Kelimeler arşivi içinde; başında "kınc" olan, toplam 32 adet kelime bulunmaktadır. kınc ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kınc ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kınc olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KINCIFIRLANMAK, KINCİFİRLENMEK
KINCIFIRDAMAK
KINCIKLANMAK
KINCİKLEMEK, KINCIKLAMAK
KINCALAMAK, KINCIFILLI
KINCITMAĞ, KINCIRLIK, KINCITMAK, KINCIFMAK, KINCIRDAK, KINCETMEK, KINCALMAK, KINCIRGIÇ
KINCIRAK, KINCIRIK, KINCIMAK, KINCILAR, KINCIFLI, KINCIFIR
KINCİYH, KINCOLA, KINCILI, KINCALI
KINCIR, KINCIL, KINCIK, KINCİK, KINCAL
KINC
Uslu, sessiz : Kınc oturah.
KINCALAMAK
Bilip bilmeden fikir yürütmek.
KINCIFIRLANMAK
Nazlanmak, cilve yapmak. İstemeyerek gönlü yatmak.
KINCIRLIK
Tahterevalli.
KINCİKLEMEK
Gıdıklamak.
KINCIKLAMAK
Gıdıklamak. İplik dolaşmak : İpliği kıncıklama.
KINCETMEK
Kırkım zamanı gelmeden koyun sırtından el ile yün koparmak.
KINCIFIRDAMAK
Nazlanmak, cilve yapmak.
KINCİFİRLENMEK
Nazlanmak, cilve yapmak.
KINCIRDAK
Tahterevalli.
KINCIFILLI
Çok süslü, temiz ve güzel giyinen.
KINCALMAK
Olduğundan başka görünmek, yapmacık davranışlarda bulunmak, gösteriş yapmak.
KINCITMAK
Ezmek, örselemek. Dolaştırmak; buruşturmak.
KINCIKLANMAK
Gıdıklanmak.
KINCITMAĞ
Sinirlenerek dişlerini sıkmak.
KINCIFMAK
Huylanmak, çekinmek. Üşenmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde KINC geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GÖRÜNÜRDE
Dıştan bakınca, görünüşe göre, ortada, meydanda.
MAŞALIK
Başkasının pek de hoş olmayan, sakıncalı isteklerine, amaçlarına alet olma durumu. Aşırı hırçınlık, yaramazlık yüzünden dayak yemeye aday (çocuk).
ÖRTMECE
Söylenmesi kaba, çirkin veya sakıncalı görülen nesnelerin, kavramların, başka kelimelerle daha uygun ve edepli bir biçimde anlatılması, edebikelam. Kandırma, gizleme.
ÖRTÜNMEK
Kendi üzerine bir şey örtmek. Kadın, dinî açıdan görünmesi sakıncalı olan yerlerini örtmek.
NAMAHREM
Evlenmelerinde yasa bakımından sakınca olmayan (kadın ve erkek). Yabancı, el.
EMİN
Güvenli. Sakıncasız, emniyetli, tehlikesiz. Osmanlı Devleti'nde bazı devlet görevlerindeki sorumlu kişi. Şüphesi olmayan.
CAİZ
Din, yasa, töre vb. bakımdan işlenmesinde, yapılmasında sakınca olmayan, yapılıp işlenmesine izin verilen. Uygun, yerinde sayılan, yakışık alan.
ÇÜRÜKLÜK
Çürük olma durumu. Sakıncalı, şüpheli, belirsiz durum. İşe yaramayan maddelerin bırakıldığı yer.
MÜBAH
Dinî bakımdan yapılmasında sakınca olmayan, yapılması günah veya sevap olmayan. Yapılmasında sakınca görülmeyen.
İTİRAF
Başkaları tarafından bilinmesi sakıncalı görülen bir gerçeği saklamaktan vazgeçip açıklama, söyleme, bildirme.
MAHZUR
Sakınca. Engel.
DIŞRAK
Herkesin öğrenmesinde sakınca görülmeyen, gizli kapalı olmayan (her türlü bilgi, öğreti), içrek karşıtı.
İSTER
Bir şeyin yapılabilmesinin veya olabilmesinin bağlı olduğu şey, gerek, icap, lüzum. Cümledeki görevleri aynı olan kelimelerin ayrı ayrı her birinin başına getirilerek herhangi birinin onanmasında sakınca olmadığını anlatan bir söz.
ENGELSİZ
Engeli olmayan, mâniasız. Engeli, sıkıntısız, sakıncası olmayan bir biçimde.
BELA
İçinden çıkılması güç, sakıncalı durum. Hak edilen ceza. Büyük zarar ve sıkıntıya yol açan olay veya kimse.
MALKOÇ
Osmanlılarda akıncılar ocağının komutanı.
KAZALI
Kazaya yol açan, sakıncalı, tehlikeli. İlçesi olan. Kaza geçirmiş olan.
AKINCILIK
Akıncı olma durumu.
ÇAPKINLIK
Çapkın olma durumu. Çapkınca davranış.
MAHZURLU
Sakıncalı.