Kelimeler arşivi içinde; başında "ka" olan, 3 harfli toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. ka ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ka ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ka olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Sözcüklerin anlamı için kelime üzerindeki bağlantılardan faydalanabilirsiniz.
KAŞ
Gözlerin üzerinde kemerli birer çizgi oluşturan kısa kıllar. Kemerli ve çıkıntılı şey veya yer. Sarp kayalık, uçurum. Eyerin ön ve arkasındaki çıkıntılı bölüm. Duvar, bağ ve bahçelerde toprak yığarak yapılan sınır, set. Antalya iline bağlı ilçelerden biri. Sarp kayalıklar, uçurum. Tepe, dağ. Bağ ve bahçelerde toprak yığarak yapılan sınır, set. Yokuşun düzlüğe çıkılacak yeri, yokuşun başı. Patika, ince yol. Suyun, toprağın bir yanını oyup diğer yanını yükselttiği kısmı. Duvar, duvarın üstü. Çatı saçağı. Dam. Balkon. Semerin iki yanındaki ağaçlar. Ufuk. Mısır kırması. Mısır kırması ile yapılan çorba. Ocağın kemeri : Ocağa kaş çevirmek her ustanın işi değildir. Köprünün kemeri. Kemençede telleri yüksekçe tutmaya yarayan, eşiğin yanında bulunan, kaş biçimindeki delikler. Su kaynağı. Ev, oda, ahır ve benzerleri yapılarda dama uzunlamasına atılan atmaların altına, iki yana, yapı uzunsa ortaya gelecek biçimde enlemesine yerleştirilen ağaçlar. Dağlık, kayalık yolun dönemeci. Sergen, raf. Semerin üst, ön tarafında binenlerin tutunması veya yüke ait ipin bağlanmasına yarayan iki, ağaç çıkıntı. Yokuş, uçurum. Boylu boyunca uzanmış büyük kısmı toprağa gömülü kaya. Taraf, geçe. Uçurum, set, duvar. Kaç?. Kaş// kaş goz: kaş ve göz gibi çehreye ait uzuvlar// kaş kiprik: bk. kaş kirpik// kaş kirpik: kaş ve kirpik, bk. kaş kiprik// kaş yihmak: melul olmak, mahzun olmak Artvin Yusufeli Uşhum köyü. Gözün üzerinde bulunan çıkıntı ve bu çıkıntı üzerinde büyüyen kısa yumuşak tüyler. Toprak damlarda duvarı taşan kısım. (Senirköyü Sincanlı Afyonkarahisar; Alçılı Delice Ankara). Alçak duvar. (Senirköyü Sincanlı Afyonkarahisar). Semerin ön ve arkasında ip geçirmeye yarayan çatal ağaçlar. Eğer ve semerin önündeki sivri kısım. Tepelerde su ayırımı çizgisi. (Kadıköy Buldan Denizli). Gözün üzerinde bulunan çıkıntı ve bu çıkıntı üzerinde büyüyen kısa, yumuşak tüyler. Eyerin ve semerin önünde ve ardında olan yükseklikler. Kavun ve karpuz dilimi. Damın saçağı. 4.Ufuk. Gümüşhane kenti, Kelkit ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
KAP
İçi gaz, sıvı veya katı herhangi bir maddeyi alabilen oyuk nesne. Türlü şeylerin taşınması veya saklanması için kullanılan torba, kılıf, çanta, sepet, sandık vb. Kadınların giydiği kolsuz üstlük. Kapak, cilt. Kap kacak. Gövdeyi omuzların üstünden çepeçevre saracak biçimde yapılmış olan bir tür üst giysisi.
KAZ
Perde ayaklılardan, uzun, beyaz veya gri boyunlu, suda ve karada yaşayan, uçan, yabani veya evcil kuş (Anser). Budala.
KAF
Tarla kenarlarındaki yüksekçe toprak setler.
KAC
Çelik parçası vurulduğunda ateş çıkaran sert taş, çakmaktaşı. Topraktan sıyrılarak dışarı çıkmış şerit biçiminde uzanan taş çıkıntıları. Kaç?. Kaç (bk. kaç). Tadı buruk ve nahoş, ekşimsi.
KAS
Tellerden oluşan ve kasılarak vücut hareketlerini sağlayan organ ve bu organın telsi dokusu, adale.
KAL
Bir alaşımdaki madenlerin erime derecesi farkından yararlanarak bunları birbirinden ayırma işlemi. Söz, lakırtı, laf.
KAT
Bir yapıda iki döşeme arasında yer alan daire veya odaların bütünü. Bükülen veya kıvrılan bir şeyin her kıvrımı. Makam, mevki. Giyeceklerde takım. Katman. Ön, yan. Apartman dairesi. Sonuca bağlama, bitirme. Kesme. Kesme, kesilme. Bir yüzey üzerine az veya çok kalın bir biçimde, düzgün olarak yayılmış bulunan şey. Kez, defa, misil. İlgiyi kesme. Huzur. Üst üste konulmuş şeylerden her biri, tabaka. Tekrarlanan bir sayının toplamı.
KAÇ
Herhangi bir şeyin niceliğini sormak için kullanılan soru sıfatı. Birçok.
KAD
Kâğıt.
KAR
Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne beyaz ve hafif billurlar biçiminde donarak düşen su buharı.
KAN
Atardamar ve toplardamarların içinde dolaşarak hücrelerde özümleme, yadımlama görevlerini sağlayan plazma ve yuvarlardan oluşmuş kırmızı renkli sıvı. Soy.
KAH
Kenar, sınır, kıyı. Meyve kurusu. Keçeci tokmağının uç kısmındaki demir bilezik. (Yalvaç Isparta). Bazen, kimi vakit, bazı bazı, gâh.
KAA
Şaşma bildirir ünlem : Kaa kız! Öyle bir sel geldi, öyle bir sel geldi ki.
KAĞ
Ekin arasında biten yaban otlar. Dağ yamaçlarındaki ince çayırlık yer. Dağ yamacı. Tarlayı otlardan temizleme, çapa işi. Meyve kurusu. Toprağı gübre ile kabartmak. Toprağı gübre ile kabartma, çapalama. (Bu kelime daha çok kürmanç ağzında kullanılmaktadır. Kelimenin aslı Divanü Lügati't-Türk'te "kığ" şeklinde aynı manada kullanılmıştır. bk. DLT.III.s.129).
KAM
Şaman.
KAY
Yağmur, yaz yağmuru. Kusma.
KAV
Ağaçların gövdesinde veya dallarında yetişen bir tür mantardan elde edilen ve çabuk tutuşan, süngerimsi madde. Yılanın deri değiştirirken attığı deri. İçki mahzeni.
KAK
Elma, armut vb. meyvelerin kurutulmuşu. Zayıf ve kuru (kimse).