Kelimeler arşivinde; içinde "kalak" olan, toplam 26 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kalak bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kalak ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kalak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KALAKBAŞLILAR
KALAKLANMAK
KALAKALMAK, KALAKLAMAK
DANKALAK, GARKALAK, KONKALAK, ŞAŞKALAK, ŞANKALAK, KASKALAK, KARKALAK, KANKALAK
SAKALAK, TOKALAK, SOKALAK, ŞAKALAK, ŞIKALAK, TAKALAK, MAKALAK, KALAKÖY, KALAKLU, KALAKLI, KALAKÇI, KAKALAK, BAKALAK
KALAK
KALAK
Burun, burun ucu. Tezek yığını. Gelin tacı.
KARKALAK
Deniz ve ırmağın kıyıya attığı odun ve tahta parçaları. Dışarıya doğru çıkık göz. Fundalıkta yetişen, gövdesinin içi yumuşak, ceviz büyüklüğünde meyvesi olan bir çeşit bodur ağaç.
KALAKLAMAK
Kapı kapı dolaşmak, gezmek: Bu gün az kalaklamadık. Dalgalanmak.
TOKALAK
Topak, küçük parça. Kısa boylu, tıknaz. Koyun, keçi ve benzerleri hayvanların kuyruk altındaki tüylerine yapışan pislik. Yuvarlak, yumru. Yuvarlak.
KASKALAK
Kendini beğenmiş, çevresine caka satan, övünen.
KALAKBAŞLILAR
(Rhynchocephalia), Omurgalı hayvanlardan sürüngenler (Reptilia) sınıfının bir takımı. Biçimleri kertenkeleye benzer. Çoğunun soyu tükenmiş ve bugün yaşayan bir türü kalmıştır: Noktalı kamadiş (Sphenodon punctatus).
ŞANKALAK
Çirkin, biçimsiz.
KALAKLANMAK
Havalanmak, kendini yüksek görmek.
DANKALAK
Grip, nezle.
SAKALAK
Mantar.
KONKALAK
Kelebek.
SOKALAK
Çimlenmiş ekin.
KANKALAK
Çorba kabı. Kelebek.
KALAKALMAK
Bir şey veya durum karşısında şaşırmak. Güç durumda kalmak. Bir şeyin üzerine aşırı düşmek, üstünde durmak.
GARKALAK
Büyük parça.
ŞAŞKALAK
Şaşkın.
Bu bölümde tanımı içerisinde KALAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ŞAKALAK
Küçük kavun, kelek. Büyük, iri, yuvarlak: Şakalak üzüm. Davranışlarında çekingen olmayan, atak kimse. 20 cm. kadar uzunluğu olan mısır sapının her iki yanından onar cm.'lik birer bölümün kesilmesiyle yapılan, sallandıkça "şak şak..." diye ses çıkaran çocuk oyuncağı. Kullanıldığı yerler: Başkışla Karaman Konya, Özgüney Yalvaç Isparta.
BAKALAK
Bekleyici, gözleyici: Çocuğa bakalak ol. Bakalak ol da bahçeye sığır girmesin. Bakarak, gözetleyerek: Geldiğim yerlere bakalak geldim; inek filan görmedim. Boz renkli, tepeli bir çeşit tarla kuşu.
DULUKMAK
Hareket halinde olan bir cisim bir yere takılıp kalmak: Attığım değnek cevizin dalına duluktu. Kalakalmak, olduğu yerde kalmak.
ABRAŞMAK
Olduğu yerde kalmak, kalakalmak (av tabirlerinden): Tavşan abraştı. Bacakları açmak.