Kelimeler arşivi içinde; başında "koşu" olan, toplam 57 adet kelime bulunmaktadır. koşu ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu koşu ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde koşu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KOŞULLANDIRILMAK
KOŞULLANDIRILMA
KOŞULLANDIRMAK, KOŞUTLAŞTIRMAK
KOŞUTLAŞTIRMA, KOŞULLANDIRMA
KOŞUTTARTIM, KOŞUTKIYILI, KOŞULLANMAK, KOŞUŞTURMAK, KOŞULSUZLUK
KOŞUMCULUK, KOŞULLANMA, KOŞULLANIŞ, KOŞULLULUK, KOŞUTÇULUK, KOŞUŞTURMA, KOŞULLAMAK, KOŞUKTEKİN, KOŞUKSAMAK, KOŞUKLAŞIM, KOŞUTYÜZLÜ, KOŞUVERMEK, KOŞUBOĞAZI
KOŞULLAMA, KOŞUKLAMA, KOŞUTDERE, KOŞUVERME, KOŞUCULUK
KOŞUTLUK, KOŞUŞMAK, KOŞUNDAŞ, KOŞUYOLU, KOŞUKHAN, KOŞULLAR, KOŞULLUK, KOŞULSUZ, KOŞULMAK
KOŞUMCU, KOŞUKLU, KOŞUKÇU, KOŞULLU, KOŞULMA, KOŞUTÇU, KOŞUTAÇ, KOŞUŞMA, KOŞUNTU, KOŞULUK, KOŞUMLU
KOŞULU, KOŞUCU
KOŞUK, KOŞUM, KOŞUL, KOŞUT, KOŞUN
KOŞU
KOŞU
Koşma. Koşarak yapılmış olan yarış. At yarışı.
KOŞUMCULUK
Koşumcunun yaptığı iş.
KOŞULSUZLUK
Şartsızlık.
KOŞUTLAŞTIRMA
Koşutlaştırmak işi.
KOŞUTKIYILI
Karşıt kıyıları koşut olan dörtgen.
KOŞULLANIŞ
Şartlanış.
KOŞULLANDIRILMA
Şartlandırılma.
KOŞULLANMA
Şartlanma.
KOŞULLANDIRILMAK
Şartlandırılmak.
KOŞUTTARTIM
Verilerin, sırası bireyleri, dikeci sınarları gösteren bir çapraz çizelge içinde çözümlenmesi.
KOŞUŞTURMAK
Bir işi izlemek veya birçok işi yapmak amacıyla sürekli olarak gidip gelmek, koşuşmak.
KOŞULLANDIRMAK
Şartlandırmak.
KOŞULLANDIRMA
Şartlandırma.
KOŞULLULUK
Özellikle Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası tarafından verilen kredilerin veya uluslararası yardım kuruluşları tarafından yapılan yardım veya bağışların serbest bırakılması için alıcı ülkenin yerine getirmek zorunda olduğu yükümlülükler. Avrupa Birliği gibi iktisadi birlik veya kurumlara tam üye olmak üzere başvuran aday ülkelerin üyelik öncesinde yerine getirmek zorunda olduğu yükümlülüklere ilişkin ilke.
KOŞULLANMAK
Şartlanmak.
KOŞUTLAŞTIRMAK
Birine koşut duruma getirmek, paralelleştirmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde KOŞU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GÖRMECE
Görmek koşuluyla.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AYAK
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.
EYYAMCI
Gününü dilediğince geçiren, gününü gün eden kimse. Günün koşullarına göre davranan kimse.
ÇIVGAR
Çift sürmekte veya araba çekmekte olan hayvanlara yardımcı olarak koşulan hayvan.
BOŞANMAK
Karı ve koca mahkeme kararı ile birbirinden ayrılmak. Dertlerini, yakınmalarını anlatmak. Sıyrılmak, kurtulmak. Kapalı bir yerde bulunan insanlar birden dışarı çıkmak. Hayvan, başlığından, koşum takımından veya bağından kurtulmak. Baskı altında gergin duran bir şey, birden ve hızla kurtulmak. Bol bol akmak.
DALGALANMA
Dalgalanmak işi. Pek çok kimsede bir anda yaratılan güçlü heyecan, sansasyon. Bir toplumda uyumsuzluktan doğan karışıklık. Mal fiyatlarının türlü sebeplerle inişi veya çıkışı. Koşu duruşunda, dizlerin hafif bükülmesinden ve kolların gevşek olarak öne yukarı doğru kaldırılmasından sonra, dizlerin gerilerek gövdenin doğrulmasıyla vücudun diz, kalça, bel, sırt, baş ve kollarda geliştirdiği bir dalga hareketi.
ÇABUCAK
Vakit geçirmeden, kısa sürede, aceleten, acilen, alelacele, anında, bir anda, bir çırpıda, birden, bir hamlede, bir koşu, bir lahzada, bir solukta, çabucacık, çabuk, çabukça, çarçabuk, dakikasında, derakap, derhâl, hemen, hemencecik, hemencek, hızla, hızlı, hızlı hızlı, ivedilikle, lahzada, müstacelen, palas pandıras, serian, süratle, şipşak, takkadak, tez beri, tezce, tezelden, yellim yelalim. Kolaylıkla.
DEKATLON
Uzun atlama, gülle atma, cirit atma, yüksek atlama, disk atma, sırıkla yüksek atlama, 100, 400 ve 1500 metre koşuları ile 110 metre engelli koşusundan oluşan atletizm yarışması.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
DÜVEN
Harmanda ekinlerin sapı ve tanelerini ayırmak için kullanılan, önüne koşulan hayvanlarla çekilen, alt yüzünde keskin çakmak taşları dikine çakılı bulunan, kızak biçiminde araç.
BAŞLIK
Genellikle başı korumak için giyilen şapka, serpuş. Tekerlek parmaklarının çakılı olduğu kısım. Bir sütunun, bir direğin tepeliği. Kâğıt veya zarf üstüne basılmış ad ve adres, antet. Tablaların veya iş parçalarının düzgün kalmasını sağlamak amacı ile baş taraflarına takılan parça. Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibare, serlevha. Başlık parası. Üst giysilerinin yakalarına takılı başlık, kapüşon. Hayvan koşumunun başa geçirilen bölümü.
ATLETİZM
Beden gücünü, çevikliği, yetenekleri geliştirmeye yarayan koşu, atlama, ağırlık kaldırma, atma vb. tek başına yapılmış olan bireysel sporların genel adı.
DEH
Binek veya koşum hayvanlarını yürütmek için söylenen bir söz, dah.
DURUM
Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.
BOYUNDURUK
Çift süren veya arabaya koşulan hayvanların birlikte yürümelerini sağlamak için boyunlarına geçirilen bir tür ağaç çember. Zulüm ve zorbalık baskısı, esaret. Güreşte hasmın başını koltuk altına alıp boynuna kol dolama oyunu. Kapı veya pencere vb. açıklıkların üzerine konulan ağaç, taş veya beton kiriş, lento. Mengenenin üst yanındaki kemer biçimli bölüm.
ENGEL
Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap. Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer. Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer. Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer. Kara yollarının kenarlarına yapılmış olan korkuluk, bariyer.
ARANMAK
Arama işine konu olmak. Kendi kendine bir şeyler aramak. İsteklisi bulunmak. Olumsuz, kötü davranışlarda bulunarak zor duruma düşmek. Eksikliği duyulmak. Şart koşulmak. Kendisine eş ya da sevgili aramak.
ÇİFT
Birbirini tamamlayan iki tekten oluşan (nesneler). Bir erkek ve bir dişiden oluşan iki eş. Toprağı sürmek için birlikte koşulan iki hayvan. Küçük maşa ya da cımbız.
ALTLIK
Tabak, bardak vb. nesnelerin altına konulan şey. Hayvanların altına yayılan ot veya saman. Arabaya koşulan atların yolları kirletmemesi için kuyruğunun altına yerleştirilen torba.