Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kota" olan, toplam 7 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kota ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında kota olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kota olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KORKOTA
ISKOTA, DİKOTA, İSKOTA, KOKOTA, ZAKOTA
KOTA
KOTA
Bir ülkede ithal edilecek malların çeşitlerini, oranlarını veya miktarlarını gösteren liste. Bir ülkede ithal edilecek mallar için getirilen sınırlama. Kuruluşlarda veya derneklerde bir gruba tanınan kontenjan sayısı. Bazı ülkelerde, sinemalarda belirli bir süre oynatılması zorunlu olan yerli film sayısının yabancı filmlere oranı.
DİKOTA
Sert, komut verir gibi konuşan kişi.
KORKOTA
İri öğütülmüş mısır unundan yapılan bir çeşit yemek. İri öğütülmüş mısır unu. Mısır kırması, mısır kırmasından yapılan çorba.
ISKOTA
Büyük yelkenleri yönetmek için kullanılan ip.
KOKOTA
Mısır çorbası.
ZAKOTA
Yabanıl sarmısak. Küçük bir çeşit pırasa.
İSKOTA
Yelkenleri açmak ve tutmak için alt köşelerine bağlanan halat, zincir ve palangadan oluşan donanım.
Bu bölümde tanımı içerisinde KOTA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
EŞEYH
'Kotan'ın oku.
KOTARILMAK
Kotarma işi yapılmak.
TRİKOTAJCILIK
Trikotajcının işi.
KOTARABİLMEK
Kotarma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KOTARILMA
Kotarılmak işi.
HORAVEL
'Hodah' ların 'kotan' sürerken koro hâlinde söyledikleri türkülere verilen ad.
BOYKOTÇU
Boykot yapan veya boykota katılan kimse.
MAJGAL
Sapanı tutan adam. Arazi sürülürken kotanın 'maj' ını tutan kimse.
KOTARABİLME
Kotarabilmek işi.
KOTARMA
Kotarmak işi.
OTARŞİ
Bir ülkenin çok yüksek gümrük tarifeleri, kotalar ve kambiyo denetimi gibi araçlarla kendini dünya ekonomisinden soyutlamak için uyguladığı iktisaden kendi kendine yeterlilik politikası.
KOTAŞ
Kısa ve kalın (burun için): Şu adamın burnu ne kotaş.
TUTAM
Avuç içi veya parmak uçlarıyla tutulabilen miktarda olan. Bankacılıkta kullanılan, borsada kota alabilmek için gerekli asgari şirket sermayesi veya pay, hisse, parti, lot.
GILIŞ
Kılıç. Eski türkçe kılıç: kılıç; kotanın gövdesini oka bağlayan demir veya ağaç kol.
KARŞILIKLILIK
Karşılıklı olma durumu. Uluslararası ticarette iki ülke veya ülke grubu arasında karşılıklı olarak, dışalımda düşük gümrük tarifesi, kota sınırlarının geniş tutulması gibi ödünler tanınması. Krş. tam karşılıklı ödün ilkesi, eksik karşılıklı ödün ilkesi. Toplumsal ilişki içinde bulunan bireyler ya da toplumsal kümeler arasında etki ve tepkilerin karşılıklı olarak birbirine yol açagitmesi. Toplumsal çevrece onaylanan bir değerler ölçeğine göre bir yandan belli ödevleri, yükümlülükleri ve görevleri, öte yandan da belli hakları, karşılıkları ve ödülleri içeren toplumsal ilişki. Oluşum, durum ya da nesnelerin karşılıklı olarak birbirine uygun düşmesi.
MAJ
Kotanın baston şeklindeki elceği; kotanı bastırmaya yarar.
HODAH
Sığır çobanı. Bir ailenin sığırını güden kimse. İkiden fazla hayvan koşulan sabanı ve arabayı süren, özellikle çocuk ya da ufak tefek kimse. Hayvan otlatan küçük çocuk, kotan sürerken öküzlere binen küçük çocuk. Sığırtmaç çocuk; kotan sürerken öküzlerin boynuna binen çocuk; köylerde zenginlerin yanında çalışan, onların hayvanlarını otlatan çeşitli işlerini gören erkek çocuk.