Kelimeler arşivi içinde; başında "karar" olan, toplam 38 adet kelime bulunmaktadır. karar ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu karar ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde karar olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KARARLAŞTIRABİLME
KARARLAŞTIRILMAK
KARARLAŞTIRILMA
KARARLAŞTIRMAK
KARARTIVERMEK, KARARTABİLMEK, KARARLAŞTIRMA
KARARTIVERME, KARARLAMADAN, KARARIVERMEK, KARARTABİLME
KARARLAŞMAK, KARARSIZLIK, KARARIVERME, KARARTILMAK
KARARLILIK, KARARSIZCA, KARARTILMA, KARARLAŞMA, KARARLAMAK
KARARTICI, KARARNAME, KARARLICA, KARARLAMA, KARARINCA, KARARTMAK
KARARMAK, KARARSIZ, KARARTMA, KARARGAH
KARARTU, KARARTI, KARARMA, KARARLI, KARARIŞ, KARARAK
KARART
KARAR
KARAR
Bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen kesin yargı. Değişmez olma. Değişmeyen, düzenli durum, düzenlilik, yöntemlilik. Türk müziğinde, taksim yaparken ana makama dönüş. Herhangi bir durum için tartışılarak verilen kesin yargı, hüküm. Bu yargıyı bildiren belge. Tam ölçüsünde, ne az ne çok.
KARARTABİLMEK
Karartma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KARARIVERMEK
Ansızın veya çabucak kararmak.
KARARLAŞTIRMA
Kararlaştırmak işi.
KARARLAŞTIRILMA
Kararlaştırılmak işi.
KARARSIZLIK
Kararsız olma durumu, tereddüt. Düzensizlik, istikrarsızlık.
KARARLAŞTIRABİLME
Kararlaştırabilmek işi.
KARARLAŞTIRMAK
Bir konunun, bir işin herhangi bir yolda yapılmasıyla ilgili kesin düşünce belirlemek, tayin etmek.
KARARTIVERME
Karartıvermek durumu.
KARARTIVERMEK
Çabucak veya ansızın karartmak.
KARARIVERME
Kararıvermek durumu.
KARARLAŞTIRILMAK
Kararlaştırma işi yapılmak.
KARARLAŞMAK
Bir şey için karar verilmek.
KARARTABİLME
Karartabilmek işi.
KARARTILMAK
Karanlık duruma getirilmesini sağlamak.
KARARLAMADAN
Kararlama yoluyla, görmeden.
Bu bölümde tanımı içerisinde KARAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BELİRLİ
Açık ve kesin olarak sınırlanmış veya kararlaştırılmış olan, muayyen.
BİTÜM
Keskin bir koku, alev ve koyu duman çıkararak yanan, karbon ve hidrojen bakımından çok zengin doğal yakıt maddelerinin genel adı, yer sakızı. Yol kaplamasında, kâğıt ve çatıların su geçirmez duruma getirilmesinde, kömür tozundan briket yapımında vb. kullanılan, doğal ısıda katı, yoğunluğu bire yakın, koyu kestane renginde madde.
ANTLAŞMA
İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu, ahit, muahede, ahitleşme, pakt. Bu durumu belirten belge.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
AYSAR
Ayın etkisiyle huyunun değiştiği sanılan (kimse). Değişken huylu, kararsız (kimse).
AZMETTİRMEK
Bir suçu veya herhangi bir işi kesinlikle yapmasına karar verdirmek.
BAĞITÇI
Bir işi karşılıklı olarak kararlaştırıp üstlerine alan taraflardan her biri, sözleşme yapan, âkit.
ACABA
Şüphe, kuşku. (a'caba:) Merak, kararsızlık veya kuşku anlatan bir söz, acep.
AZİM
Bir işteki engelleri yenme kararlılığı.
AYRILIK
Ayrı olma durumu. Evlilik birliğinin yargıç kararı ile geçici bir süre için kaldırılması. Düşünce, görüş veya duygu arasındaki uymazlık, mübayenet. Birinden uzak düşme, firak, firkat.
AZİMLİ
Azmi olan. Kararında, tutumunda direnen, kararlı.
AZMETMEK
Bir işteki engelleri yenmeye karar vermiş olmak.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
ANTİOKSİDAN
Genellikle yağların, yağlı besinlerin uzun süre saklanabilmesi, beyaz renkli sebze ve meyvelerin kararmasının önlenmesi için kullanılan madde. Canlı organizmalardaki toksinleri atmaya yarayan madde.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.
BAKAYA
Askerlik çağına girenlerden son yoklamalarını yaptırarak askerlik kararı aldırdıkları hâlde çağrıldıklarında gelmeyen veya gelip de kıtalarına gitmeden toplandıkları yerlerden ayrılanlar. Ait olduğu yıl içinde toplanamayıp ertesi yıla kalan vergiler. Kalıntılar.
BETONİYER
Betonkarar.
AZİMKAR
İradeli, gayretli, istençli, kararlı.
ABANOZLAŞMAK
Ağaç gibi maddeler suda uzun süre kalarak kararmak. Güneşte uzun süre kalarak kararmak, matlaşmak, sertleşmek.
BİKARAR
Kararsız.