Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kalak" olan, toplam 18 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kalak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında kalak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kalak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
DANKALAK, GARKALAK, KANKALAK, KARKALAK, KASKALAK, KONKALAK, ŞAŞKALAK, ŞANKALAK
MAKALAK, TOKALAK, TAKALAK, ŞIKALAK, ŞAKALAK, SOKALAK, SAKALAK, KAKALAK, BAKALAK
KALAK
KALAK
Burun, burun ucu. Tezek yığını. Gelin tacı.
GARKALAK
Büyük parça.
KONKALAK
Kelebek.
KANKALAK
Çorba kabı. Kelebek.
ŞIKALAK
Hıyar kabukları, nohut, mercimek ve yağla yapılan yemek.
MAKALAK
İnsanın dizkapağı. Çok yağlı çıra parçası.
SAKALAK
Mantar.
ŞAKALAK
Küçük kavun, kelek. Büyük, iri, yuvarlak: Şakalak üzüm. Davranışlarında çekingen olmayan, atak kimse. 20 cm. kadar uzunluğu olan mısır sapının her iki yanından onar cm.'lik birer bölümün kesilmesiyle yapılan, sallandıkça "şak şak..." diye ses çıkaran çocuk oyuncağı. Kullanıldığı yerler: Başkışla Karaman Konya, Özgüney Yalvaç Isparta.
TAKALAK
Bütün olarak fırında kurutulan armut. Yuvarlak bulgur köftesi. Küçük kutu. Küçük odun parçaları. Domates. 1.Eğlendirici, hoş vakit geçirten söyleşiler. 2.Kahkaha. Sert, kuru toprak parçası. Keçeden yapılan çoban abası başlığı. Topal ya da hasta olduğundan sürüye uyamayarak arkada kalan koyun, keçi ve benzerleri hayvanlar. İplik makarası. Yara için bir çeşit sargı biçimi.
KASKALAK
Kendini beğenmiş, çevresine caka satan, övünen.
ŞAŞKALAK
Şaşkın.
KARKALAK
Deniz ve ırmağın kıyıya attığı odun ve tahta parçaları. Dışarıya doğru çıkık göz. Fundalıkta yetişen, gövdesinin içi yumuşak, ceviz büyüklüğünde meyvesi olan bir çeşit bodur ağaç.
TOKALAK
Topak, küçük parça. Kısa boylu, tıknaz. Koyun, keçi ve benzerleri hayvanların kuyruk altındaki tüylerine yapışan pislik. Yuvarlak, yumru. Yuvarlak.
DANKALAK
Grip, nezle.
ŞANKALAK
Çirkin, biçimsiz.
SOKALAK
Çimlenmiş ekin.
Bu bölümde tanımı içerisinde KALAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABRAŞMAK
Olduğu yerde kalmak, kalakalmak (av tabirlerinden): Tavşan abraştı. Bacakları açmak.
BAKALAK
Bekleyici, gözleyici: Çocuğa bakalak ol. Bakalak ol da bahçeye sığır girmesin. Bakarak, gözetleyerek: Geldiğim yerlere bakalak geldim; inek filan görmedim. Boz renkli, tepeli bir çeşit tarla kuşu.
KALAKLAMAK
Kapı kapı dolaşmak, gezmek: Bu gün az kalaklamadık. Dalgalanmak.
DULUKMAK
Hareket halinde olan bir cisim bir yere takılıp kalmak: Attığım değnek cevizin dalına duluktu. Kalakalmak, olduğu yerde kalmak.