Kelimeler arşivinde; içinde "koşu" olan, toplam 60 tane kelime bulunuyor. İçerisinde koşu bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu koşu ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında koşu olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KOŞULLANDIRILMAK
KOŞULLANDIRILMA
KOŞULLANDIRMAK, KOŞUTLAŞTIRMAK
KOŞULLANDIRMA, KOŞUTLAŞTIRMA
KOŞUŞTURMAK, KOŞULSUZLUK, İKİLKOŞULLU, KOŞUTKIYILI, KOŞULLANMAK, KOŞUTTARTIM
KOŞUKTEKİN, KOŞUBOĞAZI, KOŞUKLAŞIM, KOŞUKSAMAK, KOŞUŞTURMA, KOŞULLANIŞ, KOŞULLULUK, KOŞUMCULUK, KOŞUTÇULUK, KOŞUVERMEK, KOŞULLAMAK, KOŞUTYÜZLÜ, KOŞULLANMA
KOŞUCULUK, KOŞUTDERE, KOŞUKLAMA, KOŞULLAMA, KOŞUVERME
KOŞUNDAŞ, KUTKOŞUK, KOŞUYOLU, KOŞULLUK, KOŞULLAR, KOŞUŞMAK, KOŞULMAK, KOŞUKHAN, KOŞULSUZ, KOŞUTLUK
KOŞUTAÇ, KOŞUTÇU, ÖNKOŞUL, KOŞULUK, KOŞUKLU, KOŞUKÇU, KOŞUŞMA, KOŞUNTU, KOŞULLU, KOŞUMLU, KOŞUMCU, KOŞULMA
KOŞULU, KOŞUCU
KOŞUM, KOŞUN, KOŞUL, KOŞUK, KOŞUT
KOŞU
KOŞU
Koşma. Koşarak yapılmış olan yarış. At yarışı.
KOŞUBOĞAZI
Bursa şehrinde, Mustafakemalpaşa ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
KOŞULLANDIRMAK
Şartlandırmak.
KOŞUKLAŞIM
Karşılıklı koşuk söyleme, bu yolda yarışma.
KOŞUŞTURMAK
Bir işi izlemek veya birçok işi yapmak amacıyla sürekli olarak gidip gelmek, koşuşmak.
KOŞULLANDIRILMAK
Şartlandırılmak.
KOŞUTLAŞTIRMA
Koşutlaştırmak işi.
KOŞULLANDIRMA
Şartlandırma.
KOŞUTTARTIM
Verilerin, sırası bireyleri, dikeci sınarları gösteren bir çapraz çizelge içinde çözümlenmesi.
KOŞULLANMAK
Şartlanmak.
KOŞUTKIYILI
Karşıt kıyıları koşut olan dörtgen.
KOŞUTLAŞTIRMAK
Birine koşut duruma getirmek, paralelleştirmek.
İKİLKOŞULLU
Verdien p, q önermeleri için, doğruluk değerleri aşağıdaki çizelgeyle verilen ve p simgelerinden biriyle gösterilen bileşik önerme :Anlamdaş. eşdeğerlik.
KOŞULLANDIRILMA
Şartlandırılma.
KOŞULSUZLUK
Şartsızlık.
KOŞUKTEKİN
Bir araya gelmiş hükümdarlar.
Bu bölümde tanımı içerisinde KOŞU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇABUCAK
Vakit geçirmeden, kısa sürede, aceleten, acilen, alelacele, anında, bir anda, bir çırpıda, birden, bir hamlede, bir koşu, bir lahzada, bir solukta, çabucacık, çabuk, çabukça, çarçabuk, dakikasında, derakap, derhâl, hemen, hemencecik, hemencek, hızla, hızlı, hızlı hızlı, ivedilikle, lahzada, müstacelen, palas pandıras, serian, süratle, şipşak, takkadak, tez beri, tezce, tezelden, yellim yelalim. Kolaylıkla.
BAŞLIK
Genellikle başı korumak için giyilen şapka, serpuş. Tekerlek parmaklarının çakılı olduğu kısım. Bir sütunun, bir direğin tepeliği. Kâğıt veya zarf üstüne basılmış ad ve adres, antet. Tablaların veya iş parçalarının düzgün kalmasını sağlamak amacı ile baş taraflarına takılan parça. Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibare, serlevha. Başlık parası. Üst giysilerinin yakalarına takılı başlık, kapüşon. Hayvan koşumunun başa geçirilen bölümü.
ARANMAK
Arama işine konu olmak. Kendi kendine bir şeyler aramak. İsteklisi bulunmak. Olumsuz, kötü davranışlarda bulunarak zor duruma düşmek. Eksikliği duyulmak. Şart koşulmak. Kendisine eş ya da sevgili aramak.
DURUM
Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.
ALTLIK
Tabak, bardak vb. nesnelerin altına konulan şey. Hayvanların altına yayılan ot veya saman. Arabaya koşulan atların yolları kirletmemesi için kuyruğunun altına yerleştirilen torba.
ENGEL
Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap. Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer. Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer. Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer. Kara yollarının kenarlarına yapılmış olan korkuluk, bariyer.
BOŞANMAK
Karı ve koca mahkeme kararı ile birbirinden ayrılmak. Dertlerini, yakınmalarını anlatmak. Sıyrılmak, kurtulmak. Kapalı bir yerde bulunan insanlar birden dışarı çıkmak. Hayvan, başlığından, koşum takımından veya bağından kurtulmak. Baskı altında gergin duran bir şey, birden ve hızla kurtulmak. Bol bol akmak.
DALGALANMA
Dalgalanmak işi. Pek çok kimsede bir anda yaratılan güçlü heyecan, sansasyon. Bir toplumda uyumsuzluktan doğan karışıklık. Mal fiyatlarının türlü sebeplerle inişi veya çıkışı. Koşu duruşunda, dizlerin hafif bükülmesinden ve kolların gevşek olarak öne yukarı doğru kaldırılmasından sonra, dizlerin gerilerek gövdenin doğrulmasıyla vücudun diz, kalça, bel, sırt, baş ve kollarda geliştirdiği bir dalga hareketi.
BOYUNDURUK
Çift süren veya arabaya koşulan hayvanların birlikte yürümelerini sağlamak için boyunlarına geçirilen bir tür ağaç çember. Zulüm ve zorbalık baskısı, esaret. Güreşte hasmın başını koltuk altına alıp boynuna kol dolama oyunu. Kapı veya pencere vb. açıklıkların üzerine konulan ağaç, taş veya beton kiriş, lento. Mengenenin üst yanındaki kemer biçimli bölüm.
ÇİFT
Birbirini tamamlayan iki tekten oluşan (nesneler). Bir erkek ve bir dişiden oluşan iki eş. Toprağı sürmek için birlikte koşulan iki hayvan. Küçük maşa ya da cımbız.
ATLETİZM
Beden gücünü, çevikliği, yetenekleri geliştirmeye yarayan koşu, atlama, ağırlık kaldırma, atma vb. tek başına yapılmış olan bireysel sporların genel adı.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
EYYAMCI
Gününü dilediğince geçiren, gününü gün eden kimse. Günün koşullarına göre davranan kimse.
GÖRMECE
Görmek koşuluyla.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
DEH
Binek veya koşum hayvanlarını yürütmek için söylenen bir söz, dah.
DEKATLON
Uzun atlama, gülle atma, cirit atma, yüksek atlama, disk atma, sırıkla yüksek atlama, 100, 400 ve 1500 metre koşuları ile 110 metre engelli koşusundan oluşan atletizm yarışması.
DÜVEN
Harmanda ekinlerin sapı ve tanelerini ayırmak için kullanılan, önüne koşulan hayvanlarla çekilen, alt yüzünde keskin çakmak taşları dikine çakılı bulunan, kızak biçiminde araç.
ÇIVGAR
Çift sürmekte veya araba çekmekte olan hayvanlara yardımcı olarak koşulan hayvan.
AYAK
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.