Kelimeler arşivi içinde; başında "kını" olan, toplam 25 adet kelime bulunmaktadır. kını ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kını ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kını olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KINIKDELİLERİ
KINIKTIRMAK, KINIKININDA
KINIKSIMAK, KINIKASLAN, KINIKGÜNEY, KINIKININA, KINIKKONAZ
KINIRTMAK, KINIKYERİ, KINIKIMAK, KINIKIRIK
KINITMAK, KINIKMAK, KINIKLAR
KINIKLI, KINIKMA, KINIFIR, KINICIK, KINIŞIK
KINIK, KINIG, KINIŞ, KINIT
KINI
KINI
Bir kimseye takılan takma ad : Hele ha şu kınaya ne oldu?. Kına.
KINIKGÜNEY
Tokat şehrinde, Karayaka nahiyesine bağlı bir bölge.
KINIKASLAN
Gayretli, çabalayan kimse.
KINIKKONAZ
Kahramanmaraş şehri, Göksun ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
KINITMAK
Dadanmak, tutkunlaşmak. Bir şeyi, bilgiyi olduğu gibi ansımak, ezberlemek. Kovmak : Hasan şu öküzü oradan kınıt ta gel.
KINIKTIRMAK
Bıktırmak.
KINIKININA
Tastamam, tıpatıp.
KINIKLAR
Tekirdağ ili, İnecik nahiyesine bağlı bir bölge.
KINIKDELİLERİ
Çorum ili, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
KINIKIRIK
Eski çapkın. Eski, işe yaramayan eşya : Bir kınıkırık kaması var ona güveniyor.
KINIRTMAK
Kapıyı yarı açmak.
KINIKSIMAK
Kanmak, doymak, alışmak.
KINIKYERİ
Denizli şehri, Çameli ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
KINIKMAK
Bir işe istekle başlamak, bir şey yapmak isteği göstermek. Bir şeye aşırı derecede düşkün olmak, tutkun olmak. Usanmak, fazla doymak, bıkmak. Benimsemek : Durmuş bu öküzü kınıktı. Bilmediğini iyice öğrenmek. Alışmak : Önceleri bal yiyemiyordum, şimdi kınıktım. Yaban hayvanını kendine alıştırmak : Bir tilki yakaladım, kendime güç kınıktırdım. Açgözlülük etmek. Acıkmak : Bugün senin karnının kınığı artıyor. Ağaçları aşılamak. Kıskanmak. Sevinmek. Kanmak, doymak, alışmak. İştahlanmak. Kanıkmak, kanıksamak.
KINIKININDA
Cinsel birleşme durumunda : Ben onları kınıkınında gördüm.
KINIKIMAK
Bir şeye aşırı derecede düşkün olmak, tutkun olmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde KINI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARKTİK
Kuzey Kutbu'yla ilgili, Kuzey Kutbu yakınında olan.
BIRAKMAK
Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.
ACEMLEŞMEK
Kültür ve medeniyet bakımından İran halkını örnek almak veya etkisi altında kalmak.
DENGEŞİK
Dümen sisteminde yelpazenin itme merkezinin yakınına konulan ek dümen.
FARİĞ
Vazgeçmiş, çekilmiş. Bir mülkün kullanma hakkını başkasına bırakan. Sıkıntısız, rahat.
AVUKAT
Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse. Gerekmediği hâlde başkasını savunan, onun adına konuşan kimse.
AKTARMA
Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.
BLÖF
İskambil oyunlarında elindeki kâğıtları olduğundan başka gösterme davranışı. Kazanda yoğunlaşan suyu dışarı atma. Karşısında kişiyi yanıltarak veya yıldırarak bir işten caydırmak için söylenen asılsız söz veya takınılan aldatıcı tavır, kurusıkı.
ADSIZ
Adı olmayan, isimsiz. Tanınmayan, bilinmeyen, isimsiz. Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı, isimsiz.
BELGELİ
Belgesi olan (kimse). İki yıl üst üste sınıfta kaldığı için okula devam etme hakkını yitirerek belge alan (öğrenci).
ANÜS
Sindirim sisteminin sonunda bulunan ve dışkının atılmasına yarayan çıkış deliği, makat, şerç, büzük, göt, sofra.
BÖLME
Bölmek işi, ayırma, parçalama, taksim. Cins kavramlarını tür, alt tür kavramlarına ayırma işi. Büyük bir yeri, alanı küçük oda veya kısımlara ayıran ince duvar veya tahta perde. Kalın ağaç gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrılan tomruk. Gemilerin içinde, su baskını, yangın vb. durumlarda, ara kapılar kapandığında arızanın veya hasarın yayılmasını önlemek için kullanılan birbirlerinden ayrılmış yerler. Salon, oda, sofa vb. büyük bir yerden ayrılmış daha küçük yer. Dört işlemden biri, taksim.
BOYNUZLANMAK
Boynuzu çıkmak. Karısı veya bir kadın yakını tarafından aldatılmak. Boynuz batırılmak, boynuz yarası almak.
FASONE
Çözgü veya atkının kumaş yüzeyi üzerinde, kendiliğinden bir desen oluşturduğu her tür kumaş. Bu tür kumaşları oluşturan desen örneği.
ÇENET
Açıldığında tohumların ortaya çıktığı kabuk. İstiridye vb. iki çeneli yumuşakçalarda, kolsu ayaklılarda kavkının iki parçasından her biri.
EMİRCİK
Yalıçapkını.
DİLCİK
Buğdaygillerde, yaprak ayası ile yaprak kınının birbirinden ayrıldığı yerde bulunan sivri uçlu, küçük, saydam çıkıntı. Böceklerin ağzında küçük dilin önünde bulunan bölüm. Üflemeli çalgılarda, org borularında kamış, tahta veya metalden yassı parça.
ANTARKTİK
Güney Kutbu ile ilgili, Güney Kutbu yakınında olan.
CORUM
Balık akını. Uskumruların büyük balıklardan korkarak kıyıya sığınması durumu.
ÇEVRE
Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Yağlık. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit.