Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kıl" olan, toplam 50 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kıl ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında kıl olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kıl olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BAKTERİYOLOJİKIL
ÇALIOBAAKÇAKIL
MAVRAŞKIL
SPİRAKIL, ÇIMÇIKIL, SARDAKIL
ASABKIL, KARAKIL, BİNAKIL, AKÇAKIL, GEDAKIL, ZAYAKIL, DEDEKIL
SIYKIL, KILKIL, KIRKIL, MINKIL, MANKIL, FISKIL, SAÇKIL, PAÇKIL, PISKIL, PINKIL, PIRKIL, HIRKIL, FIŞKIL, FIRKIL, ÇANKIL, ÇAKKIL, CINKIL, CATKIL, CAKKIL, YAYKIL, SARKIL, ZIKKIL
ŞIKIL, TAKIL, KAKIL, TIKIL, PAKIL, NAKIL, KIKIL, IRKIL, GAKIL, CAKIL, ANKIL, ÇAKIL
OKIL, AKIL
KIL
KIL
Bazı hayvanların derisinde, insan vücudunun belli yerlerinde çıkan, üst deri ürünü olan ipliksi uzantı. Keçi tüyü. Huysuz, geçimsiz (kimse). Bitkilerde görülen, genellikle silindirimsi, içi boş, çok ince uzantı. Keçi tüyünden yapılmış veya dokunmuş olan.
KILKIL
Sürahi büyüklüğünde boğazı süzgeçli testi. Mısır. Küçük testi.
SIYKIL
Düz, parlak, cilalı.
SARDAKIL
Takılma, çatma, sataşma.
ASABKIL
Yorgunluktan aptal olan.
SPİRAKIL
Solunum deliği.
KARAKIL
Kilis ili, Polateli ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
GEDAKIL
Boyunduruğu sabana tutturmak için saban okunun ucundaki deliğe sokulan ağaç çivi.
DEDEKIL
Sapanda okun ucundaki deliğe geçirilerek boyunduruk ve sapanı birbirine bağlayan kayış halkaya geçirilen ağaç çivi.
ÇALIOBAAKÇAKIL
Çanakkale şehri, Evciler nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
MAVRAŞKIL
Kefale benzer, yassı, pullu bir çeşit balık.
BAKTERİYOLOJİKIL
Bakteriyolojik.
ÇIMÇIKIL
Çok, bol: Bizim erik ağacı çımçıkıl, dallar eriği tartmıyor. Açık, aydınlık hava.
ZAYAKIL
Baygın.
AKÇAKIL
Beyaz çakıl.
BİNAKIL
Bir kere.
Bu bölümde tanımı içerisinde KIL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇMAZ
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.
AÇKILATMA
Açkılatmak işi.
AKGÜNLÜK
Tütsü olarak yakılan bir ağaç sakızı türü.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
AHMAKLIK
Zekâsı az gelişmiş olma durumu, budalalık, anlayışsızlık, akılsızlık.
AKILCILIK
Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.
ADIMSAYAR
Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet, pedometre.
AÇIT
Bir duvarda kapı, pencere, kemerleme vb. bölümler için bırakılmış açıklık.
AÇKILANMA
Açkılanmak işi.
AKBALIK
Sazangillerden, eti kılçıklı, yumurtası ile tarama yapılmış olan bir balık (Leuciscus). Akya balığı.
AÇKILAMA
Açkılamak işi.
AĞDACI
Şeker, tatlı ve helva yapımında ağda hazırlayan işçi. Ağda ile vücuttaki fazla tüyleri veya kılları temizlemeyi meslek edinmiş kimse.
AKILLANDIRMA
Akıllandırmak işi.
AKILLANMA
Akıllanmak durumu.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.
AKILCI
Akılcılıktan yana olan, usçu, rasyonalist (kimse). Akılcılıkla ilgili.
ACIKILMA
Acıkılmak işi.
AGANTA
Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.