KARAR ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "karar" olan, toplam 38 adet kelime bulunmaktadır. karar ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu karar ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde karar olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

KARARLAŞTIRABİLME

16 harfli kelimeler

KARARLAŞTIRILMAK

15 harfli kelimeler

KARARLAŞTIRILMA

14 harfli kelimeler

KARARLAŞTIRMAK

13 harfli kelimeler

KARARTIVERMEK, KARARTABİLMEK, KARARLAŞTIRMA

12 harfli kelimeler

KARARTIVERME, KARARLAMADAN, KARARIVERMEK, KARARTABİLME

11 harfli kelimeler

KARARLAŞMAK, KARARSIZLIK, KARARIVERME, KARARTILMAK

10 harfli kelimeler

KARARLILIK, KARARSIZCA, KARARTILMA, KARARLAŞMA, KARARLAMAK

9 harfli kelimeler

KARARTICI, KARARNAME, KARARLICA, KARARLAMA, KARARINCA, KARARTMAK

8 harfli kelimeler

KARARMAK, KARARSIZ, KARARTMA, KARARGAH

7 harfli kelimeler

KARARTU, KARARTI, KARARMA, KARARLI, KARARIŞ, KARARAK

6 harfli kelimeler

KARART

5 harfli kelimeler

KARAR

Bazı kelimelerin anlamları

KARAR

Bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen kesin yargı. Değişmez olma. Değişmeyen, düzenli durum, düzenlilik, yöntemlilik. Türk müziğinde, taksim yaparken ana makama dönüş. Herhangi bir durum için tartışılarak verilen kesin yargı, hüküm. Bu yargıyı bildiren belge. Tam ölçüsünde, ne az ne çok.

KARARLAŞTIRILMAK

Kararlaştırma işi yapılmak.

KARARLAŞTIRMAK

Bir konunun, bir işin herhangi bir yolda yapılmasıyla ilgili kesin düşünce belirlemek, tayin etmek.

KARARLAŞTIRILMA

Kararlaştırılmak işi.

KARARLAMADAN

Kararlama yoluyla, görmeden.

KARARLAŞMAK

Bir şey için karar verilmek.

KARARLAŞTIRMA

Kararlaştırmak işi.

KARARTILMAK

Karanlık duruma getirilmesini sağlamak.

KARARSIZLIK

Kararsız olma durumu, tereddüt. Düzensizlik, istikrarsızlık.

KARARIVERMEK

Ansızın veya çabucak kararmak.

KARARTIVERME

Karartıvermek durumu.

KARARTABİLMEK

Karartma imkânı veya olasılığı bulunmak.

KARARIVERME

Kararıvermek durumu.

KARARLAŞTIRABİLME

Kararlaştırabilmek işi.

KARARTIVERMEK

Çabucak veya ansızın karartmak.

KARARTABİLME

Karartabilmek işi.

  -   -   -  

Anlamında KARAR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KARAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BAKAYA

Askerlik çağına girenlerden son yoklamalarını yaptırarak askerlik kararı aldırdıkları hâlde çağrıldıklarında gelmeyen veya gelip de kıtalarına gitmeden toplandıkları yerlerden ayrılanlar. Ait olduğu yıl içinde toplanamayıp ertesi yıla kalan vergiler. Kalıntılar.

AĞIRLAŞMAK

Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.

AYRILIK

Ayrı olma durumu. Evlilik birliğinin yargıç kararı ile geçici bir süre için kaldırılması. Düşünce, görüş veya duygu arasındaki uymazlık, mübayenet. Birinden uzak düşme, firak, firkat.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

ACABA

Şüphe, kuşku. (a'caba:) Merak, kararsızlık veya kuşku anlatan bir söz, acep.

ANAHTAR

Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.

AZİMKAR

İradeli, gayretli, istençli, kararlı.

AZİMLİ

Azmi olan. Kararında, tutumunda direnen, kararlı.

BİKARAR

Kararsız.

BELİRLİ

Açık ve kesin olarak sınırlanmış veya kararlaştırılmış olan, muayyen.

BETONİYER

Betonkarar.

AYSAR

Ayın etkisiyle huyunun değiştiği sanılan (kimse). Değişken huylu, kararsız (kimse).

AZİM

Bir işteki engelleri yenme kararlılığı.

ANTLAŞMA

İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu, ahit, muahede, ahitleşme, pakt. Bu durumu belirten belge.

AZMETTİRMEK

Bir suçu veya herhangi bir işi kesinlikle yapmasına karar verdirmek.

ANTİOKSİDAN

Genellikle yağların, yağlı besinlerin uzun süre saklanabilmesi, beyaz renkli sebze ve meyvelerin kararmasının önlenmesi için kullanılan madde. Canlı organizmalardaki toksinleri atmaya yarayan madde.

AZMETMEK

Bir işteki engelleri yenmeye karar vermiş olmak.

ABANOZLAŞMAK

Ağaç gibi maddeler suda uzun süre kalarak kararmak. Güneşte uzun süre kalarak kararmak, matlaşmak, sertleşmek.

BİTÜM

Keskin bir koku, alev ve koyu duman çıkararak yanan, karbon ve hidrojen bakımından çok zengin doğal yakıt maddelerinin genel adı, yer sakızı. Yol kaplamasında, kâğıt ve çatıların su geçirmez duruma getirilmesinde, kömür tozundan briket yapımında vb. kullanılan, doğal ısıda katı, yoğunluğu bire yakın, koyu kestane renginde madde.

BAĞITÇI

Bir işi karşılıklı olarak kararlaştırıp üstlerine alan taraflardan her biri, sözleşme yapan, âkit.