Kelimeler arşivi içinde; başında "karak" olan, toplam 140 adet kelime bulunmaktadır. karak ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu karak ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde karak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KARAKÖYŞEYHLER, KARAKTEROLOJİK, KARAKTERSİZLİK
KARAKASBENLER, KARAKASBENNİK, KARAKASPENDEK, KARAKTERİSTİK, KARAKTEROLOJİ, KARAKTERSİZCE
KARAKABAAĞAÇ, KARAKABARCIK, KARAKALPAKÇA, KARAKAZANCIK, KARAKIŞLAKÇI, KARAKOCAOĞLU, KARAKONCOLOS, KARAKSGİLLER, KARAKULLUKÇU
KARAKABARIK, KARAKADILAR, KARAKARINCA, KARAKESTANE, KARAKILIÇLI, KARAKONCOLA, KARAKONURSU, KARAKOYUNLU, KARAKTERİZE, KARAKTERSİZ
KARAKALÇIK, KARAKALPAK, KARAKAMIĞI, KARAKAVLUK, KARAKAVRUK, KARAKAYALI, KARAKEÇİLİ, KARAKILÇIK, KARAKIZLAR, KARAKLAMAK, KARAKOCALI, KARAKOÇLAR, KARAKOLKÖY, KARAKOLLAR, KARAKOLLUK, KARAKÖSELİ, KARAKTERLİ, KARAKULLUK, KARAKURTLU, KARAKUYRUK, KARAKUZGUN, KARAKUZULU
KARAKABAR, KARAKABUK, KARAKAÇAK, KARAKAÇAN, KARAKAFES, KARAKALEM, KARAKAMIŞ, KARAKARGA, KARAKASIM, KARAKAVAK, KARAKAVUK, KARAKAVUZ, KARAKAVZA, KARAKAYIN, KARAKAZAN, KARAKELEŞ, KARAKEPİR, KARAKESEK, KARAKEŞLİ, KARAKILIÇ, KARAKILLI, KARAKIRAN, KARAKISIK, KARAKIŞLA, KARAKIYAH, KARAKIYAK, KARAKİMSE, KARAKİRAZ, KARAKOÇAN, KARAKOÇAŞ, Devamını Oku »»
KARAKADA, KARAKADI, KARAKALE, KARAKAPI, KARAKAYA, KARAKEÇİ, KARAKEME, KARAKENT, KARAKESE, KARAKİŞİ, KARAKMAK, KARAKOCA, KARAKORA, KARAKOVA, KARAKOYU, KARAKÖSE, KARAKTER, KARAKUÇA, KARAKULA, KARAKUMA, KARAKURA, KARAKURT, KARAKUŞİ, KARAKUTU, KARAKUYU, KARAKUZU
KARAKAN, KARAKAŞ, KARAKAT, KARAKÇE, KARAKÇI, KARAKIL, KARAKIŞ, KARAKIZ, KARAKOÇ, KARAKOL, KARAKÖY, KARAKUL, KARAKUŞ, KARAKUZ, KARAKÜR
KARAKA
KARAK
KARAK
Tahta pencere kapağı, kepenk. Hırsız. Bademcik. Geri kalma. Kapı mandalı, sürgü. Karda açılan ince yol, iz. Göz, gözbebeği, bakış, nazar.
KARAKOCAOĞLU
Yozgat şehrinde, Sorgun ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
KARAKTEROLOJİ
İnsanlarda karakterin gelişmesini ve özelliklerini inceleyen bilim dalı.
KARAKTERSİZLİK
Güvenilir karakteri olmama durumu.
KARAKASBENLER
Zor kullanarak : Karakasbenler evime girdi, malımı çaldı.
KARAKÖYŞEYHLER
Bartın ilinde, Arıt bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
KARAKTEROLOJİK
Karakteroloji ile ilgili.
KARAKIŞLAKÇI
Adana kenti, Kamışlı nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
KARAKASPENDEK
Zor kullanarak.
KARAKABAAĞAÇ
Balıkesir şehrinde, Darıca bucağına bağlı bir bölge.
KARAKTERİSTİK
Bir kimse veya nesneye özgü olan (ayırıcı nitelik), tipik. Bir logaritmanın tam birimler anlatan bölümü.
KARAKAZANCIK
Gelincik çiçeği ve bitkisi.
KARAKASBENNİK
Zor kullanarak.
KARAKTERSİZCE
Karaktersiz bir biçimde.
KARAKALPAKÇA
Karakalpak Türkçesi. Bu Türkçeyle yazılmış olan.
KARAKABARCIK
Şarbon.
Bu bölümde tanımı içerisinde KARAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇÖZÜLME
Çözülmek işi. Savaşta, gerideki savunma hattına çekilmek isteyen birliğin düşmandan sıyrılması. Bir sesin boğumlanmasından sonra organların eski duruma geçmesi. Kişilik, karakter vb. bir bütünde birliğin bozulması durumu.
CORUM
Balık akını. Uskumruların büyük balıklardan korkarak kıyıya sığınması durumu.
BOAGİLLER
Avlarını yutmadan önce uzun gövdeleriyle sarıp sıkarak boğan ve ezen sarılgan yılanları kapsayan zehirsiz yılanlar familyası.
BAŞKARAKTER
Oyunun asıl karakteri, asli tipi.
ASTRAGAN
Karakul kuzusunun kıvırcık ve parlak postu. Bu posttan yapılan.
BOZMAK
Bir şeyi kendisinden beklenilen işi yapamayacak duruma getirmek. Büyük parayı küçük birimlere ayırmak. Dokunmak, zarar vermek. Bir yerin, bir şeyin düzenini karıştırmak. Bağ veya bostanın son ürününü toplamak. Geçersiz bir duruma getirmek. Bırakmak, dağıtmak. Biçimini ve kullanılışını değiştirmek. Altını paraya çevirmek, bozdurmak. Bir kimseyi beklemediği bir davranış karşısında bırakarak veya sözünü yalana çıkararak küçük düşürmek. Yabancı ülke parasını Türk parasına çevirmek. Kızlığına zarar vermek. Kötü duruma getirmek. Aklını yitirecek derecede bir şeye düşkün olmak. Bozguna uğratmak, yenmek, mağlup etmek.
BAĞDAŞIK
Birbirlerine benzer karakterlere veya yapıya sahip parça veya birimlerden oluşan (bütün veya topluluk), mütecanis, homojen.
DİREKÇİ
Alamana kayıklarında direğe çıkarak gözcülük yapan kimse.
BAKICI
Bakma işiyle görevlendirilen kimse. Bir şeyi satın almayı düşünmeden yalnızca bakarak ilgilenen kimse. Falcı. Yabancı ülkede bir aile yanında kalarak eğitimini sürdüren ve aynı zamanda o evin çocuklarına bakan kimse. Genellikle çocuk, yaşlı ve hastalara bakma işiyle görevli kimse. Yeme içme, barınma ve eğitim karşılığında bakıcılık görevi yapan kimse.
ÇANGAL
Ayakta güreşirken karşı güreşçinin koltuğu altından bir kolu sokarak bir ayakla o güreşçinin bir bacağına çengel taktıktan sonra onu öne doğru eğip başı üzerinden atma oyunu. Dallı budaklı ağaç. Fasulye sırığı, sırık.
AYRIM
Ayırma işi, tefrik. Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, fark. Bir veya daha çok sahne içinde geliştirilip olayın tamamlanmış bir parçasını veren film bölüğü. Cinsleri ve türleri birbirinden ayıran ana karakter, fark. Alt bölüm. Ayrılma noktası.
AYRIMLAMA
Senaryonun hazırlanmasında geliştirim ile çevrim senaryosu arasında yer alan, senaryonun sahne ve ayrımlarının belirlendiği, başlıca karakterlerin ayrıntılarıyla çizildiği, konuşmaların son biçimini aldığı aşama.
DOMALAN
Asklı mantarlardan, toprak içinde yumru biçiminde yetişen, yenilebilen bir bitki, yer mantarı, keme, karakeme (Tuber melanosporum).
ÇATALLAŞMAK
İki veya daha çok ihtimal ortaya çıkarak anlaşılması güç bir duruma gelmek.
AYAK
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.
ÇIRPI
Dal, budak kırpıntısı. Çok zayıf. Boyalı ve gergin bir sicimi yay gibi çekip bırakarak duvara veya yere çizilen çizgi.
ALDANMAK
Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Hayal kırıklığına uğramak. Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Bir hileye, bir yalana kanmak. Avunmak, oyalanmak.
DEVRİYE
Karakol. Osmanlılarda ilmiye sınıfından olan kimselere verilen derece.
ANAKONDA
Boğagillerden, tropikal Güney Amerika'da yaşayan, 8-10 metre uzunluğunda, avını sararak ve sıkarak öldüren bir tür yılan (Eunectes murinus).
CANLANDIRMAK
Canlanmasını sağlamak, canlanmasına yol açmak. Yaşama döndürmek. Bir karakteri oynamak, ona kişilik vermek. Canlılık, tazelik, dirilik getirmek. Yoğunluk, etkinlik kazandırmak. Yaşatmak, birinin kılığına girmek.