Kelimeler arşivi içinde; başında "karan" olan, toplam 45 adet kelime bulunmaktadır. karan ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu karan ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde karan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KARANFİLGİLLER
KARANFİLCİLİK, KARANLIKÇILIK
KARANLIKKUŞU, KARANLIKDERE
KARANFİLKÖY, KARANFİLLER, KARANGİFORM
KARANĞIMAK, KARANFİLCİ, KARANEBİLİ, KARANDURUK, KARANDIRIK, KARANCULUS, KARANKULUĞ, KARANNIMAK, KARANSILLI
KARANUMAK, KARANIMAK, KARANTİNA, KARANDERE, KARANAMLU
KARANBAY, KARANALP, KARANNIK, KARANNIH, KARANMAK, KARANFİL, KARANLIK, KARANLIH, KARANLIG, KARANKUŞ, KARANBIH, KARANKAZ, KARANBUK, KARANDAŞ
KARANAT, KARANAR, KARANIT, KARANTI, KARANAÇ, KARANTU
KARANI, KARANU
KARAN
KARAN
Yapışkan ve kokulu yaprağı olan, bodur funda boyunda dikensiz bir bitki. Yaban nanesine benzeyen bir bitki. Kahraman, yürekli. Karanlık.
KARANĞIMAK
Karanlık basmak. Hava kararmak.
KARANDURUK
Karanlık.
KARANEBİLİ
Adana şehrinde, Kozan ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
KARANKULUĞ
Karanlık.
KARANGİFORM
Bazı balıklarda görülen dalgalanma benzeri yüzme biçimi.
KARANFİLCİ
Karanfil yetiştiricisi.
KARANDIRIK
Karanlık.
KARANLIKKUŞU
Yarasa.
KARANCULUS
Aralık ayından üç, ocak ayından dört gün alan ve çok soğuk geçen zaman dilimi (Çopraşık k.).
KARANFİLLER
Aydın şehri, Çine ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
KARANLIKÇILIK
XX. yüzyıl başlarında beliren, kapalı anlatımı öngörüp okuyucunun imgesini çalıştırmayı amaç edinen sanat akımı.
KARANLIKDERE
Malatya şehri, Sürgü nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Niğde ili, Bor ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Sakarya ili, Karasu ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
KARANFİLCİLİK
Karanfilcinin yaptığı iş.
KARANFİLGİLLER
İki çeneklilerden, örnek bitkisi karanfil olan, çöven, karamuk ve benzerleri cinsleri içine alan bir familya.
KARANFİLKÖY
Gaziantep ili, Karkamış belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
Bu bölümde tanımı içerisinde KARAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BURUN
Alınla üst dudak arasında bulunan, çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı. Bazı şeylerin ön ve sivri bölümü. Karanın, özellikle yüksek ve dağlık kıyılarda, türlü biçimlerde denize uzanmış bölümü. Kibir, büyüklenme.
ÇIKINTI
Bir yüzeyde ileri doğru çıkan bölüm. Bir metni düzeltmek veya ona bir şey eklemek için satır dışına yazılan yazı, çıkma. Her şeye itiraz eden, huzursuzluk çıkaran (kimse). Kambur.
ÇİRKİN
Göze veya kulağa hoş gelmeyen, güzel karşıtı. Karanlık, dalavereli, şüpheli. Hoş olmayan, yakışık almayan (davranış veya söz).
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
ALÇICI
Alçı taşını çıkaran kimse. Tavan ve duvarların alçı ile kaplanmasında çalışan işçi.
BAHARAT
Yiyecek ve içeceklere hoş koku ve tat vermek için kullanılan tarçın, karanfil, zencefil, karabiber vb. maddeler, bahar (II).
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
ÇITPIT
Ayak altında ezilerek çıtır çıtır ses çıkaran bir patlangaç türü, çatapat.
APOKALİPTİK
Anlaşılmaz, kapalı, karanlık (söz veya yazı).
DEMKEŞ
Dem çeken, güzel ses çıkaran (güvercin).
DAMGA
Bir şeyin üzerine bir nişan, bir işaret basmaya yarayan araç. Bir kimsenin adını kötüye çıkaran, yüz kızartıcı durum. Bu araçla basılan nişan, işaret. Bir şeyin kime, hangi çağa ait olduğunu gösteren belirgin iz, işaret, nitelik.
DENEYİMCİ
Deneyimi ön plana çıkaran kimse.
ARMONİKA
Yan yana sıralanmış deliklerden her biri üflendiğinde ayrı notada sesler çıkaran küçük ağız çalgısı, mızıka, armonik. Akordiyon.
ÇINGIRAK
Küçük çan. İçindeki tanelerin hareketiyle ses çıkaran metal nesne, çıngırdak. Çocuk oyuncağı olarak kullanılan saplı bir çıngırak türü.
BAHARATLI
İçinde karabiber, karanfil, tarçın vb. maddeler bulunan, baharlı.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
ÇAKILDAK
Bir çarkın yalnız bir yöne doğru işlemesine yol verip tersine dönmesini önleyen veya değirmen, su dolabı vb. makinelerin işleyişini çıkardığı sesle kontrole yarayan parça. Koyunların kuyrukları altındaki kıllara yapışıp kuruyan pislik. Elde çevrildikçe gürültülü ses çıkaran, değirmi biçiminde bir çocuk oyuncağı.
AYDINLATMAK
Karanlığı giderip görünür duruma getirmek, ışıklandırmak. Bir sorun üzerine bilgi vermek.
DERİNLİK
Bir şeyin dip tarafının yüzeye, ağza olan uzaklığı. Yanaşık ya da dağınık düzende bulunan bir birliğin en ileride olan kısmının başından, en geride bulunan kısmının sonuna kadar olan uzaklık. En duyarlı nokta. Bir cismin en ve boy dışındaki üçüncü boyutu. Bulunulan yere göre uzakta olan yer. Borsada az sayıda hisse senedinin el değiştirmesi. Karanlık, bilinmeyen dönem. Bir konunun veya durumun özü.
AVCI
Avı kendine iş edinen kimse. Bir şeyi büyük bir istekle izleyen ve bulup ortaya çıkaran, tanıtan kimse. Gökyüzünün güneyinde bulunan bir takımyıldız, Cebbar, Orion. Başka hayvanları yakalamakta usta olan (hayvan).