Saymak, addetmek. Sezmek, farkına varmak, anlamak. Bir şeyden etkilenmek, duymak.
ÇAKMAK
Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.
AYMAZ
Çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan, sezmeyen (kimse), gözü bağlı, gafil, bilgisiz.
AĞALANMAK
Ağa tavrı takınarak çalım yapmak.
AYMAZLIK
Çevresinde olup bitenlerin farkına varamama durumu, aymaza yakışacak durum, gafillik, gaflet, dalgı.
ELÇEK
Gelinin elinin içine kına yakılmasından sonra giydiği, kumaştan yapılmış bir eldiven türü.
CAMGÜZELİ
Evlerde süs olarak yetiştirilen, pembe, kırmızı çiçekler açan bir tür kına çiçeği (Impatiens sultanı).
ÇAPKINCA
Çapkına benzer bir biçimde. Çapkın bir biçimde olan.
AYIPLAMAK
Kınamak.
KINALI
Kına ile boyanmış olan. Kınanın renginde veya kızıl renkte olan. Yapıncak.
ÇIKINLAMAK
Çıkına koyup bağlamak.
DEDİKODU
Başkalarını çekiştirmek ve kınamak üzere yapılmış olan konuşma, kov, gıybet, kılükal.
AYIPLAMA
Kınama.
ÇAKILMAK
Çakma işine konu olmak. Ortaya çıkmak, farkına varılmak, anlaşılmak. Hızla düşüp saplanmak.
KESTİRMEK
Kesme işini yaptırmak. Kısa bir süre uyumak, şekerleme yapmak. Anlamak, farkına varmak. Akıl yolu ile gerçeğe yakın bir yargıya varmak, tahmin etmek. Kesilmesini sağlamak, kesilmesine yol açmak. Karar vermek.
HOPPALA
Bebeklerin içine konup zıplayarak eğlenmelerini sağlayan yaylı araç. Küçük çocuklar atlarken onları yüreklendirmek için söylenen bir söz. Şaşma ile birlikte kınama anlatan bir söz.
BAKMAK
Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.